Misafir Defteri/Guestbook




Şimdiye kadar misafir defterine yazan sayısı1711 toplam ziyaret eden sayısı 59655228 kişidir.

<<  1 ... 5 6 7 8 9 10 11 >>
Mesaj gönderenin Adı - Soyadı : Sizden gelen mesajlar :
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 12:09 Edit - 1280 Delete - 1280 IP - 1280 Antwort - 1280

----- Özgün İleti -----
15/04/2007"E.ALTUNKAYNAK"
BEKLENEN SÜRPRİZLER BAŞLADI
Bu mektubu yazanın kimliğini öğrendiğiniz de çok şaşıracaksınız ama bu ülkede ne konumda olursa olsun hala doğruları ortaya koymaya çalışanlar olması umutlarımızı yeşertiyor.
• Sayın Başbakanım, dünyanın hiçbir yerinde sistemi yıkmak isteyen unsurlar, sistem tarafından hoş görülmez. ABD'de El- Kaide'yi temsil eden ya da onun söylemlerine sahip çıkan bir parti kuramazsınız. Bunun demokrasi ile bir ilgisi de yoktur. Partimizin Kürtçü unsurlarla ve bölücü terör örgütü ile yeterince mücadele etmediği, hatta demokratikleşme adı altında zaman zaman müsamaha ettiği söylemleri sokakta konuşulmaktadır. Türk halkı sessiz ve için için bilenmektedir. Özellikle son dönemlerde bazı idarecilerin Barzani ve Talabani ile sıcak ilişkileri bu duyguları körüklemiştir. Kürtçü ve bölücü kesim ise hem halkla hem de anayasal sistemle tam bir restleşme içerisine girmiştir.
• Diğer yandan devletin içerisinde cemaat örgütlenmesi iddiaları, toplumda ciddi karşılık bulmuştur.
• Ülkede kapkaç olaylarının artması, asayişin bozulmuş olması halkın kendi kendini savunması gerektiği kanaatini oluşturmuştur. Özellikle gasp eylemine karışanların örgütlü hareket etmeleri, belirli bir bölgenin insanı olmaları, polisin bu mücadelede başarısız olması (gerekçeleri tartışılabilir) toplumu kopma noktasına getirmiştir.
• Evet halk kopma noktasına gelmiştir. Toplumda Türk -Kürt çatışması çıkması ihtimali uzak değildir. Laik-cemaatçi çatışması çıkması ihtimali uzak değildir. Basit bir provokasyon zaten gergin olan toplumu her an patlatabilir. Bu gerilimin acilen sona erdirilmesi gerekmektedir. Burada görev hepimize, en çok da şahsınıza düşmektedir. Yukarıda belirtilen gerilim sadece toplumda değil, anayasal kurumlarda da oluşmuştur. Özellikle Genelkurmay Başkanı Sayın Büyükanıt'ın ABD'de yaptığı "Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir zaman bu kadar tehdit altında kalmamıştır" açıklaması ve de MİT Müsteşarı Sayın Taner'in "Türkiye Cumhuriyeti'in üniter yapısı tehdit altındadır" açıklaması dikkat çekicidir.
• Bu şartlar altında sizin durumunuz tam bir açmazdır. Sizi öyle bir noktaya getirdiler ki "Ben Cumhurbaşkanı adayı değilim deseniz" korktu kaçtı diyecekler. "Cumhurbaşkanı adayıyım" deseniz toplumsal reaksiyona karşı durabilme şansınız yok. Araf'ta kaldınız. Gelin, bir de size göre asi olan şu Anadolu vekilini dinleyin ve Cumhurbaşkanı adayı olmayın. Hem şahsınızı hem partinizi hem de ülkenizi rahatlatın. Sizin için değil ama ülkem ve özellikle sokaktaki masum insanlar için sizden Köşk'e aday olmamanızı ısrarla istiyorum.'


• İbrahim H. Aşkar,
AKP Afyon Mv.

onur hasan erdem
erstellt am .. um 11:50 Edit - 1281 Delete - 1281 IP - 1281 Antwort - 1281








EMEĞİN VE EZİLENLERİN SESİ HAYAT TV GELİYOR...........................



Heyacanla bekledigimiz Emegin,ezilenlerin sesi,gözü kulagi olacak Hayat TV Türksat 2A uydusundan start verdi.Onu yasatmak,büyütüp,güclendirmek icin yüregi emekten yana olan her bireye görev düsmekte.Gerek kanalin tanitimi,gerekse maddi yardimlar icin sefeber olunmaliki,gücünü aldigi yere yarasir sekilde inatla ayakta durabilsin..

Frekans : 11996
Polarizasyon : VERTIKAL
Sybolrate : 26000

Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 09:50 Edit - 1282 Delete - 1282 IP - 1282 Antwort - 1282

Konfiçyüse, sormuşlar insan oğlunda seni şaşırtan şey nedir ?

CEVABI.

İnsan oğlu para kazanmak için sıhhatini verir.
Sonra sıhhatini kazanmak için parasını verir.
İstikbali düşünürken,insan oğlu yaşadığı günü unutur.
Böylece bugünü yaşar,nede istikbali,
Aslında,ölüm yokmuşcasına yaşarken,yaşamış gibi ölürler demiş,

Konfiçyüs ün bu sözlerinden ibret alıp dersler çıkarmak gerekmezmi?

Doğan DOĞAN
Em.Alb.
www.igdeli.net
E-Mail: info@igdeli.net
erstellt am .. um 19:32 Edit - 1283 Delete - 1283 IP - 1283 Antwort - 1283

5 AĞUSTOS 2007 TARİHİNDE 6’NCISINI DÜZENLEYECEĞİMİZ GELENEKSEL İĞDELİ KÖYÜ KÜLTÜR ŞENLİĞİNDE BİZE DESTEK VEREN DOST KÖYLERİMİZ VE YER YÜZÜNDE YAŞAYAN İĞDELİ VE ÇEVRE KÖYLÜLERİ VE ONLARIN DOSTLARIYLA BİRLİKTE SEVGİLİ MUSTAFA ÖZARSLAN'LA (GRUP ÇIĞ) BİRLİKTE HALAYLARLA KUTLAYACAĞIZ. BAŞTA KÖYLÜLERİMİZ OLMAK ÜZERE HERKESİ BİZİMLE BİRLİKTE OLMAYA DAVET EDİYORUZ.
SAYGILAR SUNARIZ.
Mehmet Ali TASKIN
E-Mail: mehmetalit74@yahoo.com
erstellt am .. um 15:21 Edit - 1284 Delete - 1284 IP - 1284 Antwort - 1284

Arkadasin biri izin vermezmis neye?Esimin imla kilavuzu olmasina.Izin vermeyen insan o konuya hakim ve o konuda diger insanlara gore bilgi ve birikimi olan insandir.Daha TURKCE yazmasini bilmeyen cumlelerin sonuna nokta, virgul vs..ondan sonra gelecek harflerin ne sekilde yazilacagindan haberi olmayan insan esimi elestirme hakkina sahip degildir.Alsana bir soru kardesim.Oku oku baban gibi essek olma.Bu cumlenin neresine virgül koyarsan babani översin?Sende kabul et deki guzel kardesim...hanfendi maruz görun biz alamanciyiz!! turkcemiz,imlamiz ve hitap seklimiz bozuk deyin,duzeltmek icin ugrasin.Sizin deyiminizle saniyorsam! Hurriyette staj yapiyorsunuz.Yazdiginiz yaziyi makale dusunun ve basinizdaki sefinize verin icerigi mukemmel dahi olsa imla ve anlatim bozukluklarindan ötürü karneniz zayif olur.Bir karsilastirma yapmam gerekirse sahsen ben saygi duydugum sayin Muhittin Görgulunun yazilarini hic okumam cunki anlamam.Ama Adnan Tunc un yazisini sonuna kadar okurum.Umarim bu iki insanin yazilarini okur yada okuyamazsin ne demek istedigimizi anlarsin.Saglicakla kal kendine iyi bak.
Vedat TATAR
E-Mail: vtatar@gmail.com
erstellt am .. um 09:48 Edit - 1285 Delete - 1285 IP - 1285 Antwort - 1285

KARAÖZÜ ve ÇEVRE KÖYLERİMİZ
ADINA KURULMUŞ OLAN İNTERNET SİTELERİNİN SEÇKİN YÖNETİCİLERİNE
SEVGİ ve SAYGILARIMLA

Cumhuriyetimizin tehlikede olduğu şu günlerde 8 ve 14 Nisan 2007 tarihlerinde KARANLIĞA HAYIR-CUMHURİYET Mitinglerine katılan yöremizin tüm insanlarını sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Ancak burada belirtmeliyim ki; CUMHURİYET için yöremiz için yapılan ve yapılacak olan toplumsal olayları açılış sayfasından özenle ve dikkat çekici bir şekilde izleyicilerine sunan “turkmensitesi.com”, “kalekoy.de” ve de “yediavsarlar.com” sitelerini canı gönülden kutluyorum.
Diğer sitelerimiz bu tür önemli konulara yer vermiyorlar mı? Elbette veriyorlar, ancak ziyaretçi defterlerinde yazmakla yetiniyorlar bu sitelerimizin yöneticilerini de yürekten kutlarım.Ben umuyor ve bekliyorum ki; yukarıda ismini saydığım site yöneticilerimiz gibi diğer site yöneticileri de aynı duyarlılığı göstersinler. Hatta daha da ileri giderek” ne olurdu bu mitingleri daha da önemli kılmak için ilk sayfalarında “turkmensitesi.com” gibi renklendirerek, gözümüze sokarcasına” yayınlasaydınız. Miting konusunda duyarlı yazılar dışında ziyaretçi defteri dahil hiçbir konuya ve yazıya yer vermesiniz. Radyolarımıza, CUMHURİYET anlatan, duyarlılık gösteren yazarlarla röportaj yapmak için davet etseydiniz... Kişisel bazda düşmanlık yaratan kısır çekişmelerimize 3-4 gün ara verseydiniz. Mitinglerin kalabalıklığını, amacına ulaştığını yayınlasaydınız araştırma motorlarına kaydedilseydi… OLAMAZ MIYDI…
Amacım kırmak değil, sadece eleştirmekti.
Sevgi ve saygılarımla. Öğretmen Vedat TATAR Mv. Danışmanı
Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 22:36 Edit - 1286 Delete - 1286 IP - 1286 Antwort - 1286

Kis baslamak üzeredir. Kizilderili toplulugu sefin etrafina toplanmis, kisin sert mi yoksa yumusak mi geçecegini ögrenmek isterler.

Geleneksel yeteneklerini dedelerinden bu yana çoktan kaybetmis bulunan sef isi saglama almak için kisin sert geçecegini ve mümkün oldugunca fazla odun toplamalarini söyler kabilesine.

Akilli bir adam olan sef birkaç gün sonra yakinlardaki meteoroloji istasyonuna telefon eder:

"Bu kis soguk mu geçecek sizce?"

Meteorolog cevap verir:

"Evet, oldukça sert geçecege benziyor."

Bu cevabi alan sef derhal kabilesine döner ve kisin çok sert geçecegini,daha çok odun parçasi toplamalari gerektigini söyler.

Bir süre sonra Meteoroloji istasyonunu tekrar arar ve sorar:

"Kis hala soguk mu geçecege benziyor?".

"Evet" der karsidaki:

"Oldukça soguk geçecege benziyor."

Sef kabilesine döner ve sadece odunlari degil bulabildikleri her çaliçirpiyi toplamalarini ister.

Birkaç gün sonra meteoroloji istasyonunu tekrar arar:

"Kisin sert geçeceginden gerçekten eminmisiniz?".

Adam:

"Kesinlikle. Bugüne dek yasanan en sert kislardan birini yasayacagiz gibi görünüyor."

"Nasil bu kadar emin olabiliyorsunuz ?" diye sorar sef.

Meteorolog yanitlar:

"Kizilderililer çilginlar gibi odun topluyor!"


Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 22:56 Edit - 1287 Delete - 1287 IP - 1287 Antwort - 1287

KİMSE YANLIŞ ANLAMASIN!!

Evet;Kimse yanlış anlamasın.Ankara Karaözü Dernegi 14 NİSAN 2007 tarihindeki Tandogan meydanındaki yürüyüşe katılıyormuş.Bu yürüyüşe katılanların son secimlerde AKP partisinin adayı Sayın Cakır GENÇ e verilen 385 oy ile İl genel de verilen 249 oy verenlerle bir yakınlıkları varmıdır?Yada Başka bir partiden adaylıgı kabul edilmedi diye AKP oylarını veren Dernek başkanıda Tandogan meydanında olacakmı?
Kimse yanlış anlamasın;Sayın Başbakan Cumhurbaşkanlıgına adaylıgını koymadan önce Belediye başkanlarının fikirlerinide alıyormuş.AKP Karaözü Belediye Başkanı Sayın Cakır GENÇ Böyle bir toplantıya katıldımı?Katıldı ise Sayın Başbakana Bir önerisi oldumu?Katılmadı ise Bir siyasi partinin Belediye Başkanı olarak bu güne kadar ne düşündügünü herhangi bir sitede Secmenleri ve cevre köy halklarıyla paylaştımı?Kimse yanlış anlamasın AKP Partisinin Belediye Başkanı Tandogandaki yürüyüş için ne düşünüyor?Ankara Karaözü Dernegi bu eyleklerinden dolayı sayın başkanı bilgilendirdimi?
KİMSE YANLIŞ ANLAMASIN:
-Adamın biri Hoca'ya sormuş:
"O Veli hangi velidirki,deniz kenarında kızını kurban ederken,gökten keçi indi?"
Hoca"Hangisini düzelteyim ?"demiş:
"Bir kere veli degil,nebi idi....Deniz kenarında degil,dağdaydı.....Kızı degil oğluydu......Keçi degil koyundu......"


Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 00:55 Edit - 1288 Delete - 1288 IP - 1288 Antwort - 1288

BAŞBAKAN CUMHURBAŞKANI OLMALIDIR.!!

Son günlerde Cumhurbaşkanlığı secimi ile ilgili herkes bir yerlerde,özellikle sanal alemde düşüncelerini sizlere aktarıyor.Özellikle Siyasetciler Sayın Başbakan için:Sayın Baykal;"Başbakan Cumhurbaşkanı olmamalı"daha sonra"Anayasal kurumlara teker teker savaş açıp,haddini bildirmeye girişen bir kişi Cumhurbaşkanı olamaz.Hikmetyar'ın önünde diz cökmüş ,süklüm,püklüm bir Cumhubaşkanı,(millet isterse laiklikte degişir)diyen bir Cumhurbaşkanı,(Türkiye eyalet sitemi ile yönetilir)diyen Bir Cumhurbaşkanı olmaz,olmamalı,oldurmayın.Oldurmak isteyenlere meydanı bırakmayın.Türkiye'ye,Anayasaya sahip cıkın.Cumhuriyetin birikimlerine sahip çıkın"diyor.
Toplum olarak cok unutkan oldugumuz için eskiye gidip hafızaları yokluyalım bakalım:
-Sayın Erdogan'ın İstanbul Belediye Başkanı olamıyacagını söylediler oldu.Hatta o zamanlar gelecegin Başbakanı diyordular onuda oldu.
-Sayın Demirelde Darbeden sonra hem Başbakan sonrada Cumhurbaşkanı olmadımı?
-Sayın Özal "Nitekim"e ragmen Başbakan vede Cumhurbaşkanı olmadımı?
Herzaman söylerimya Türkiyede "Siyasi etik"henüz daha oluşmamıştır.Halen "Dün dündür,bugün bugündür"ilkesiyle siyaset yapmıyormuyuz?
Anayasımıza Göre Halkın oylarıyla seçilen Milletvekilleri Mecliste verecegi oylarla Cumhurbaşkanını secmeyecekmi?Bu Anayasaya yüzde yüze yakın oyla EVET diyen bu halk degilmiydi?Benim memleketimin insanları hem unutkan hemde isyankarmıdır bilemedim!
Gecen seçimlerde 9 milyon secmen (Yurtaş!!)kendisini Mecliste temsil etmesi için,yada kendi siyasi görüşünü meclise taşımaya gerek görmemiş vede en önemli Yurttaşlık görevini yapmamiş.Şimdi bu dokuz milyon kullanılmayan oyun ne kadarının makul mazeretleri vardır?Yada "Bana ne kim gelirse gelsin","Gelene ağam,gidene paşam"diyen kişi ne kadardır?Yada "Kardeşim kim gelirse gelsin ben kazanacagım paraya bakarım",diyen kac milyon kişidir?Belkide sandıga oy vermeye gitmeyen "Siyaset bizim neyimize kim gelirse gelsin ben kendi dümenime bakarım"diyenlerde cıkabilir.Hatta Siyasi görüşleri dişinda bir partiye beldesine zaten gelecek hizmetler için oyunu verenler de cıkabilir(Örnegin son secimlerde AKP Partisine Karaözü Kasabasından Başkana :381 İL GENEL:249 oy verilmiştir)BUörnekleri dahada cogaltabiliriz.Bu vahim tabloda ilginç bir araştırmada (Malesef gene Alevilik)Sandık başina oy kullanmaya gitmeyen 9 milyon secmenin cogunun Alevi inancından insanlar oldugu söylenmektedir.Başka bir deyişle Sandıga oy kullanmaya giden bazı Alevi canlarımızda İktidar partisine Yani Sayın Başbakanımızın yada Cumhurbaşkanı adayı Sayın Erdogan a vermişlerdir.
Degerli Canlar;Sayın Başbakanın Cumhurbaşkanı olmaması için hiçbir sebep yoktur.Aday olur Milletin vekilleride oylarını verirse olur.Bencede Sayın Başbakan Cumhurbaşkanı olacaktır.Ortada bir sıkıntı varsaki sandıga gitmeyen 9 milyon secmene yada gidipte siyasi iradesi dışında başka partilere oy verenlerin düşünsünlerki tarih yazılırken katkı payları inkar edilmesin!!!!
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 14:34 Edit - 1289 Delete - 1289 IP - 1289 Antwort - 1289

UYANDIR BİZİ

Bir ulus yarattın özgür,
Bir cumhuriyet kurdun tam bağımsız,
Bir gelecek gösterdin
Aydın mı aydın.
Bir cennet olacaktı Türkiye,
Mutluluk gülleri açacaktı yüzlerinde
Çalışkan insanların..
Bütün umudum gençliktedir”
“Atatürk sizsiniz! gelecek sizindir! ”
Öylesine inandın,
Öylesine güvendin ki gençliğe.
En büyük eserini,
Cumhuriyeti verdin ellerimize

KORUYAMADIK

Oysa ne günlerden gelmiştik,
Emperyalizmi yere sermiştik.
Ulusçuluk demiştin kurtuluşumuz.
Nicedir durum değişti,
Şovenlik, ayrımcılık, dincilik türedi.
Yıkıyorlar ulusal devleti..

SORGULA BİZİ..
.Dedin ki ulusuma en iyisi gerektir,
Cumhuriyet fazilettir,
Kimsesidir kimsesizlerin.
Yeni sultanlar yarattık senden sonra.
Kapılandık bir avuç çıkarcıya..

.YARGILA BİZİ..

Laiklikti çağdaşlığın temeli,
Sen öldün mezarlardan çıktı hortlaklar.
Tekkeler, türbeler, tarikatlar,
Dinciler, yalancılar, talancılar, iktidar.
Gör ne hallere düştük..

AZARLA BİZİ..

Yoksulluk içinde öderken eski borçları,
Ayrılmadı doğu, batı.
Şimdi saldırıyorlar sosyal devlete,
Bir talan ve yağma havası üstümüzde,
Gitti gidecek Türkiye..

GÖR HALİMİZİ..
Bağımsızlık
Geride kaldı dediler inandırıldık.
Ne de safmışız kolayca kandırıldık,
Uşak olduk emperyalizme.
Yasaklandı, suçlandı, vuruldu değerlerimiz
Parçalandı, yıkıldı, yok oldu emeklerimiz..

TUT ELİMİZİ..

Emanetini geri al,
Kur Kemalist Cumhuriyeti yeniden.
İlkelerin tutsun ellerimizden,
Fikirlerin yerleşsin bir mıh gibi.
Bir daha çıkmasın belleğimizden,
Uyandır bizi,
Uyandır bizi..

UYANDIR BİZİ..

Adnan Tunc
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 12:42 Edit - 1290 Delete - 1290 IP - 1290 Antwort - 1290

Sayin Osman Cafer Tatar,

Sayin ........... a , ve mailime gönderdiginiz yazinizi ilgi ile okudum.
Cesaretli yaklasiminizdan dolayi kutluyorum.
Ismet Inönünün o tarihi sözü

" bir ülkede namuslularda en az namussuzlar kadar cesaretli olmalilar "

bu günlerin Türkiyesinde en fazla ihtiyac duyulan bir dönem icin halen güncelligini koruyor.

Bunlar Alevilik (din ) duygularinin yaratici ile kendi aralarindaki bir duygu oldugunu,
Aleviligi Politik amaclarina alet etmelerini,
bunlar Aleviligi Atatürk ilkeleri, Cumhuriyet ilkeleri ile
süsleyip,püsleyip,toplum önüne sürmelerinin hic bir gercekle uyusmayacagini,
Atatürkün diger bir cok tarikatlarla birlikte 1924 yilinda Cemevlerinide hangi mantikla yasakladigini yine bunlar en iyi bildikleri ve Cumhuriyet ilkeleri ile uyusmayacagini
(dinin politikaya alet edilmesi ) bildikleri halde,
Aleviligi amaclari disinda, bazilarida bilerek yada bilmeyerek
yada kendilerini boslukta hisseden ESKI SOL DÖNEKLERIN Aleviligi göstermelik olarak kullandiklarini hepimiz bilmekteyiz.
Öyle olmasa zamanin eski sol önderlerinin bugün Dedeler karsisinda el pence divan durup,
onlarin cömezligine soyunmalarinin baska bir aciklamasi olamaz.

Yarin baska bir sey moda olur, onu toplumun önüne dayatirlar. Bunlari en iyi ben ve benim gibi düsüneneler tanir. (gecmisten kader birligi )

Zoru görünce onca ideallerini bir anda birakip,DÖNMESINI modaya uymasini cok iyi becerirler.
Samimiyetlerine kesinlikle güvenilmez.
Gercek Aleviligi yasam bicimi edinenlerin bu sözde Alevi önderlerine (Döneklere )cok dikkat etmeleri gerekir.
Bu konulari
Basta Bizim köydeki dönekleri , ve diger köylerin döneklerini ve digerlerini kastederek sitelerde günlerce yazdim.
Diger sitelerden cesaretli arkadaslarda yazdilar.
iki satirla bile karsilik veremediler.Veremezler.

Tarih bunlari, bu günlerde Türk toplumunun yozlasmasina, olan katkilariyla tanitacak ve yazacak.

Pratikteki tutumlariyla,ortaligi bulandiran,karistiran, her alanda olumsuz, faydasiz topluma sunduklari yozlastirici tavirlari
bunlarin ne kadar gercegi yansittigini gözler önüne sermiyormu.
Bakin o sitelere yada özel maillerimize sahte isimlerle yazanlar,
Bakin, isine gelmeyen yazilar yazdigimizda ilkesiz tutarsiz , küfürbaz bozuntularinin yazdiklari yazilara ,
birde sitelere görüntü vermek icin sahte ,süslü, püslü yazilarina....

A. Tunc , Frankfurt , 09.04.2007
cagdas seichter
E-Mail: cagdas_seichter@hotmail.com
erstellt am .. um 18:54 Edit - 1291 Delete - 1291 IP - 1291 Antwort - 1291

dogru olan, her somut durumda müzakere edilmeli ve karara baglanmalidir.

1) kendinizi ne ile meskul edeceginize elbetteki siz karar verirsiniz. aksini söyleyen zaten hic bir zaman olmadi. size ne yapacaginizi ögretmeye calisan da olmadi. olamazda! ajitasyonu bir tarafa birakalim. size sadece bu sitede yazi yazanlarin türkcesini elestirmeyi birakin diyen oldu. birakmayacaksanizda gidin baska sitelerde türkcenizi tatmin edin diyen oldu ve burada yazi yazanlarin türkcesini bir hic saymaya devam ettiginiz sürecede olacak! sizden ögrenmeyecegiz türkcenin icerigini, kendinizi imla klavuzu gibi görmekden vazgeciniz. en azindan bu sitede bunu yapmaniza müsade etmem. bu köyün insanlari sizden türkce ögrenmeyecek. herkes haddini bilsin.

neden yaptiginiz yanlisi kabul etmiyor sunuz? ve neden "ben aslinda, burda yanlis bir türkce ile yazilmis yazi okuyunca üzülüyorum ve bunun böyle olmasini istemedigimden ötürü bu sitede yazi yazanlari dogru tükce ile yazi yazmalari konusunda uyarmaya calismak istemistim" diye bir cümle kuramiyor sunuz? nede olsa siz türkce hakimisiniz ya, kendinizi bu sekil dile getirmek sanirsam size zor geliyor.

2) saygi-sevgi cercevesinden bahsediyorsunuz. ama bir yazinizda bu web sitesine yazi yazanlarin türkcesine dokundurup, edebiyat ögretmenligine soyunup, kisilerin türkcesiyle alay etmeden kendinizi alikoyamadiniz. ve bu yetmiyormus gibi size bu konuda cevap vereni, "ben anneyim ne yapsam yeridir" gibisine basit bir savunma anlayisiyla gecistirmeye calisiyorsunuz. ne bicim bir sevgi-saygi anlayisiniz varmis öyle. siz kalkin millietin tükcesine laf edin, sonrada sevgi-saygidan bahsedin. sunu cok iyi bilin, burda sadece siz degil, kim olursa olsun, bu siteye yazan birisinin türkcesine laf attirmam. siz kim oluyorsunuzda baskalarina önce türkce yazmasini ögrenin diyorsunuz. söyler misiniz lütfen ne yapmamiz gerekiyordu? birileri kalkip buraya yazi yazanlarin türkcesini asagilayacak ve biz ses cikartmayacagiz mi? buyrun söyleyin lütfen ne dememiz gerekiyordu, "evet cok iyi yaptiniz, burada yazi yazanlara bir güzel türkce dersi verdiniz mi dememiz gerekiyordu da siz kendi kendinize garip bir tavira bürünüyor sunuz?

birileri koskoca alevi toplumunu yazisinda alkolik yapsin, birileri yazisinda bu siteye yazi yazanlarin türkcesiyle dalga gecsin, sonrada suclu biz olalim! ne güzel is ya! tolerans denilen sey bir yere kadar olur. dogru olan, her somut durumda müzakere edilmeli ve karara baglanmalidir. no tolerans, no integration!

3) site hakimligi demek, siz tükce yazi yazma hakimligine soyundugunuzda isler ne hikmetse güllük gülistanlikti. siz türkce hakimi iken hic böyle hakimlikden falandan filandan bahsetmiyordunuz. ne oldu böyle birden bire, ne cabuk degistiniz...insanin kendisiyle celismesi son derece vahim bir olay!

4) bir siz biliyorsunuz demi yazdiklari kelimelerin cümlelerin ne anlama geldigini, tabi canim sizden baskasi bilmiyor! buraya yazi yazanlar köylü de mi? hayret birsey ya..

5) demek cocuk sahibi olmak anlayisi ögretiyor, o zaman neden bu siteye bozuk türkceleriyle yazi yazanlarin türkcesine anlayis göstermediniz? neden anlayis göstermek yerine o insanlarin türkcesiyle alay ettiniz? sanirsam anlayis denilen meseleyi cocuk sahibi olmaniza ragmen kavrayamadiniz. yalan mi? hayir yalansa yalan deyin, buyrun beraber bir daha okuyalim isterseniz yazdiginiz yaziyi! siz degilmiydiniz bu siteye yazi yazan insanlarin türkcesini hor gören, asagilayan!

dogru olan, her somut durumda müzakere edilmeli ve karara baglanmalidir. aksini düsünenlerle isimiz olmaz, olamaz!

cagdas
hatice baktmaz
E-Mail: verilmez@hotmail.de
erstellt am .. um 17:30 Edit - 1292 Delete - 1292 IP - 1292 Antwort - 1292

site çok güzel olmuş yıllık ödevimi yaparken çok işime yaradı.sağolun.ayrıca Kayseri ilimiz hakkında daha da bilgilendim.
yedibubucak avsarları top.day.ve kül.der.
erstellt am .. um 17:52 Edit - 1293 Delete - 1293 IP - 1293 Antwort - 1293

Değerli Canlar ,

Türkü tadında hoşsohbet ve tanışmak kaynaşmak için radyomuz yayına herkesi bekliyoruz .

YEDİ BUCAK AVŞARLARI
TOPLUMSAL DAYANIŞMA VE KÜLTÜR DERNEĞİ

http://www.yediavsarlar.com/radyo.html
Riza Sahin
erstellt am .. um 23:37 Edit - 1294 Delete - 1294 IP - 1294 Antwort - 1294

Sayin Site yöneticisi Haydar beyefendi,

Sitenize bir yigin sacma sapan yazilar gönderiliyor. Kafasi bozulan, cani sikilan, Artist olmaya calisan hep adindan bahsettirmek isteyen bir sürü icerigi olmayan can sikici hatta hakaret edici yazilar gönderiliyor.
Benim sizden ricam seviyeyi düsürmemeniz acisindan biraz daha secici olursaniz Gelen yazilari söyle bir sansürden gecirirseniz daha hos olur diye düsünüyorum. Cünkü gelen yazilara cevap yazmak zorunda kaliniyor o zaman polemikler uzadikca uzuyor ve hakarete kadar variyor.

Saygilarimla

Riza Sahin
Dilek Türkmen
E-Mail: dilektrkmen@yahoo.com.tr
erstellt am .. um 22:06 Edit - 1295 Delete - 1295 IP - 1295 Antwort - 1295

Bazen cocuk sahibi olmanin insana cook güzel tahammül etmeyi ve gülüp gecmeyi, anlayisi ögrettigini düsünüyorum. Karsindaki kim olursa olsun. Etnik köken saldirilari beni her akli basinda insanda oldugu gibi fazlaca rahatsiz ediyor.Onun icin ilk defa bu sitede yazi yazdim. Dogru olan, evet ben bu köye ait degilim.Orada bir köy var uzakta o köy bizim köyümüzdür türünde bir köyümde olmadi.Ama ait olmadigim bu köyün toplantilarina katiliyorum ve durumu hakkinda yakinen bilgiye sahibim. Ayrica sevdigim, görüstügüm insanlarida var. Dolayisiyla bana ne yapip ne yapmayacagimi ögretmeye kalkmak abesle istigal ediyor. Buna site hakemligine soyunmus biri karar veremez!!! Buna ben karar veririm.Kisisel haklar? Kisisel özgürlükler hakaretsiz, hazmederek saygi cercevesinde. Kendimi neyle mesgul edecegime de ben karar veririm. Ve asla gocunmam Tdk`nin sitesine girmekten. Katiyyen de herkese öneririm. Hic degilse yazdiklari kelimelerin ve cümlelerin ne anlama geldigini ögrenirler.Ayip degilki. Alinganligi anlamadim ama neyse bu konuyu cok fazla uzatarak marifet sahibi olma rolune kendimi kaptirmadan esimle beraber site editöründen bir ricamiz var. Kemal Görgülü`nün köyle ilgili cekmis oldugu filmi sitede nasil izleyebiliriz veya ne sekilde temin edebiliriz? Herkese sevgi ve saygilar
Adnan Tunc
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 18:28 Edit - 1296 Delete - 1296 IP - 1296 Antwort - 1296



ALINTI.... (Baki KOç )

Merhaba,uzun dönemdir yazamadim ama devamli ziyaret etmekdeyim.
Bizler uzak diyarlardada olsakda gönlümüz hep sizlerle olmakdadir.
Son dönemlerde hayli bir canlilik olusumlar icinde kosdurmaca heryerde oldugu gibi disarlardada olmakdadir.
Yöremizin tipki bir tatil bölgeleri haline gelmesi aci bir gercek,peki bizler ne yapabilirizi düsünürken yapabilmek istedigimizden fazlasi ile hüsrana ugratmayalim.Cogu sitelerde okudugum yazilari göz önüne aldigimda samimi söylüyorum EMEKLI olmak gelmiyor icimden!
Ben sunu rahatlikla söyleyebilirim,bazi degerli cokbilmis abilerim veya kardeslerim eger köyünüz icin birseyler yapmayi gercekden yapmak istiyorsaniz CAMI ve CEMEVI sevdalarinizdan vazgecin ENTEL yorumlarinizdan vazgecin Gelin köyünüze köy halkinin derdine ortak olun karinca kararinca ne yapilabilir fikrinde bir olun.
FIkir köyünün topraginda düssün büyüsün destek görsün sahiplensin o insanlardan güc dogsun ve onlar sahip ciksin sorunlarina,bizde karinca kararinca yardimda bulunalim.Ankaradan Almanyadan Istanbuldan ismarlam gelmesin bir yaz yagmuru gibi.
Böylesi birlikdeligin bir catisi olsun bir kurulus sadece köyün sorunlarini ve kültürüne sahiplenecek iste güzel bir örnek.Burunviran köylülerimizin kurmus olduklari bir dernek misali.
Henüz hic biriyle tanismadim ama kendilerini kutluyorum ,temiz ve dürüs tutumlarindan dolayi.
Neden bizimde böyle bir dernegimiz olmasin ayni cerceveler icerisinde.
Kendi köyümüz insanlarini böyle bir cati altinda toplamakdan güzel bir madi ve manevi güc olusturabiliriz.
Dini celiskilerden uzak Köyünün sorunlarini temel alan Demokratik bir bakis acisiyla yola cikmaya ne dersiniz.
Saygilarimla
Baki Koc


Not.Sevgili Baki Koç'un Karpınar sitesinde okuduğum yazısı ilgimi çekti.Kendisinden müsaade almadan bu sayfaya alıntı yaptım.Umarım hoş karşılar.

Bir İngiliz atasözünü hatırladım
''bazıları konuşur,bazıları yapar (uygular )
Kendisini aydın gören insanlar konuştukları kadarda bir şeyler yapabiliyorlarmı kendisini aidiyat hissettikleri yerlere..Yada o cesareti kendilerinde görebiliyorlarmı kolay olan konuşmanın yerine uygulamada kendilerini göstermeyi....
Yada aydın olmak sadece konuşmakmıdır yoksa konuştuğunu uygulamakmıdır.

Teşekkürler Baki Koç, Burunören Derneğimizle ilgili düşüncelerinden dolayı.....
Selamlarımla
Adnan Tunç

onur hasan erdem
E-Mail: oh69@hotmail.de
erstellt am .. um 19:16 Edit - 1297 Delete - 1297 IP - 1297 Antwort - 1297

Konu : Eurasiasat 1`de Hayat TV yayında

Eurasiasat 1 uydusunda 11996 V, SR 26000, FEC 5/6 parametreleri ile Hayat TV görüntülü test yayınında.

Hayat TV`ye yayın hayatında başarılar dileriz.
Av.Mahmut ERDEM
E-Mail: ra-erdem@web.de
erstellt am .. um 12:08 Edit - 1298 Delete - 1298 IP - 1298 Antwort - 1298


Hayat TV Yayın Hayatına Başladı
Alternatif televizyonculuk anlayışıyla yola çıkan Hayat TV deneme yayınlarına başladı. Kanalın kurucularından Kara, program yayınına en geç Eylül ayında başlayacaklarını açıklıyor, Telesur, El Cezire gibi kanallarla işbirliği yapabileceklerini anlatıyor.



--------------------------------------------------------------------------------
BİA Haber Merkezi
26/03/2007 Ayça ÖRER ayca@bianet.org
--------------------------------------------------------------------------------
BİA (İstanbul) - Hayat TV deneme yayınlarına başladı. bianet'e konuşan kanalın kurucularından Mustafa Karaprogram yayınına da en geç Eylül ayında geçeceklerini açıkladı.

Alternatif bir medya anlayışıyla, "emekten, barıştan, adalet ve eşitlikten" yana haberler için kurulan Hayat TV, test yayını süresince müzik, konser kayıtları, belgesellerin yanı sıra, halkın medya ile ilgili görüşlerine yer verecek.

Kara, seçimlere, 1 Mayıs'a farklı bir bakış açısıyla bakmayı hedeflediklerini belirtiyor, Güney Amerika'daki Telesur , El Cezire gibi kanallarla işbirliği içinde olabileceklerini anlatıyor.

"Diğer televizyon kanallarının halkın içinde olmadığını" söyleyen Kara, "barıştan kardeşlikten yana haberler hazırlayacağız" diyor. Aydın, sanatçı, sendikacı ve siyasetçilerin katılımıyla hazırlanacak programlar, sokak röportajlarıyla geliştirilecek.

Fransa merkezli Hayat Media BV şirketine bağlı olan Hayat TV İstanbul'daki stüdyolardan yayın yapacak. Kanal, Türkiye'nin yanı sıra, Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Kafkaslar'da da izlenebilecek
cagdas seichter
E-Mail: cagdas_seichter@hotmail.com
erstellt am .. um 18:12 Edit - 1299 Delete - 1299 IP - 1299 Antwort - 1299

tuaf seyler oluyor! –artik yeter!

birisi tutturmus "ben doğruda olsa yanlışta olsa yazarim ve koskoca alevi toplumunu ilgilendiren ve yazisinda alevileri alkolik yapan yanlislari hususunda da kimseyle muhatap olmam" diyor, kimisi türkce dersi vermeye yelteniyor, kimisi kafayi ulu önder atatürk`e takmis gidiyor. kimileri anadoluda terk edilmis bir köy olan burunören`in sitesini siyaset meydani yapiyor, kimileri o siteden bu siteden alintilar yapip, o da yetmiyormus gibi yazinin altina kendi imzasini atip su an bir fare-maus tiklamasiyla icinde oldugunuz, belkide okurken kis kis gülmekten-sinirlenmekten kendinizi ali koyamadiginiz yazilari yaziyor, kimisi acmis kitabi önüne kitaptan alintilar yapiyor, kimisi ordan burdan buldugu manileri, özlü ve güzel sözleri, fikralari bilmem neleri yaziyor.

haller ve vaziyetler böyle oluncada insan kendisini, "-neler oluyor böyle?" demekten ali koyamiyor. –tuaf seyler oluyor!

yanlis anlasilmasin, elbette her türlü yazi yazila bilinmeli ve yayinlana bilmelidir. burda kesinlikle bir sorun yok! -ama bu ufacik ve mistik köy esintileri estiren web sitesinin "misafir defterinde" degil! misafir defteri adi üstünde, misafir olarak siteyi ziyaret eden insanlarin, site üzerine görüslerini, fikirlerini beyan ettikleri, gercekden köy ve köy halki ile ilgili yazilarin yazildigi bir bölümdür! en azindan öyle olmasi gereken bir defterciktir. politika konularindan tutunda, fikralarin, özlü ve güzel deyislerin, ulu önder atatürk`ü tanitimlarin, dünya üzerine ahkam kesmelerin, bir türlü sonu gelmeyen alevilik yazilarinin, baska yerlerde, baska yazarlar tarafindan yayinlanmis makale ve yazilarin, söyle yapin-böyle yapin tarzindan yazilarin kisaca köy ve burunören köyü web sitesinin icerigi ile uzakdan yakindan alakasi olmayan yazilarin
yazilip-cizildigi bir sey, bir yer, bir deftercik degildir misafir defteri denilen kisimcik!

öyleyse,

1) sayin site editörü, evet dogru! beb sitenize yazan, ve bundan sonrada yazacak olan kisilerin köy, köy halki ve burunören köyünün web sitesinin iceriginin disindaki yazacaklari fikirlerini-düsüncelerini-yazilarini sitenin misafir defterine degilde, sitenin "forum" kösesine yazmalari gerektigi konusunda kisileri bizzat uyardiginizi ben sahsen biliyorum ve hatta bu konuda bir kac uyari yazinizida okudum. buraya kadar eywallah. -eksik olmayin.

2) sayin site editörü, hal böyle olunca evet dogru! "günah benden gitti" diyebilmenizi cok iyi anliyorum, ancak yinede eger siz böyle köy, köy halki ve köy sitesinin icerigi ile uzaktan yakindan alakasi olmayan yazilari köy sitesinin misafir defterinde yayinlamaya devam ettiginiz sürece bu kisiler misafir defterine kafalarina göre takilmaya devam edecekler ve sitenin misafir defteri, misafir defteri olmakdan cikarak, köyün mistik yapisindan uzaklasip, yörüngesinden ve cografyasindan cikip, bir bilinmez noktada kendiliginden infilak edeceginin ve misafir defteri bölümünün, misafir defteri olmasi özelligini-kimligini kaybedeceginin ve artik bazi insanlara sempatik gelmeyeceginin bilincinde olmaniz gerektigini düsünüyorum. umarim yukarida belirtmis oldugum cinsten yazilari yayinlamayi (misafir defterinde) bir an önce durdurursunuz.

ya da nacizane ufak bir öneri: (sakin bir emir gibi algilamayin) misafir defteri bölümüne gelen köy disi ve web siteniz disi icerikli yazilar size gelince, web sitenizin daha önceden forum kisminda acilmis olan, ya da acacak oldugunuz /ordan burdan/ baslikli forum kösesine aktarirsiniz bu güzelim misafir sitesinin cografyasindan cikmasini engellemis olursunuz.

bu cok zor bir sey olmasa gerek, yani ne bileyim size gelen tüm „ordan burdan“ nitelikteki yazilari, köy ve web siteniz ile alakasi olmayan yazilari aninda "ordan-burdan" baslikli forma aktaracaksiniz ve yazisinin yayinlanip yayinlanmadigini merak eden kisilerde „ordan burdan“ baslikli forum kismina girip yazilarini ve diger kisilerinde yazmis oldugu yazilari oradan okuyacaklar, bu kadar basit. bunda zor olan bir sey olmasa gerek! oraya kim ne yazamak isterse yazsin ve misafir defterini rahat biraksin! hem böylelikle cok az kullanilan, daha dogrusu hic kullanilmayan sitenin forum kismida böylelikle sitenizi ziyaret eden kisiler tarafindan kullanilmaya baslanacaktir. –gerci siz daha iyi bilirsiniz, siz varken bana etik olarak söz söylemek düsmez, benimki nacizane bir fikir beyani.

simdi yeniden yazimin basina döneyim; „aleviler ve alkoliklik“ yazisini yazan sayin arkadas, size birsey diyeyim mi; eger aleviler ve alkoliklik basligini atmayi göze aliyorsaniz, sizi ve bu yazinizi elestiren kisileride göz ardi etmemeniz gerektigini düsünüyorum. madem kimseyle tartismaya girmek istemiyorsaniz, üzerine tartismak istemediginiz baska kisileride ilgilendiren o toplumsal icerikli yazilarinizi lütfen bu köyün misafir defteri kismina göndermeyin! gidin o „aleviler ve alkoliklik“ basligini hangi sitenin misafir defterinde atacaksaniz bizahmet orada atin, ya da yanlis anlasildiginizi ve aslinda öyle her aleviye alkolik demek istemediginizi insanlarla tartisarak yeniden dile getirin! madem tartismak istemiyorsunuz ne diye yazi yaziyorsunuz? bu ne bicim bir is! sonrada hosgörü falan filandan bahsediliyor. siz kalkin koskoca alevi toplumunu yazinizda alkolik yapin sonrada ben kimseyle tartismam diye bilme cürretini kendinizde gösterin. böylesi bir mantik tuaf birsey olsa gerek diye düsünüyorum!

gelelim su kendisini türkce uzmani sanan hanim efendiye, size tek bir lafim olacak; burasi türk dil kurumunun (tdk) resmi sitesi olmayip, anadoluda unutulmus, cokdan terk edilmis, yarali, can cekisen, ufacik bir köyün web sitesidir, dolayisiyla bu misafir defteri kisminda tükce konusunda ahkam kesmeye hakkiniz yoktur. begenmiyorsaniz buyrun tdk`nin web sitesine, ya da ne bileyim ben, hatasiz türkceyle yazilmis tonlarca web sitesi var. tükce konusunda kendinizi o sitelerde tatmin edebilirsiniz. -lütfen tuaflasmayalim!

cagdas seichter
Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 23:44 Edit - 1300 Delete - 1300 IP - 1300 Antwort - 1300

UZAK DURABİLİYORMUYUZ???

Sevgili Dostlar;2007 yılı başından beri belkide cok öncesinden bir karar verdim.Ben düşüncelerimi ve yazılarımı sitelere göndererek onlarla paylaşacak ve karşı düşüncedeki hiçbir yazıya yanıt vermeyeceğim.Sadece bilgilendirmek adına o kişinin varsa mail adresine bilgilendirme yazısı oda gerekirse yazacağım.Özet olarak daha önceleri beni eleştiren kişilere sitelerden yanıt vermeyeceğim.Bu yüzden bazı dostlar kendilerini üzüp bana yanıt vermeye calışmasın yada eleştiri yapacaksa benden YANIT gelmeyeceğini bilsin.
"Her yıldızın kendi yörüngesi vardır ve onunla en yakın komşusu arasında yanlız güçlü bir çekim değil,erişilmez bir uzaklıkta bulunur.Çekimin gücü uzaklığa oranla artarsa,iki yıldız kucaklaşmayıpçarpışır ve yok olurlar.Bizimde onlar gibi yörüngelerimiz var ve acıklı bir carpışmayı önleyebilmek için aramıza erişilmez bir uzaklık koymamız gerekir.Saygılı davranmanın tüm sırrı birbirinden yeterince uzak durabilmektir;SAYGININ BULUNMADIĞI TOPLUMDA YAŞAM NE ÇEKİLEBİLİR NE SÜRDÜRÜLEBİLİR"
Sevgi,saygı,hoşgörü hepimizin içini ısıtsın ve bunlarla yaşamayı deneyelim.Bu dünyada hepimize yer var!!!

Attila UÇAR
Dilek Türkmen
E-Mail: dilektrkmen@yahoo.com.tr
erstellt am .. um 23:12 Edit - 1301 Delete - 1301 IP - 1301 Antwort - 1301

Sanirim siz Alevilerle kafayi bozdunuz. Tek amaciniz sitelere girerek sacma sapan polemikler yaratmak ve kendi yarattiginiz bu polemiklerin aymazliginda gülünc duruma düsmek, kutlarim o durumdasiniz!!! Yazik. Haddini bilmeyene haddini bildirmek gerek diye düsünüp yazdim. Öncelikle Türkceniz berbat. Hirsla hakaretler iceren bu yaziyi keske bir kez okuyup kontrol ettikten sonra gönderseydiniz belki bu yönden ciddiye alinirdiniz.Sureleri siz okumaya ve namazinizi alkolsüz kilmaya devam edin; BIR Aleviyi bu durum ilgilendirmez ama niyetiniz samimi olsun!!!! Sadece bir SÜRÜ diye hitap ettiginiz bir cok, binlerce Alevi bugün egitimleriyle dünyanin her yerinde kendilerini kanitlamis durumdadir. Yazdiklarinizi okudum evet ama yazik dedim, güldüm. Alevilere camur atarak bir sey kazanilamaz. Bu sekilde isim yapmak istiyorsaniz sizin gibilerden cok fazla var.Yazik herkesi yaratan Allah Aleviyi de yaratmis diye düsünün. Hepimiz Adem"in hepimiz Havva"nin cocuklariyiz cocuklar bile biliyor bunu ben hatirlatmis olmayayim. Sakin üstünüze alinmayin inanin sizin icin yazmiyorum ama Neyzen Tevfik, zamaninda yazmis bu siiri. Cocuklugumdan beri cok severim. Keza sevgili Can Yücel"i de. Ben sizin serefinize kadeh kaldiramiyorum üzgünüm cünkü ben ickiyi sevmiyorum. Neyse Allah yolunuzu acik etsin. Hidayetinizle basbasa, saglikli günler diliyorum size....


Ne ararsın tanrı ile aramda,
Sen kimsinki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda,
Başı açığa neden türban sorarsın?
Rakı, şarap içiyorsam sana ne,
Yoksa sana bir zararı içerim
İkimizde gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşkende geçerim.
Esir iken mümkünmüdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk`e dua et...
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.
İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk`e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz

Neyzen Tevfik
...............

Kan yasası bu insanın:
Üzümden şarap yapacaksın
Çakmak taşından ateş
Ve öpücüklerden insan!
Can yasası bu insanın:
Savaşlara yoksulluklara
Ve binbir belaya karşın
İlle de yaşayacaksın!
Us yasası bu insanın:
Suyu şavka döndürüp
Düşü gerçeğe çevirip
Düşmanı dost kılacaksın!
Anayasası bu insanın
Emekleyen çocuktan
Uzayda koşana dek
Yürürlükte her zaman

Can Yücel
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 16:25 Edit - 1302 Delete - 1302 IP - 1302 Antwort - 1302

İstatistikleri doğru okumayı öğrendiğimiz gün bizi kandıramıyacaklar...

Vali'ye hava hoş...

İstanbul Valisi açıkladı:
"İstanbul'un suç oranı düşük..."
Bizim vali, dünyanın en hızlı konuşan insanı olduğu için, tam olarak anlayamadım...
Yavaşlata yavaşlata tekrar dinledim.
Vallahi öyle diyor:
"İstanbul'un suç oranı düşük..."

"Acaba tatil diye cumartesi pazarları saymadı mı " diye düşündüm... Saymış.
"Memur olduğu için, sadece mesai saatleri içinde işlenen suçları mı saydı" diye düşündüm... O da değil.

"Avrupa Birliği istatistiklerine göre, İstanbul'un suç oranı düşük" diyor.

Bir kere, böyle bir istatistik açıklayabilmek için, öncelikle İstanbul'un nüfusunun bilinmesi lazım... Biliyor muyuz?
Daha geçen hafta Başbakan dedi ki , "İstanbul'un nüfusunu söyleyemiyoruz. 10 milyon diyen var, 12 milyon diyen var, 15 milyon diyen var..."
Başbakan bile bilmiyor!
Nedir İstanbul'un nüfusu?
2000 sayımına göre, 10 milyon...
Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a göre, en az 13-14 milyon var.
958 muhtarlıkta inceleme yapıldı; İstanbul'a kayıtlı 23 milyon kişi çıktı. 23 milyon! Ne kadarı mükerrer, henüz bilmiyoruz.

Hadi biz 12 milyon kabul edelim...

Diyor ki Vali...
"66 kişiden 1'i suça karışıyor."
Böl 12 milyonu 66'ya... 182 bin kişi eder... 182 bin suçlu! Bu mudur "düşük?"

Başka?
"İstanbul'daki mağdur vatandaş oranı, Stockholm'den, Brüksel'den, Kopenhag'tan bile az" diyor.Neymiş İstanbul'daki mağdur oranı?
Yüzde 18. Ne eder, 12 milyonun yüzde 18'i?
2 milyon 160 bin kişicik...

Stockholm'ün nüfusu 1.5 milyon.
Kopenhag'ın nüfusu 2 milyon. Adamların toplam nüfusu bile, İstanbul'daki mağdur vatandaş sayısından az... Vali hâlâ, "bizim oran az" diyor!

Üstelik, mesela Kopenhag'ta yere kağıt at.
80 kişi şikâyet eder... Kayıtlara "suçlu" diye geçersin. Bizde ise, otomobiline hırsız girenlerin, kapkaça uğrayanların çoğu polise bile gitmiyor... "Nasıl olsa yakalanmıyor" diye.

İyisi mi, şöyle bitirelim...
Vali, basın toplantısıyla yaptı bu açıklamayı... Gazetecilerin gözünün içine baka baka, "bizim suç oranı düşük" derken, arkasındaki duvarda Atatürk'ün şu sözü yazıyordu:
"Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır."

"Dünyada her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır."
Mustafa Kemal ATATURK


Adnan Tunç
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 14:17 Edit - 1303 Delete - 1303 IP - 1303 Antwort - 1303

YÖNETMEN KEMAL GÖRGÜLÜ
'' KÖYÜNÜN '' BELGESELİNİ YAPTI
Sabah Gazetesi'nin
Çarşamba 28 Mart tarihli Haberinden.....

Almanyanın Frankfurt kentinde yaşayan yönetmen Kemal Görgülü (29 ), Kayserinin Sarıoğlan ilçesine bağlı Burunören köyünde yaşanan problemleri belgesel film yaptı.
Nürnberg Film festivalinde gösterime sunulan
''Dertli Köyüm'' adlı belgesel,izleyicinin büyük beğenisini kazandı.
Frankfurt' ta doğan ve hayatının büyük bir kısmını burada geçiren Görgülü, anne ve babasının doğup büyüdüğü köyde yaşanan problemleri,
çektiği belgesel film ile uluslararası areneya taşıdı.

SORUNLAR KÖYÜ BÖLDÜ

Görgülü , köy içinde muhtarla yaşanan sorunların,köyü ikiye böldüğünü ve bu kavga ortamının köyün gelecekte yok olmasına neden olacağını görünce böyle bir belgesel yapmaya karar verdiğini söyledi.
Orada yaşamasada çocukken tatillerinin çoğunu Burunören Köyünde geçirdiğini belirten Görgülü,Kızılırmak kenarında olan köylerinin artık bir çöl halini almaya başladığını ifade etti.

Bugüne kadar Sinema alanında değişik çalışmalar yapan Görgülü, Almanyada doğmuş ve büyümüş bir Türk olsada , Türkiyede yaşanan problemlere duyarsız kalamayacağını belirtti.

Haber = Sema Aytan / Frankfurt

Adnan Tunç


Süleyman Görgülü
E-Mail: goerguelue@yahoo.de
erstellt am .. um 10:57 Edit - 1304 Delete - 1304 IP - 1304 Antwort - 1304

Neden Anayasayı kendinize uydurmaya kalkıyorsunuz ?

Cumhuriyet tarihinde ilk kez AKP Hükümetin hazırlamış oldugu bu kadar yasaları Sayın Cumhurbaşkanımız sakıncalı bularak veto edmiş veya bir cogununu da degişiklik yapılıp ve tekrar görüşülmesi için Meclise göndermiş.

Sayın Cumhurbaşkanımız Demokrat, aydin, ileri görüşl Atatürk ilke ve inkılaplarına sahip çıkan bir Hukuk adamıdır, bunun içindir'ki AKP Hükümetinin hazırlayıp sundugu buca yasalar Sayın Cumhurbaşkanımızın onayını almamıştır.

Bu şu demek oluyor Mayıs ayında seçilecek olan Cumhurmaşkanı adayı, şimdiki Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan olmasada AKP partisinden her hangi bir kişide olsa bu ve buna benzer daha önceleri veto edilen yasaları tekrar kendi seçdiklei Cumhubaşkanına sunup onylatacaktir.

Sayın Başbakana soruldugunda Cumhurbaşkanı kim olacak veya Cumhurbaşkanlıgına adaymısınız denildiginde, bu zamana kadar nasıl Cumhurbaşkanı seçildiyse bundan sonrada hiç kimse kusura bakmasın böyle olacak diyor, Anyaysa neyi öngörüyorsa biz onu yaparız diyorsunuz .
Madem Anayasa neyi öngörüyorsa biz onu yaparız diyorsunuz, bunca veto edilen yasaları peki Anayasami öngördü sizlere ? Anayasayıda kendinize uydurmaya kalkıyorsunuz ?

Bu soruyu bir ben degil, Muhalefet, siviltoplum örgütleri sedikalar, aydınlar, Demokratlar, hepimizin sorması gerekiyor, AKP Hükümetine .
cagdas seichter
E-Mail: cagdas_seichter@hotmail.com
erstellt am .. um 19:24 Edit - 1305 Delete - 1305 IP - 1305 Antwort - 1305

"alkol bagimliligi ve aleviler" konulu yaziya cevap vermeden yapamayacagim gibi _kimi yerleri_ külli yanlis ve tehlikeli olan bu yaziyi okuyuncada "insanlarin ne garip saplantilari ve düsünceleri var" demeden de kendimi alikoyamadigimi belirtmeden gecemeyecegim!

bakiniz yazida gecen bazi akil almaz, son derece tehlikeli betimlemeler, yazidan bazi alintilar;

a) "Daha da ileri giderek Alevilerin içki içilmesini teşvik ettiğini söylüyorum"

b) "Alevilerdeki içki içmek için hazırlanan zemin ve ortamlar yeni “Alevi Alkolik” nesil yaratmaktadır"

-alkolikligin alevisi, sunnisi, yunani, somalilisi, amerikalisi mi olur?

c) "Düğünlerimiz, şenliklerimiz, toplantılarımız, hasret gidermelerimiz, karşılamalar, uğurlamalar hep alkolle olmuştur. Bizim köylerde ise bu bahanelerle içerler hem de çok içerler. Bu insanların çoğu “içmesini bilmeyenler”dir. zamanla içkiyi içmek için yukarıdaki bahaneler biter sebepsiz içmeler başlar. Artık gün boyu sabahtan başlayacak içkiler devam edecek sonu da üzücü bir olayla bitecektir."

-yaziyi yazan beyefendi, kusura bakma ama alkolsüz dügün mü olur ya! bir kisi, iki kisi, üc kisi ilerde kendisine hakim olamayacak ve alkolik olacak diye, dügünlerde cartlarda curtlarda alkoll icmeyelim mi? bu ne bicim bir düsünce!

d) "Sevgili canlar; çevrenize şöyle bir baktığınızda bu özellikte bir sürü “Alevi Alkolikler” görürsünüz."

-yaziyi yazan sevgili arkadas, "alevi alkolikler" ne demek ya? allahim yarabbim, bir sey demiyorum...

e) "Sonuç olarak; Alevilerin inançları doğrultusunda alkolden “içki” hoşlanması çocuklarına karşı aşırı toleranslı olması toplumumuzda sağlıksız “Alkolik” bir toplum yaratmaktadır."

-sonuc olarak sacmalamakdan öteye gidemeyen bir yazi! öyleki, sonucunda herkesin kendi dogrulari ve yanlislari vardir, zaten tartisma denilen sey de kendi dogrularimiz ve yanlislarimizi, baskalarinin dogrulari ve yanlislariyla tokusturmalarimizdir! kadehimi sagliniza ve serefinize kaldiriyoum! -yarasin, yamas!

iste benim dogrularim;

1) alkol bagimliligi herseyden önce bir hastaliktir ve bu hastaligin italyanlara, ingilizlere, patagonyalilara, katoliklere, prostentanlara, alevilere, sunnilere, cartlara curtlara baglanmasi, indirgenmesi kabul edilemez bir yanlistir!

2) alkol bagimliligi "herseyden önce, herseyin basinda, ilk önce" bireyin kendi sorunudur. hic bir alkol bagimlisinin, alkolik olusunun sebebinin; kisinin etnik yapisinin sudur budur, odur budur, alevidir, bilmem nedir gibi sacmaliklardan ötürü kaynaklandigini beyan etmek bilimsel ve mantiksal bir felakettir.

3) ben kendi adima hic bir cem de alkol icildigine sahit olmadim, var mi aranizda cem lerde alkol icildigini ya da bir cem töreninde alkol ictigini söyleyecek olan? varsa bizahmet, bir adim ileri gelsin...kaldi ki cem lerde icki de icilinebilir. ancak bu kisinin kendi tercihir, ya da degildir. hic fark etmez ama bu icki icen kisinin ve daha sonrada icki icip alkolik olan bu kisinin, kisilerin alkolik olmasinin sebebinin alevi inanclarinin hosgörülü olup "ickiye müsade" etmesinden kaynaklandigini ileri sürmek, akilalmaz bir cilginlikdan, sacmalikdan öte bir sey degildir!

4) elbette aleviler alkol icerler, ya da icmezler, sadece aleviler degil, insan olan herkes az cok alkol icer ya da icemez. bu kisinin kendi karar verecegi bir seydir. bunda ne gibi bir sorun vardir? bu icki icme meselesinin alevilikle sunla bunla ne gibi bir baglantisi vardir da, insanlar kafalarini bu tip sacma sapan seylere yorarlar bunu da aciklamaya yeltenmek cagdisilikdan öte bir sey degildir.

5) yaziyi yazan arkadas sanirsam daha cok alevilerin icki ictigini belirtmek istiyor, alevi inanclarinin ickiye tolerans gösterdigini dile getirmeye calisiyor. buraya kadar eywallah, harika! isteyen ickisini icer, isteyen icmez! ANCAK ayni zamanda da alkolikligi , yani bir hastalik olan icki bagimliligini alevilige bagliyor! iste benim bu yaziyi esefle okuyusumun "en büyük" sebebi budur! bu fikir yanlis olmasinin ötesinde tamamenn bir sacmaliktir! geri kalmis, yobaz bir zihniyetten baska bir sey degildir, gercekden cok tuaf, icki icen ickisini icer, ya da icmez, bu kisinin kendi karar verecegi bir seydir! birakin artik herseye bir kulp takmayi, yeter artik yeter!

cagdas
Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 00:58 Edit - 1306 Delete - 1306 IP - 1306 Antwort - 1306

Güven insanın asil bir vasfı.Güveni seçebilmek, ayırt edebilmek için
insanı seçmek gerekiyor.Eğer diyologlarımız insan olmayı anlamamış,
basit ,fasit bir dairede hareket eden kişiliksiz bir çerçevede
oluşuyorsa bu güven kavramına dair yanlış bakış açısı oluşturmamızı
sağlıyacaktır.Ve bu da bizi 'kimseye güvenim kalmadı',' artık
güvenmiyorum' naralarını söylettirecektir..Eğer her gelen duyarlılığı/
etkiyi kendi bünyemize alırsak içimizi bir çöplüğe çevirmiş oluruz .Bu
çöpler birike birike bir gün basınç yapar ve bünyemize zarar
verir.Algılamamıza muhatap olan her etkiyi; etkin/aktif hale
getirmemeliyiz.Bu doğrultuda kendimize bir 'Güvenlik Duvarı'
oluşturmalıyız.Kendi bünyemizde oluşturduğumuz güvenlik
duvarımız ,gereksiz/değersiz etkileri değerlendirmeye alarak
değersizleşmemize/basitleşmemize izin vermemeli.

Tanıma ile Güveni karıştırmamak gerekiyor.İlişkilerde öncelikli sıra
tanıma sonra güvendir.Tanıma özveriyi, çabayı ve sabrı
gerektirir.Güvenmiyorum dediğimiz zaman ben tanıdım güvene layık değil
demiş oluyoruz.Ama hiçbir çaba sarfetmeden güvenmiyorum dediğimiz
zaman aslında bende güven/vermeye layık değilim demiş oluyoruz.


Yanlızlık bilinçli bir tercih olabilir.Bu anlaşılabilir.Ama ben kimse
ile anlaşamıyorum, uyuşamıyorum demek aslında muhataplarımızın da
kendimiz gibi olmasını istemek demektir.Yani benim gibi değiller
bundan dolayı yanlızım demektir bu.Allah her insan tekini özel
yaratmıştır.Her insan ayrı bir dünyadır-okunması gereken-.Her insan
tekine ait bu özel yaratılıştan dolayıdır ki insan ilişkilerinde 'bire
bir' uyuşma yoktur diye düşünüyorum.Elbette bu öznellikten doğan
farklılıklar olacaktır.Zaten paylaşmakta bu farklılıkları insani
potada eritip sevmek,sev'ebilmek' değil midir?
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 09:45 Edit - 1307 Delete - 1307 IP - 1307 Antwort - 1307

Eğer onlara (hoca kıyafetli sahte din alimlerine) karşı benim şahsımdan
bir şeyler anlamak isterseniz derim ki ben, şahsen, onların düşmanıyım. Onların
menfi istikamette atacakları her adım, yalnız benim şahsı inancıma değil,
yalnız benim gayeme değil, o adım, benim milletimin kalbine havale edilmiş,zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle hemfikir arkadaşlarımın yapacağı,şey, mutlaka o adımı atanı tepelemektir. Sizlere bunun da fevkinde bir söz söyleyeyim;
farz-ı mahal bunu temin edecek kanunlar olmasa, bunu temin
edecek meclis olmasa, öyle menfi adımlar atanlar karşısında herkes çekilse
ve kendi başıma yalnız kalsam; yine tepelerim!"

Mustafa Kemal Atatürk
>
>
Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 23:35 Edit - 1308 Delete - 1308 IP - 1308 Antwort - 1308

ALEVİLER VE ALKOLİZM

Bu yazımı okuyanlardan gülenlerle beraber kızanların çok olacağını biliyorum. Hatta bazı dostlarımız bu yazıyla kendilerine hakaret edildiğini ve aşağılandığını düşünebilir. Kim ne düşünürse düşünsün alkolün (içki) Alevi toplumunda yıllardır kanayan bir yara olduğunun görülmemesi hepimizin büyük bir ayıbıdır.
Bizim alevi köylerde kısıtlama olmaksızın içki içilmektedir.Sünni köylerde içilmiyor mu ? diye sorarsanız tabi ki içiliyor. Ben Alevilerin alkolle ne kadar içi içe oluşunu sizlere anlatmaya çalışıyorum. Daha da ileri giderek Alevilerin içki içilmesini teşvik ettiğini söylüyorum. Kimi yerlerde ‘içki’ye ‘Ali demi’ denmesi en küçük örneğidir. Alevi inancında içki içmek sevildiği gibi birde kurallara bağlanmıştır. Örneğin tasla sunulan içki görülmesin diye iki elle almak, kadehle sunumlarda ise sağ elin içine alarak göstermeden içmek gibi kuralların yanı sıra; CEM’lerde sunulan içkinin üç kadehten fazla olmamak (üçleme) kaydıyla içilmesi de bir gerçektir. Aleviler (Erenler, Bektaşiler) içkinin adına da “dolu” derler. Özellikle Tahtacı Türkmenler (Akdeniz Bölgesi) ve Trakya Bektaşileri tüm “cem”lerinde “içki” (şarap) içerler. Öyle ki, yakın alevi köyleri birbirlerinin Cem’lerine şarap gönderme geleneği vardır. Abdal Musa köyünde cem canları “odak” olarak ceme içki sunarak hayırlısını alırlar. Tokat ve Çorum Alevi köylerinde içki içilmeyen “Dem Geldi Semahı” dönülmektedir.
Aleviler içkiye olan düşkünlüklerini Cemlerde deyişlerinde, Semahlarında açıkça belirtirler
- Ey şahin bakışlım, bülbül avazlım,
- Bir eli kadehlim, bir eli sazlım
- İşte ben gidiyom, kal ahu gözlüm,
- Ne sen beni unut nede ben seni
- Hudey, hudey, hudey dem dem, dem dem
- Dem Ali, dem dem

- Güzel Şah’tan bize bir dolu geldi,
- Bir sen iç sakiya bir de ceme ver
- Hünkar Hacı Bektaş Veli’den geldi,

Semahları dönülmektedir.

Benim köyümün de bulunduğu Bucak Avşarları alevi köylerinde CEM yapılıp yapılmadığı ve de Cem’de içki içilip içilmediği bilinmemektedir. Ama bu köylerin içki ile arasının hoş olduğu bir gerçektir.
Değerli canlar isterseniz İslam’da ve Kuranda içkiye şöyle kısaca bakalım;
İçki yasaklanması Kuranda Bakara 219 ve 220 ayetleriyle başlamıştır. Daha sonra Lut oğlu Abdurrahman evinde verdiği şölende kabilenin ileri gelenleri içkiyi fazla kaçırınca sarhoş olmuşlar, daha sonra namaz vaktinde namaza duranlardan duaları yanlış okuyanlar, çöküpte kalkamayanlar olunca NİSA suresinin 43. ayeti inmiş o da “Sarhoşken ne söylediğinizi bilene kadar namaza yaklaşmayın” buyurmuşlardır. Bu ayette “Sarhoşken” kelimesi çok önemlidir. Bir iki duble içip te “sarhoş” olmadan namaz kılınır mıydı? Orasını bilmem ama içkiyi içmek için insanlar bu defa yatsı namazından sonra içmeye sızmaya ve de ayıldıktan sonra namaz kılmaya başladılar.
Dananın kuyruğu Utban bin Malik’in içkili evlenme töreninde koptu. Alkolü fazla kaçıran kendini, sülalesini övmeye başladı. (Alevi sarhoşlarda da sık sık olur) Biride çıkıp öyle değil deyince taş ve sopalarla çıkan kavgada Said bin Ebi Vakkas’ın kafası yarılınca şikayete Peygambere gitti. Peygamberin yanında bulunan Ömer alkol sorununun çözümü için dua edince Maide suresi 91 ve 92 ayetleri indi. Bu anlatımın belgesi yoktur. Söylene söylene bu günlere gelmiştir. Kuranda ki alkol yasağını Anadolu Alevileri “alkol içmesini bilenlere haram kılınmamıştır” şeklinde yorumlamıştır.
Kuran ayetlerini yada İslam kurallarını nasıl yorumlarsanız yorumlayın Alkolün İslam dininde yeri yoktur. İçki içmek büyük günahtır. Alkol geleneği Zerdüşt, Şaman ve Budizm dinlerin de vardır. Aleviler bu alkol geleneğini oralardan getirmiş olabilirler mi?
İçkiyi aleviler hoşlanarak içerken tabi ki Sünnilerde içiyor. Birinde ibadetle (CEM’de) içki varken öbüründe tamamen inançsal boyutta büyük bir günah ve haram. Birileri insan oğlunun “yasaklara” yada haram olan şeylere daha ilgisi olduğunu söyleyebilir ama alkolün teşvik edilmesi yada alkolik insan yaratma zeminleri kadar daha vahim bir şey olmaz.
Alevilerdeki içki içmek için hazırlanan zemin ve ortamlar yeni “Alevi Alkolik” nesil yaratmaktadır. Türk toplumu; acılarını ve sevinçlerini aşırı abartan kişilerden olduğu gerçektir.bu abartı alevi toplumunda daha da yoğun yaşanır. Düğünlerimiz, şenliklerimiz, toplantılarımız, hasret gidermelerimiz, karşılamalar, uğurlamalar hep alkolle olmuştur. Bizim köylerde ise bu bahanelerle içerler hem de çok içerler. Bu insanların çoğu “içmesini bilmeyenler”dir. zamanla içkiyi içmek için yukarıdaki bahaneler biter sebepsiz içmeler başlar. Artık gün boyu sabahtan başlayacak içkiler devam edecek sonu da üzücü bir olayla bitecektir.
Alkolikler nasıl bir insandır ? Alkolikler enerji dolu, çalışkan ve eğlenmesini iyi bilen insanlardır. Aynı zamanda inatçı ve isyankardır. Saldırgan olması, başkalarını sürekli eleştiren, sadece kendini haklı görmesi de bir diğer özelliğidir. Bu özelliklere çocuksu bir mizaca sahip olmaları, duygusal, kendini beğenmiş, kibirli olmalarını da ekleyebiliriz.
Sevgili canlar; çevrenize şöyle bir baktığınızda bu özellikte bir sürü “Alevi Alkolikler” görürsünüz. Bu görüntüde aklınıza gelen bir yakınınız için, içinizin sızladığını, alkol yüzünden genç yaşta bir çok dostumuzu kaybetmemiz bizi daha da derinden yaralamaktadır.
Sonuç olarak; Alevilerin inançları doğrultusunda alkolden “içki” hoşlanması çocuklarına karşı aşırı toleranslı olması toplumumuzda sağlıksız “Alkolik” bir toplum yaratmaktadır. Alkolizm insanlara mutluluk değil; kavgalar, kızgınlıklar, öfkeler ve de silinmez acılar bıraktığını unutmayalım.
Sevgiyle ve Ayık kalın !


5 EYLÜL 2006

Attila UÇAR
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 10:49 Edit - 1309 Delete - 1309 IP - 1309 Antwort - 1309

BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ ?
BUGÜN BÜYÜK ALIŞ VERİŞ MERKEZLERİNDEN
SATIN ALDIĞINIZ;;
• ithal elmanın Yunanistan' dan ve Fransa' dan geldiğini,
• ithal portakalın Arjantin' den ve Mısır' dan geldiğini,
• ithal muzun Ekvator' dan geldiğini,
• en çok tüketilen buğdayın büyük bir kısmının ABD ve Kanada' dan geldiğini,
bu ülkelerde üretilen tarım ürünlerinde %40-60 destekleme yapıldığını, Türkiye' de AB nin bastırmasıyla sıfıra yakın destekleme yapılabildiğini biliyor musunuz?

Türkiye' de tarım üreticisinin yüksek girdilere (ithal akaryakıt, ithal tohum, ithal gübre, vb) karşılık ürettiğini satamayarak, tarlada-bahçede bıraktığını biliyor musunuz? Yüksek (gerçek) enflasyona karşılık, Türkiye' de tarım ürünlerinin fiyatlarının son 2 yıldır artmadığını, hatta düştüğünü biliyor musunuz? Tarım üreticisinin artık üretemeyecek kadar yoksullaştığını, son çare olarak tarlasını-bahçesini yabancılara satarak sektörden koptuğunu biliyor musunuz?

Bugün düşük tutulduğu söylenen enflasyonun, tarım üreticisinin emeğinin karşılığının alamamasının bedeli olduğunu biliyor musunuz?

Tarımda çalışan nüfustan, 2006' da sadece bir yıl içinde, 1 200 000 kişinin büyük kentlere göç ettiğini, bu göçün artarak süreceğini biliyor musunuz?

Bu durumun sürdürülemez bir durum olduğunu biliyor musunuz?

Tarım ürünlerinin ithalatının yolunu açan, 1980 den sonra hükümet olan Turgut Özal (ANAP) iktidarının tarımda çalışan seçmenden en yüksek oyu aldığını biliyor musunuz?

Bilenler, bilmeyenlere söylesin:
Lütfen ithal ürün almayalım.
Lütfen yerli üreticiyi, yabancı üreticiler daha çok kazansın diye satan partilere oy vermeyelim.


hummet polat
E-Mail: hummet@web.de
erstellt am .. um 09:53 Edit - 1310 Delete - 1310 IP - 1310 Antwort - 1310

karpinar koyunden ismail kaplan (capitin ismail) hakka yurumustur kendisine allahtan rahmet yakinlarinada sabir dilerim
Riza SAHIN
erstellt am .. um 18:58 Edit - 1311 Delete - 1311 IP - 1311 Antwort - 1311

Burunören Köyü KSDKD 17 Mart Günü 2. Genel Kurul Toplantisinda iyi bir Demokrasi sinavi vererek Yeni yöneticilerini secmistir.Dernegin üyesi bir Kaleköylü olarak Bu heyacan verici Güzel birliktelikten cok mutlu oldum. Birlikten kuvvet dogar sözü burda birkez daha ispatlanmistir.umarim bu birliktelik baskalarina örnek olmustur. Bu vesile ile Dernegimizin yeni yönetimini Kutlar Basarili calismalar dilerim. Ayrica Bizi mekaninda en iyi sekilde agirlayan Mehmet Tunc beye ve Ailesine vede Emegi gecen herkese tekrar Tesekkür eder Mutlu yarinlar dilerim

Saygilarimla

Riza Sahin
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 15:58 Edit - 1312 Delete - 1312 IP - 1312 Antwort - 1312

KALE VE BURUNÖREN KÖYLÜLERİNİN BİLGİLERİNE

1. Köy muhtarlarımız daha önce belirttiğim konu doğrultusunda su için Kaymakamlığa
19/02/2007 tarihinde başvurmuşlardır.Kaymakamlık yazıyı 19/02/2007/M.38.o.İÖİ.5.12.00.00/2.68 sayılı yazısı ile Kayseri valiliğine yazmış.
Kayseri valiliği de 26/02/2007/B054VLK4380300.Ya.İş.529/279 sayılı yazı ile Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığına yazmıştır..

2. İlgili bakanlığa giderek Bağlı ilgili kuruluşlar (BİK) Başkanlığında Nurhayat Cantekin, Aysun Özdemir. veMüsteşar yardımcısı Bahri Mancar beyle görüştüm
13/0372007 tarihinde DSİ Müdürlüğüne ilgili yazıyı yazdılar.

3. DSİ Genel Müdürlüğünde Müsteşar İstanbul da olduğundan Müsteşar Yardımcısı
Mehmet Güleryüz,Köy İşleri Müdürlüğündeki İsmail Uğur ve Ömer beyle görüştüm
Bakanlıktan gelen yazıyı Etüt Plan Dairesi 2 nci Plan Şubesine aktartım.

4. Bu Şubede aslen Malatyalı olan Mehmet Ali Köse beyle konuştum 20-21/03/2007 tarih itibarı ile Kayseri 12 nci Bölgeye yazı yazılacağını oranın etüdünden sonra işleme alınacağı söylendi büyük bir ihtimalle olabileceğini müjdeledi Ancak 12 nci bölgeden gelecek etüdün olumlu olması gerekiyor iş iki köy muhtarımızın ilgisine kalmıştır.

5. Saygı değer köylülerimizin bilgilenmesi için yazdım durumu Muhtarlarımıza da bildireceğim onların belki buradan okuma olanakları olmaya bilir

Sağlıkılı günler ve mutlu yarınlar sizlerin olsun

Doğan DOĞAN
Em.Alb Ankara 20.03.2007



nevzat avar
E-Mail: nevzatavar@hotmail.com
erstellt am .. um 20:13 Edit - 1313 Delete - 1313 IP - 1313 Antwort - 1313

site yöneticileri karpınar köyünde avar'larda var ve resimler tek cepheden aynı yerler biraz daha genişletir ve detaylı bilgi verilirse uygun olur.yaşayanlar.oturanlar.yazlıkçılar. farklışehirlerde oturanlar biraz geniş kapsamlı ypılırsa uygun olur.
Adnan Tunç
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 18:17 Edit - 1314 Delete - 1314 IP - 1314 Antwort - 1314



BURUNÖREN DERNEĞİMİZ

Dernek Yönetimimize yeni katılımlar

Genel kurul toplantımız sonucu oluşan yeni yönetim biçimimizde,

Dernek Yönetim,
Denetim ve Disiplin
kurullarımızda ,yeni katılımlar ve görev değişimi sonucu oluşan yeni yönetimde görev alan Arkadaşlarımızın hepsine gelecekteki çalışmalarında başarılar diliyorum.

Adnan Tunç
Dernek 2.Başkanı

Ismail Kocaer
E-Mail: Ismail.Kocaer@web.de
erstellt am .. um 15:15 Edit - 1315 Delete - 1315 IP - 1315 Antwort - 1315

TESEKKÜRLER!


Burunören Köyü Kalkinma Sosyal Dayanisma ve
Kültür Dernek Üyeleri ve köyümüzün degerli
Insanlari;
Dernegimiz 2. Genel kurulunu 17 mart Cumartesi günü Frankfurt´da gerceklestirdi.

Bir kez daha hep beraber gördük ki Köyümüz icin baslatilan calismalarda insanlarimizin cogunlugu birlik ve beraberlik icindeydi.
Toplantiya birebir katilimla ilgilerini gösteren degerli Üyelerimize ve katilamayip mesajlari ve gönülleri ile bizimle birlikte olan herkese tesekkürlerimizi ve saygilarimizi bildiririz.

Dernegimizin Kurulusunda ve eski Yönetim de bulunan arkadaslara yapmis olduklari calisma, emeklerinden ve katkilarindan dolayi bir kez daha tesekkürü bir borc biliriz.

Yeni secilen Yönetime calismalarinda daha aktif ve saglikli olmalarini diler, görevlerinde basarilarilar diliyoruz.

Basta Hatice ve Mehmet Tunç Ailesine misafir-perverliklerinden dolayi, Ayca Tunc ve gurubuna bizlere sunduklari güzel müzik ziyafetinden dolayi ve bütün Toplanti boyunca Divan´i yöneten degerli Üyelerimiz (Riza Sahin, Öztürk Görgülü ve Mehmet Ali Taskin´a ) sonsuz tesekkürlerimi bildiririz...


Saygi ve Sevgilerimizle
Akgül Kocaer (Disiplin Kurulu) ve
Ismail Kocaer (Sayman)
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 14:25 Edit - 1316 Delete - 1316 IP - 1316 Antwort - 1316

UNUTULUR MU ? (Ama maalesef unuttuk...)

Birinci Dünya Savası'nda İngilizlere, 150 bin askerimiz esir
düştü. Bu
askerlerden bir kısmı da Mısır'ın İskenderiye sehri yakınlarında bulunan
Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi.
Kuveysna Osmanlı Useray-i Harbiye Kampı" idi.
Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16.Tümen'in 48. Alayı'na bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu. 12 Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet,ağır hakaret ve aşağılamaya maruz kaldılar. Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi...
Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış
çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampların İngiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kişilerdi.
***
Savaş bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, İngiliz lerin işine gelmiyordu.
Çünkü, olası yeni bir savaşta, bu askerlerin yeniden
karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, İngilizlerin
beyinlerine işlenmişti. Çözüm toplu katliamdı...
Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla
dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin çok üzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak İngiliz askerleri dipçik
darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin
vermiyorlardı.
Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi.
Ancak bu kez İngilizler havaya ateş etmeye başladı.
Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular.
Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Çünkü gözler
yanmıştı...
Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin
direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu.
Bu vahşet, 25 Mayıs 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü.
Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek,
Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan
Evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan İngiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması için TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler. Tabii ki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma isi de unutuldu gitti.
Ama onlar unutmuyorlar...
Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarp, dünya
kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu
karalama kampanyalarına çanak tutması...

Süleyman Görgülü
E-Mail: goerguelue@yahoo.de
erstellt am .. um 12:29 Edit - 1317 Delete - 1317 IP - 1317 Antwort - 1317

Her Ücünüze'deTeşekkür ederim,

Derneğimizin ilk kurucu üylelerinden ve Dernek Sekreterimiz olan Sayın Keziban Souris ablaya ve Derneğimizin ilk Disiplin kurulu başkanimiz olan Sayın Murtaza ince agabiyiye, ve yine Derneğimizin ilk kurucu üyelerinden Sayın Celal Doğan ikinci dönem, adayliklarini koymayip ve Derneğimizde görev almadiklari için üzüntülerimi bildirir ve her üçü de Deneğimizin temel taşları olup, bu zamana kadar oldugu gibi bundan sonrada Dernek calışmalarımızda bizleri yalnız bırakmayacaklarını umar, köyümüzün sounlarını beraber cözecegimize inanıyorum .
Her üçüne’de bu zamana kadar Derneğimize olan katkılarından dolayı kendim adıma Teşekkür eder işlerinde başaılar dilerim .
Burunören Köyü Kalkıma - Sosyal dayanışma ve Kültür Derneği
E-Mail: burunoren-der@burunviran.com
erstellt am .. um 12:01 Edit - 1318 Delete - 1318 IP - 1318 Antwort - 1318

Yeni oluşan dernek yönetiminde oylarıyla bizleri destekleyerek seçen üyelerimize ve

Derneğimizin 2.Olagan Genel Kurul toplantısında Frankfurt’ta kendisine ait olan restorantında ev sahipliği yapan ve bütün giderleri kendisi üstlenen üyemiz ve yönetimde görevli arkadaşımız Mehmet Tunç’a bu misafir perverliği ve insani davranışından dolayı ailesi Hatice hanıma ve kendisine dernek yönetimi olarak teşekkür ediyoruz.

Ayreten toplantımızda yaptığı müziklerle katılımcıları dinlendirmeye çalışan sevğili Ayça Tunç kızımıza ve grubuna ayreten teşekkür ediyoruz.


Haydar Erdoğan
(Dernek başkanı)
Nİlüfer Tunc
E-Mail: tunc-buchhaltung@t-online.de
erstellt am .. um 08:24 Edit - 1319 Delete - 1319 IP - 1319 Antwort - 1319


FRANKFURT ALEVİ KÜLTÜR MERKEZİNE TEŞEKKÜRLER

Yoğun katılımla yaptığımız
Burunören Derneğimizin 2. Genel kurul toplantısında
Bizlere Halk Türküleri dinletisi sunan Değerli gençlerimize buradan derneğimiz adına teşekkürlerimi sunuyor,
Bizlerin bu başarılı çalışmalarıyla gurur kaynağımız olan
bu değerli gençlerimizin başarılarının devamını diliyorum.
Hepsini sevgiyle kucaklıyorum

Nilüfer Tunc
Denetim kurulu başkanı
Özgür TATAR
E-Mail: tatar1979@mynet.com
erstellt am .. um 16:44 Edit - 1320 Delete - 1320 IP - 1320 Antwort - 1320

ÇANAKKALE KAHRAMANLARI
43-ncü Alay 1-nci P.Tb.1-nci Bl.

1917 YILI YEMEK LİSTESİ

15 HAZİRAN
Sabah Üzüm Hoşafı
Öğle Yok
Akşam Yağlı Buğday Çorbası
Ekmek Tam
26 HAZİRAN
Sabah Yok
Öğle Yok
Akşam Üzüm Hoşafı
Ekmek Tam
18 TEMMUZ
Sabah Üzüm Hoşafı
Öğle Yok
Akşam Yok
Ekmek Yarım
8 AĞUSTOS
Sabah Yarım Ekmek
Öğle Yok
Akşam Şekersiz Üzüm Hoşafı
Ekmek Yok

NOT: 21 TEMMUZ 1917 TARİHİNDEN İTİBAREN
BAŞLAYARAK ORDU EMRİYLE
EKMEK İSTİHKAKI 500 GRAMA
İNDİRİLMİŞTİR.
ÇÜNKÜ UN VE EKMEK KALMAMIŞTIR.
BU VATANIN NASIL KAZANILDIĞINI
BİLMEYENLERE,
ANLAMAYANLARA YA DA ANLAMAK
İSTEMEYENLERE
LÜTFEN ANLATINIZ.
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 21:20 Edit - 1321 Delete - 1321 IP - 1321 Antwort - 1321

ABD ATATÜRK'e Neden Düşman?
ABD’li bazı “servis”lerin, Türkiye’ye yönelik çabaları ile ilgili bilgilerdi bunlar. Atatürk’ü ve Kemalizmi yıkmak için gösterilen çabalar yan yana geldiğinde, ortaya
yadsınamayacak bir tablo çıkıyordu. Ama bu tabloya eklenecek, birkaç fırça darbesi daha kalmıştı.

Varan bir:
“CIA İstasyon Şefi” Paul Henze, 1933 yılında bir rapor hazırlıyor : “21. Yüzyıla Doğru Türkiye”. Ve şu “sav”ları savunuyor :

Atatürk ilkeleri soğuk savaş döneminde görevini yapmıştır; ama “yeni dünya düzeni” ile birlikte gerekliliği de kalmamıştır. “Klasik Atatürkçülük” ölmüştür..Aydınları n imam-hatip okulları konusundaki endişeleri yersizdir. Iran ve Arap parası ile desteklenen kökten dincilik, Türkiye için ciddi bir tehlike değildir..

Atatürk’e “Deccal” diyen Said-i Nursi ve Nurcular ilericidir.. Nakşibendiler geriye dönük değillerdir; Orta Asya Türk cumhuriyetleri ile bağlantıyı sağlayabilirler. .

Varan iki:
Samuel Hungtington gibi “bazı” ABD’li yazarlar, Kemalizme karşı Ilımlı İslam”a sahipci cıkıyorlar.Türkiye’nin Batı ile bütünleşmesini istemiyorlar. Türkiye’nin “yeni dünya düzeni” içindeki yerinin “Ilımlı İslam” olması grektiğini düşünüyorlar. Batının çıkarının bunu gerektirdiğini savunuyorlar. .

Varan üç:
CIA Türkiye ve Ortadoğu Şeflerinden Graham Fuller de, üç yıl önce bir Türkiye raporu hazırlanıyor.. Ve özellikle “Kürt sorunu”na el atıyor:

Irak’ın “üniter” yapısını koruması ABD çıkarlarına uygun değildir. Türkiye Kürtlere özerklik verirse, Kuzey Irak’taki Kürtlerle bir bütünleşme gerçekleşebilir. En kötü şey, Türkiye’nin Irak’a yakınlaşmasıdır.

Şimdi gelelim sorunun yanıtına: ABD “servis”leri Atatürk’e niçin düşman? Bunun dört temel nedeni var.

Birincisi..
Laik- demokratik Kemalist model, “ihraç” etmeye elverişli değildir. Türkiye’nin toplumsal kültürel altyapısına sahip bulunmayan İslam ülkeleri bu modeli uygulayamazlar. “Ilımlı İslam” ile bütünleşmiş, yarı çağdaş bir Türkiye, ABD çıkarlarına daha uygundur! Üstelik, petrol zengini Ortadoğu ülkelerindeki çağdışı rejimlerin varlığını koruması açısından, Kemalist model tehlikeli bir örnektir. Bu rejimlerin varlığı, Amerikan
çıkarlarının güvencesidir!

Ikincisi..
Kemalizmin temelinde ulusal birlik ve tam bağımsızlık ilkeleri vardır. Bu ise, ABD’nin ve genel olarak Batının çıkarlarına terstir. Türkiye ne yıkılmalı, ama ne de bağımsız hareket edebilecek kadar güçlenmelidir. Türkiye Ortadoğu da büyük bir güç olmamalıdır!

Üçüncüsü..
Türkiye’nin Kürtlere özerklik vermesi, giderek federasyonu peşinden getirir. Bir adım sonrası ise, komşu devletlerin de parçalanması ile “bağımsız” bir Kürt devletinin oluşturulmasıdı r. Her zaman ABD’ye muhtaç böyle bir devlet, Amerikan çıkarları için en iyi çözümdür. Ama bu formülün uygulanabilmesi için ilk koşul, Türkiye’de Atatürk’ün ve ilkelerinin yıkılmasıdır!

Dördüncüsü..
Yeni dünya düzeninde, uluslar arası sermayenin karşısında kalan tek engel “ulusal devlet”tir. Türkiye’de Atatürk yıkılmadan ulusal devletin yıkılamayacağı ise bir gerçektir!

1994 Aralığında, Yeni Demokrasi Hareketi kurulurken çıkan bir yazım şöyle noktalanıyordu:

“Özal –12 Eylül sayesinde- boşaltılmış bir meydanda işe başlamıştı..”Dört eğilimi” birleştirip, ABD’nin çizdiği yolda kararlılıkla yürüdü. Ama bugün artık ne dünya o günün dünyası ne de Türkiye o günün Türkiye si..Özal öldü, yaşasın Boyner!.. Doğru isim, yanlış zaman.. Ve tarihi, isimler değil “zaman”lar belirler!..”

Suç, bir buçuk yılda tükenen Boyner'de değil, “zaman”da ! Ve zamanlar hep Atatürk’ü haklı çıkarıyor!.. Toprağın bol olsun Kışlalı !

Zaman satılık olmayan Türk Bilgelerini bir bir haklı çıkarıyor...

Kaynak: Ahmet Taner KIŞLALI

Dr.Eldeniz Abbaslı
erstellt am .. um 18:13 Edit - 1322 Delete - 1322 IP - 1322 Antwort - 1322

“ŞAMLI” ADI HAQQINDA
Dr. Eldeniz ABBASLI.
Bakı/Azerbaycan.
Azerbaycanda müxtelif türk tayfalarının adını özünde yaşadan yaşayış meskenleri, toponimler mövcuddur. Bunlardan biri de Azerbaycan Respublikasının Qebele rayonundakı “Şamlı” adıdır. Melumdur ki, “Şamlı” Şimali Suriyadan gelmiş türk tayfalarından (boylarından) birinin adı olub. Bu faktı tarixi menbeler de tesdiq edir.
Tarixden melumdur ki, miladi tarixle 1034-cü ilden başlayaraq Azerbaycana selçuq adı ile tanınmış bir türk tayfası gelmeye başlamışdır. Selçuqlar bir sıra tayfalara bölünmüşler ve bunlardan bir çoxları monqol hücumu dövründe onlara tabe olmaq istemeyib Kiçik Asiyaya çıxıb getmiş ve ordan sonralar müxtelif vaxtlarda Azerbaycana gelmişler. Bunu tarixi menbeler de tesdiq edir. Mehemmed Hesen Veliyevin (Baharlı) “Azerbaycan” adlı kitabında (fiziki-coğrafi, etnoqrafiq ve iqtisadi oçerk) bu haqda melumat verilerken qeyd olunur ki: “...Başqa selçuq tayfası Şamlı, monqolların basqını zamanı Türkiyeye geden ve Şamda (Suriya) mesken salan (o zaman Suriya Osmanlı imperatorluğunun terkibinde olub – müel.) selçuqlardan ibaretdir. Onlar “Şamlı” adı altında Topal Teymur terefinden Suriyadan köçürülmüş ve İranda meskunlaşmışlar. Burdan da onlar Azerbaycana keçerek öz adlarını aşağıdakı kendlere vermişler:
Göyçay qezasında – Şamlı; Ağdaş qezasında – Şamlı”.
Hazırda Şamlı tayfasının öz adını aşağıdakı yaşayış meskenlerine verdiyini görürük:
* Şamlı kendi – Şimali Azerbaycanın Qebele ve Zengilan rayonlarında, Türkiyenin Balıkesir vilayetinde;
* Hacı Şamlı kendi – Şimali Azerbaycanın Kelbecer rayonunda (işğala qeder – müel.);
* Mirşamlı kendi – Şimali Azerbaycanın Şamaxı rayonunda;
* Yuxarışamlı ve Aşağışamlı kendleri – Türkiyenin Denizli vilayetinin Ağköy rayonunda;
* Çuxurşamlı kendi – Türkiyenin Mersin vilayetinin Anamur rayonunda;
* Şamlı şeheri – Hindistanın Uttar Pradeş ştatının Muzaffarnaqar rayonunda;
* Şamlı kendi – Türkmenistanda;
* Şamlı kendi – İraqda.
* Şamlı şeheri – İraqın Muhafazat al Basrah bölgesinde;
* Bi’r aş Şamlı şeheri – Suriyanın Muhafazat Heleb bölgesinde;
*Dövlet Şamlu şeheri– İranın Xorasan ostanında.
Bundan başqa Şamlı (Şamlu), adını daşıyan mehelle (Türkiyenin Aksaray şeherinde), dere (Afqanıstanda), Şamlılar adını daşıyan nesil (Türkiyenin Denizli vilayetinin Babadağ rayonunda), oymaq (Türkiyenin Erzurum vilayetinin Uzundere rayonunda), Şamlı, Şamlıoğlu soyadları (Türkiyede, Özbekistanda, Şimali Kipr Türk Respublikasında), ad (Hindistanda), küçe adı (İstanbulda) ve s. vardır. Bunlar sadece bizim bildiklerimizdir, kim bilir Şamlı (Şamlu) adını daşıyan bilmediyimiz daha neçe kend, mehelle, nesil ve s. vardır.
Türkiyeli tarixçi Vatan Özgülün internetde yayınlanan “XIX yüzilden önce Balaban aşireti” adlı eserinde XIII asrda Suriyada qalabalik bir Türkmen topluluğunun yaşadığı ve bu topluluğun çox mühüm bir hissesinin yayda Sivasın (Türkiye) cenub bölgelerine ve Uzun Yaylaya (Türkiyede) getdiyi qeyd edilir. Bunlara Şamlu, Şam Türkleri ve ya Şam Türkmenleri deyilirmiş. Tarixçinin eyni adlı eserinde bu tayfa haqqında bele yazılır: “...Selçuqlular dövründen beri Heleb-Antep arasında qışlayan ve Sivas-Gürün-Gemerek arasında yaylayan Türkmen oymaqlarına Farsca tarixlerde Etrak-i Şam ve ya Türkman-ı Şam, Türk xalqı arasında ve Türkçe eserlerde de Şamlu deyilirdi. Osmanlı dövründe resmi senedlerde Heleb Türkmenleri deyilen Heleb-Antep arasındakı topluluq başlıca Avşar (Afşar), Beydili, İnallu, Harbendelu, Bayat kimi oymaqlara ayrılmışdı...”. Şamlı tayfası haqqında Türkiyeli professor merhum Faruq Sümerin “Oğuzlar” kitabında da behs edilir. O, yazır: “...XIII asrda Suriyada qalabalik bir türkmen elatı yaşayırdı. Bu elatın çox mühüm bir qismi yayda Sivasın cenub tereflerine ve Uzun Yaylaya (Türkiye – müel.) çıxırdı. Bunlara Şamlu, Şam türkleri ve ya Şam türkmenleri deyilirdi”. Tedqiqatçının eserinde Şimali Suriya türkmenlerinin Sefevi dövletinin yaradılmasında Şamlı (Şamlu) adı altında iştirak etdikleri qeyd olunur. Faruq Sümer eyni adlı eserinde Şamlı boyu haqqında bele yazır: “...Şamlu yayda Sivasın güney (cenub – müel.) terefinde ve Uzun Yaylada yaşayan, qışı Heleb bölgesinde keçiren türkmenlerin Beydili, Xarbendelu, İnallu kimi oymaqların qollarından meydana gelmişdir...”. Müellif Şamlı (Şamlu) boyu haqqında yazarken bunları qeyd edir: “...Qızılbaş ulusunu teşkil eden birinci dereceli oymaqlar bunlardır: Ustacalı-Ustahacılu (Sefevi dövründe Ustaclu), Rumlu, Tekelü, Zülqeder, Şamlu, Qaçar...”. Hemyerlimiz, alim Vasif İsmayıloğlu 2002-ci ilde İstanbulda neşr olunmuş “Bir gün xestexanada, kürtleşmiş Azerbaycan Türkleri” adlı kitabında Şamlı boyu haqqında bele yazır: “...Quzey (Şimali – müel.) Azerbaycanın Şamlu, Ayrımlu kimi Türkmen boyları Güneydoğu (cenub-şerq – müel.) Anadolunun Türkmenlerinden iken Yavuz Sultan Selim zamanında mezheb ferqliliklerinden (Henefi ve Ceferi mezhebleri nezerde tutulur – müel.) doğan ixtilafla elaqedar köç etmişlerdir”. Türkiyeli professor Abdülxaluq M. Çayın internetde verilmiş “Azerbaycan ve Türkler” meqalesinde de bu barede melumat var: “...Qaraqoyunlular, Ağqoyunlular kimi Türkmen topluluqlarından sonra Anadoludan Azerbaycana gelen bu üçüncü böyük köçü teşkil edir. Bu Türkmen topluluqları arasında Sivas, Amasya, Tokat bölgesinden geden Ustacalu, Şamlu, Rumlu; Antalya belgesinden Tekelü; Qaraman bölgesinden Turqutlular ve digerleeri; Tarsus bölgesinden Varsaqlar ve Dulqedirliler (Zulqedr)'i görürük”. Türkiyeli yazıçı Nihad Çetinqayanın “Qızılbaş Türkler (tarixi yaranışı ve inkişafı)” kitabında Şamlı (Şamlu) tayfası haqqında behs edir. Tarix elmleri doktoru, professor Oqtay Efendiyev “Sefevi Dövletinin quruluşunda Türk aşiretlerinin rolu” meqalesine istinaden bele yazılır: “1576’da İskgender Münşi terefinden verilmiş buyruqlarda, Türk kökenli Qızılbaş aşiretler, aşağıdakı kimi sıralanmışlardır: Samlu, Ustağlu, Türkmen, Rumlu, Dulkadir, Afşar, Kaçar, Tekeli ve Hunuslu...1628 ilinde eyni yazıçı terefinden verilen siyahıda Türk aşiretlerinin siyahısı da verilmişdir: Şamlu, Ustaoğlu, Dulkadir, Qaçar, Avşar, Türkmen, İspirli, Rumlu, Qaradağlı, Bayat, Alpaqut, Kazaklı, Qacirlı, Bayburtlu. Şamlulular; Beydili, Abdili, Arabgirli, Nikaz qebilelerine bölünmüşlerdi...”.
Türkiyenin Balıkesir Universiteti tarix bölümünün dosenti Abdulmecid Mutaf bu meqalenin muellifine mektubunda bildirdiyine göre dörd ailenin Suriyadan gelerek Balıkesirde (Türkiye) yerleşdikleri erazi onların mensub olduqları tayfanın adı ile Şamlı adlandırılmışdır. Bundan başqa internetde verilmiş bir melumatda yazılır ki, Türkiyenin Elazığ vilayetinin Ürünveren kendinde yaşayan Şamlı oymağına mensub insanlar köklerinin Şamdan gelerek Elazığ vilayetinin kendlerinde ve bir hissesinin de Konya bölgesinde yerleşdiklerine inanırlar. Türkiyenin Muğla vilayetinde yaşayan Şamlı zabit Hacı Hüseyn efendinin soyu yerli xalq arasında “Şamlılar” olaraq bilinir. Yeri gelmişken, köklerinin Suriyadan geldiyine dair inam Qebele rayonundakı Şamlı kendinin köklü sakinlerinde de var. Yaşlıların söylediklerine göre Şamlı kendi yerleşen erazide ilk dövrlerde üç-dörd aile yaşayırmış. Fikrimizce, Balıkesirde olduğu kimi Qebelede de bu erazi orada meskunlaşan insanların geldikleri yerin (Şam-lı, yeni, Şamdan gelenler) ve ya mensub olduqları tayfanın (Şamlı) adı ile “Şamlı” adlandırılmışdır. Belke de hazırda Qebelenin Şamlı kendinde yaşayanların kökü Şamlı emirlerine qeder çatır. Yeri gelmişken qeyd edek ki, Şamlı kendinin adı bezen sehv olaraq Şamılı kimi yazılır.
Cavad Heyetin internetde yayınlanmış “Azerbaycanın Türkleşmesi ve Azerbaycan Türkçesinin Teşekkülü” eserinde Emir Teymurun Anadolu seferinden qalib olaraq döndüyünde bir çox türk boylarını (o cümleden Şamlı boyunu) Suriya ve Anadoludan Azerbaycana getirdiyi qeyd olunur: “...Özellikle Teymur Anadolu seferinden qalib olaraq döndüyünde bir çox Türk boylarını Suriya ve Anadoludan Azerbaycana getirdi. Bunlar Şamlı, Musuulu, Rumlu, Kaçar, Afşar, Zulkadir, Kovanlu, Kozanlu, Tekelu, Baharlu, Varsaqlu, Beydili boyları olub Azerbaycanda qaldılar ve bir çoxu Erdebil ve etrafında Sefevi şeyxi (Şeyx Ali)nin (revayete göre bu zaman yolda Topal Teymura rast gelen Sefeviyye teriqetinin qurucusu Şeyx Sefieddin Erdebilinin nevesi, bu teriqetin rehberi Şeyx Ali, Şamlı tayfasının bağışlanmasını xahiş edib ve öz hörmeti sayesinde buna nail olub – müel.) etrafına toplanıb onun ve oğullarının müridleri oldular...”. Bu barede İsmayıl Kayqusuzun “Qızılbaşlıq ve Qızılbaşlar” adlı meqalesinde de var: “...1402 Ankara savaşında Yıldırım Beyazidi böyük meğlubiyyete uğradan Timur geri dönerken, birlikde götürdüyü otuz min esir Türkmeni, Erdebil şeyxi Xoca Aliye hediyye etmişti. Esir Türkmenlerin böyük ekseriyyeti Tekelü ve Qaramanlulardı...”. Abbasqulu ağa Bakıxanov internet vasitesi ile oxuduğumuz “Gülüstani-İrem” adlı eserinde yazır: “...Sultan Mehemmed Xudabende (Şah İsmayıl Xetainin böyük qardaşı – müel.) taxta oturdu. ...Şamlı ve sair tayfaların emirlerinden bir neçesine Şirvanda torpaq verildi...”. Abbasqulu ağa Bakıxanov eyni eserinde daha sonra qeyd edir: “...Şirvanda Qaramanlı, Tekeli, Şamlı... ve sair bir çox tayfalar vardır”. Tarixden melum olduğu kimi Qebele de müeyyen bir tarixi dövrde (Şirvanşahların zamanında) Şirvan vilayetinin terkibinde olub. İnayetullah Rzanın internetde yayınlanan “Aran adı ne üçün mehv oldu?” meqalesinde de bu fakt tesbit olunur: “...Şirvanşahların zamanında Qebele ki mülknişin idi ve yerli hakimlerin hakimiyyeti altında olurdu, Şirvan hökümetine tabe oldu...”
Şamlı tayfasının Azerbaycana köç etmesi faktı Türkiyeli alim İsmayıl Kayqusuzun internetde verilmiş “Qızılbaşlıq ve qızılbaşlar” adlı meqalesinde de qeyd olunur: “...Tekeli, Şamlu, Ustaclu ve Rumlu Türkmenlerin böyük bir qismi daha o zamandan (1470-ci ilde) İran ve Azerbaycana köç ederek, Şeyx Heyderin ilk Qızılbaş ordusunu teşkil etmişlerdi”. İ. Kayqusuz daha sonra eyni adlı meqalesinde yazır: “...Bunların bezileri, önce sözü edildiyi kimi, Xoca Alinin Erdebile yerleştirdiyi Türkmenlerin (Tekelü, Qaramanlu), o birileri ise Şeyx Cüneydin savaşlarına qatılaraq, ya da Şeyx Heyder döneminde (meselen, Azerbaycanda kend teserrüfatı bölgesine yerleşmiş Şamlular kimi) gelmiş bulunurlardı...”. Bu faktı İsmayıl Kayqusuz “Sufi qıran Çaldıran...” meqalesinde de tesdiq edir: “...Qızılbaş ordusunu teşkil eden Qızılbaş Türkmen qebileleri de, son yarım yüz il boyunca Azerbaycan ve İrana köçüb yerleşmiş aqrabalarından (qohum – müel.) başqaları deyildi...”.
Fikrimizce, Şamlı (Şamlu) adı ile bağlı olan bütün yaşayış meskenlerinin sakinleri ve bu adı daşıyan nesiller arasında birbaşa bağlılıq, tayfa qohumluğu mövcuddur.
Son olaraq qeyd etmeyi lazım bilirik ki, bu qeydler kökü ile, soy bağı ile Azerbaycanın Qebele rayonundakı Şamlı kendine bağlı olan yazı müellifinin bu torpağın tarixi keçmişine işıq tutmaq cehdi idi. Fikrimizce, Şamlı kendinin tarixi keçmişi haqqında geniş elmi tedqiqata ehtiyac vardır.


Özet

Dr. Eldeniz Abbaslı
Şamlı Adı Hakkında


Makalede Şamlı (Şamlu) adının yaranma tarihi, topolojisi hakkında, dünya ülkelerinde bu adda bulunan yerleşim meskenleri hakkında bilgi veriliyor.


Summary

Dr. Eldaniz Abbasli

About name "Shamli"

Article is devoted to names of countryside of Azerbaijan. In the article spoken about villages with name "Shamli", the topology of this name is considered. The author considers that there is a necessity for adequate scientific researches.
_
 E-mail: abbasov61@yahoo.com
WEB: www.abbasov.cjb.net

Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 21:16 Edit - 1323 Delete - 1323 IP - 1323 Antwort - 1323

Artik tuz yemeyin yedirmeyin Nedenine gelince asagidaki yaziyi okuyun. Neden yememeniz gerektigini
anlayacaksiniz.
TUZ GOLU
Lutfen dagitima yardimci olun!

Asagidaki bilgiler maalesef dogru... Sonra ' Turkiye neden kanserden kiriliyor..' diye soruyoruz..!?

Tuz Golu, Van Golu'nden sonra ulkemizdeki ikinci buyuk

goludur... Uzunlugu 80 km olan Tuz Golu'nun genisligi 48 kilometreyi bulur... Genis bir alani kapsamasina
karsilik cok sig bir oldur... Dunyanin en tuzlu gollerinden biridir... Litresinde 329 gram gibi cok yuksek oranda tuz ihtiva etmektedir...

Golun bu ozelligini degerlendirerek tuz elde etmek amaciyla kiyilarinda Cok sayida tuzla kurulmustur... Bu tuzlalardan edilen tuz Turkiye'nin gereksinimi olan tuzun buyuk bolumunu karsilamaktadir...

Turkiye'nin oldukca kurak bir yerinde yer almasi nedeni ile bu sig bolgelerde cok yogun bir sekilde buharlasma gorulur... Dogu

kismindaki korfez disinda tumuyle kuruyan golun tabaninda,kalinligi yer yer 30 cm.' i bulan mevsimlik bir tuz katmani olusmaktadir... Tuz Golu'nun en derin yeri sadece 2 m.'dir. Oteki kesimlerin

Derinligi sadece santimetrelerle olculebilmektedir.
Gole dokulen en onemli akarsular? Pecenekozu Deresi" ile Melendiz Cayi"dir. Cografya bilgileri aynen boyle diyor Cografya bilgilerine girmemis aci gercek ise sudur:
Tuz
golune dokulen en buyuk akarsu Konya' nin sehir
kanalizasyonudur... Cumra yonune verilen
kanalizasyon bu dogrultu uzerinden maalesef

tabi tutulmadan dogrudan Tuz Golu'ne akitilmaktadir...

Bir milyonu gecen sehir nufusunun sanayi artiklarini da
tasiyan sehir kanalizasyonu bizlere iyotlu ya da iyotsuz tuz olarak geri donmektedir... Bu faciaya dur demek ve tuzun kokmasina firsat vermemek icin her sorumlu vatandasin uzerine dusen gorevi yerine getirmesi
gerektigi inanci ile bu mesaji ulasabilecegimiz her
kisiye gonderelim ve ilgilileri goreve davet edelim...
Yoksa hepimizin yemeginde Konya'lilarin katkisi olmaya
devam
edecek."

Yrd. Doc. Dr. MUSTAFA DURAN
PAMUKKALE UNIVERSITESÄ°
FEN-EDEBIYAT FAK. BIYOLOJI BOL. 20017
DENIZLI

TEL:+90 258 2134030-1178
CEP:05334361297

FAX:+90 258 2125546
Hasan tatar
E-Mail: htatar1981@mynet.com
erstellt am .. um 07:01 Edit - 1324 Delete - 1324 IP - 1324 Antwort - 1324

ÇANAKKALE DESTANI

Yıl 1915
18'indeyiz Martın.
Kendine gel biraz!
Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu,
Geçilmez bu boğaz...
Geçilmez bu boğaz...
Bizi
Ne topun yıldırır,
Ne kurşunun.
Çünkü artık
Başladı cengimiz.
Er meydanında bulunmaz dengimiz...
Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen?
İşte fırladık siperden.
Sırtına yüklenmiş kahraman
Seyit 276 kiloluk mermiyi,
Koşuyor bataryasına ateşler içinden.
Bu mermi denizlere gömecek Elizabet'i Buvet'i...
Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor,
Denizler yanıyor,
Dağlar yanıyor.
Zafer bizimdir artık
Düşman zırhlıları batıyor...
Türk'üm,
Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere.
Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz.
Kimimiz gazi.
Hiç değişmez bu yazı.
Dünyada her yer geçilir belki
Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı..

Şahin TATAR
E-Mail: info@igdeli.net
erstellt am .. um 17:16 Edit - 1325 Delete - 1325 IP - 1325 Antwort - 1325

Yedi Bucak Avşar obalarından (Köylerinden) Körkuyu Köyü’nden Kara Hasan oğullarından Hösük (Hüseyin) kahya Halep’e develerle yük taşır, yani kervancılık yapar. Günün birinde hem eniştesi hem de kayın biraderi olan Mahmut kahya ile birlikte Halep’e yük götürürler. Dönüşte Çukurova’da (Adana, Tarsus, Mersin) köylüleri ile karşılaşırlar. Köylülerden ‘’Köyde ne var ne yok’’ diye haber sorar. Köylüler de Hösük (Hüseyin) kahyaya “Ağam başın sağ olsun, Sultan gelin sizlere ömür öldü, başın sağ olsun derler”. (Sultan gelin Hösük (Hüseyin) kahyanın 3’ncü hanımıdır)

Bunun üzerine Hösük (Hüseyin) kahya aşağıdaki türküyü söyler:

Adana’dan çıktık doğrulttuk yolu,
Öter telli turaç tatlıdır dili,
Biter kızıl dağın goncası gülü,
Eke Tellim kalk sılaya gidelim.

Küleğin Boğazı da bellidir belli,
Başında oturur bir ağa yollu,
Tekir’in yaylası tomurcuk gülü,
Eke Tellim kalk sılaya gidelim.

Bozantı’nın suyu akar akar bulanır,
Fındıklı da sarı maya (deve) sulanır,
Engel denen bir dolambaç dolanır,
Eke Tellim kalk sılaya gidelim.

Buldurcana çıktık yaylanız yakın,
Sağına soluna Hameyli takın,
Gavur Elbeyliden sen seni sakın,
Eke Tellim kalk sılaya gidelim.

İncesu’yun dört yanı dağ olur,
Ara yerde lale sümbül bağ olur,
Karasuda sökün kuşu çok olur,
Eke Tellim kalk sılaya gidelim.

Kayseri’den beri Berdi Gölünden,
İslam çayırından Lale belinden,
Palas Ovasından Sultan Han’ından,
Eke Tellim kalk sılaya gidelim.

Sarıoğlan’da konalgamız konalım,
Şahruh Köprüsü’nden sual soralım,
Körkuyu’da bir Suna var görelim,
Eke Tellim kalk sılaya gidelim.

Sultan Sekisi sarı çiçeğe bezendi,
Sultan gelin elbiseler düzeltti,
Gövel ördek gibi boynun uzattı,
Eke Tellim kalk sılaya gidelim.

Devemizi köyümüze getirdik,
Mallarını taksim ettik bitirdik,
Aşık Hüseyin keyfimizi yetirdik,
Eke Tellim kalk sılaya gidelim.

NOT: Eke Tellim (Hösük (Hüseyin) Kahyanın devesinin adı)

Kaynak Kişi: Hösük (Hüseyin) kahyanın 5’nci göbekten torunu olan Ali Şinasi DEMİR)

Derleyen: Şahin TATAR (Emekli Öğretmen)
Haydar Erdoğan
E-Mail: burunoren-der@burunviran.com
erstellt am .. um 16:41 Edit - 1326 Delete - 1326 IP - 1326 Antwort - 1326

Derneğimizin üyesi ve denetleme kurulunda görevli arkadaşımız, Verği Uzmanı Nilüfer TUNÇ her zaman oldugu gibi Alman verği sistemi üzerine Almanya'da yaşamakta olan işcileri bilğilendirmek için;

16 Mart 2007 tarihinde yerel saatla
Saat 17:00 den 18:30 a kadar DÜZGÜN TV

ekranlarında izliyicileriyle olacak. İlğilenlere duyurulur.

Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 23:28 Edit - 1327 Delete - 1327 IP - 1327 Antwort - 1327

Fethullahçılık ihanet şebekesi'

Kanaltürk televizyonunda, Merdan Yanardağ'ın sunduğu ''Yolsuzluk ve Yoksulluk'' adlı programa katılan Nurettin Veren, ''Cumhuriyet savcılarının anlatacaklarımı ihbar kabul etmesini istiyorum. Bu davanın tanığı da sanığı da olmaya hazırım'' dedi. Fethullah Gülen 'in 25 yıl boyunca başyaverliği ve kuryeliğini yaptığını belirten Nurettin Veren, ''gizli bir örgüt'' olarak nitelendirdiği ''Fethullahçılar'' ın içyüzünü anlattı. Veren, ''Biz 12 kişi hayır için yola çıktık ancak örgütlenmenin devleti içten ele geçirme planı olduğunu anlayınca aforoz edildim. Gülen beni öldürtmek istedi'' dedi. Nurettin Veren devam ediyor;
''Biz 1970 yılında 12 insan yoksul öğrencilerin okutulması ve hayır işleri için yemin ederek yola çıktık. Yıllar boyunca bu dava uğruna hasır üzerinde oturdum. Küçük hayırlarla büyük finanslar elde ettik. Kaydı olmayan yardımlar Fethullah'a teslim edildi. Büyük ekonomik güce ulaşınca 1993'te harekete geçildi. Bir cami nasıl milletin parasıyla yapıldıysa Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonu da aynen öyle yapıldı. Ancak Zaman gazetesi 20 yıl boyunca banka reklamı almadı. Çünkü Fethullah banka reklamı gibi, kola içmeyi, kot giymeyi de haram kılmıştı. Sonradan Asya Finans'ı kurdum. Gazetesine banka reklamı almayan Gülen daha sonra Bank Asya'yı kurdurdu. Gülen Müslümanlara takıyye yapıyor.''

Nurettin Veren, Fethullahçı örgütlenmenin 7.5 milyar dolarlık ekonomik güce ulaştığını, Türkiye'de dershaneye giden 4 çocuktan üçünün tarikatın eline düştüğüne dikkat çekti. Veren, ailelere, ''Çocuklarınızı terörden kurtarmak isterken Fethullah örgütüne teslim ediyorsunuz. Uyanın, gerçeği görün'' diye uyarıda bulundu.

Gülen'in bütün şirketlerinin adını kendisinin koyduğunu belirten Veren, ''Ama bunun belgesini bulamazsınız. Çünkü hiçbir illegal örgütün belgesi olmaz'' dedi.
Türbanı biz başlattık
Nurettin Veren, Türkiye'de önemli bir sorun haline gelen türbanın Fethullah Gülen'in talimatıyla bir furyaya dönüştürüldüğünü ifade ederken şöyle konuştu: ''Gülen'in talimatıyla birçok arkadaşımız 50 yaşına kadar evlenmedi. 1970'lerde ve 1980'lerde Türkiye'de türban diye bir sorun yoktu. Bunu topluma biz enjekte ettik. Gülen, evli müritlerin eşlerini burunlarından topuklarına kadar kapatmalarını istedi. 'Siz başlatın gerisi gelir' dedi. Kadınlarımız da siyah gözlükler ve eldivenler taktı. Ben de eşimi öyle giydirdim. Toplum kamplara bölündü. Sonra da bu örgütlenme fark edilince cemaate, 'Başı açık kadınlarla evlenin' dedi. Bu yüzden cemaat içindeki başı kapalı kadınlar dul kaldı!''

Gülen'in kendisini insanüstü, ileriyi gören, her şeyi önceden bilen bir canlı olarak tanıttığını belirten Veren, ''Kendisi 1941 doğumlu olmasına karşın Atatürk öldükten sonra, 1938'de doğduğunu söyler ve kurtarıcı olduğunu ima etmeye çalışırdı. Ancak tasavvuf ve gönül adamı, bir Mevlana ve Yunus Emre gibi takdim edilen bir insanın bugün Irak'ta 400 bin Müslümanın ölümüne yol açan Amerika'da ne işi var? Siz hiç 137 dönümlük arazide 8 villa içinde 100 hizmetkârla yaşayan bir Yunus Emre gördünüz mü'' diye sordu.
Beni öldürtmek istedi
Gülen'in gerçek amacının kilit noktalarda kadrolaşarak devleti ele geçirmek olduğunu belirten Veren, bu planı anladıktan sonra ikazlarda bulunduğunu, bu yüzden aforoz edildiğini anlattı. Veren şöyle konuştu: ''1995'te fikren ve kalben koptuk. Hayır için yola çıkmıştık ama örgüt çatısı içinde kullanıldık. Gördük ki çatal bıçak için kurulan bir fabrika, silah fabrikasına dönüşüyor. Devleti içten ele geçirecek bir plan olduğunu sonradan anladık. Tepki koyduk, ikaz edilince dış görevlere gönderildik. ABD'de 30 gün birlikte kaldık. 50 kişinin önünde beni öldürtmeye kalktı. Bu hücum ve cinnet karşısında canımı zor kurtardım. Gülen, 'FBI ve CIA'yı arayın, bu adamı öldürtün' dedi. Sonra Türk devletinin görevlendirdiği polise 'Silahını çek vur bunu' diye bağırdı. İnsanlar itaat etmeyince şömine demiriyle üzerime hücum etti. Sonra New York'ta gece yarısı sokağa atıldım.''
Gülen'in gerçek amacının dünyayı yönetmek olduğunu ve ''hastalık yalanıyla ABD'ye kaçtığını'' belirten Veren, sözlerini ağlayarak ve Atatürk'e övgüler dizerek şöyle tamamladı:
''Gülen, Türkiye'deki örgütlenmesinin 2000 yılında kendini amorti ettiğini söyledi. Yetiştirdiği vali, emniyet müdürü, kaymakam ve komutanlar var. Cumhuriyet gazetesi, 'Tehlikenin farkında mısınız?' diyor. Evet bu örgütlenme bir işgaldir, ihanet şebekesidir. Yargıtay'a yönelik saldırıda birçok insan bir kare fotoğrafta göründü diye zanlı oldu. Elimde yüzlerce fotoğraf ve belge var. Savcıları göreve çağırıyorum. Kimse bir şey yapmıyorsa demek ki Fethullah'ın dokunulmazlığı var.''
Aydogan Kekevi- Sosyal Danışman/Yazar
erstellt am .. um 17:46 Edit - 1328 Delete - 1328 IP - 1328 Antwort - 1328

Aydoğan KEKEVİ
UNUTMAMAK İÇİN BEN DE ANDIÇLIYORUM...

Evet bugünden itibaren ben de bir yurttaş olarak ilk başta medyamızın yediverenleri olmak üzere andıçlıyorum.

Kimleri neden fişlediğimi de hemen açıklıyorum:

“Ermeni sorunu” konusunda “Ermeni Tezleri”ni savunma hakları baki kalmak üzere sadece ve sadece İsviçre’yi

“ a) Öyle bir abuş yasayı çıkardığı için;

b) Çıkardığı anti-demokratik yasayla da yetinmeyip bir de o abuş yasadan dava açtığı insanların “savunma hakkına” saygı göstermeyip hukuk kurallarını en aptalca uyduruk nedenlerle, polisiye yöntemlerle çiğnemekten çekinmediği için”

kınamayanları, kalemini oynatmayanları, gıkları çıkmayanları hem kınıyorum hem de andıçlıyorum:

- Yarın ağızlarına “Hukuk Devleti”ni almaları durumunda ağızlarını tıkamak için fişliyorum.

- Yarın “demokrasi”, “savunma hakkı kutsaldır” gibi laf olsun torba dolsun diye uluorta konuştuklarında ”içtenlikli olmadıkları”nı suratlarına çarpmak için fişliyorum.

- Yarın”İnsan Hakları”ndan “Eşitlik”ten “Yargının Bağımsızlığı”ndan dem vurduklarında bunlara inanmadıklarını, sadece kullandıklarını halkımıza söylemek için andıçlıyorum.

- Yarın “çifte standartlar”dan yakındıklarında “hadi ordan sen de” diyebilmek için fişliyorum
...

Sıradan basitliklerin, hatta Bizans ayak oyunlarının bile İsviçre’de dönen dolapların yanında soylu ve masum kaldığı; ilkelliklerin desiselerin sergilendiği Lozan’da ki tiyatro karşısında suskun kalanları, kıllarını kıpırdamayanları unutmayacağız.

Bu günleri belleklerimizden silemeyecekler, ne belleklerimizden ne de arşivlerden.

7-9 Şubat 2007 tarihi bizlerin belleklerine mihenk taşı olurken, bugünün suskunlarının midelerine oturan bir taş olacak.

Bir de “Bu dava Türk insanının milli davasıdır” demeden Doğu Perinçek’in bugün yaptığıyla uğraşmak yerine dünü gündeme getirenleri; yarın “Kurtuluş Savaşı”ndan “Mustafa Kemal” den söz ettiklerinde “Mustafa Kemal de böyle “ulusalcı milliyetçi(*)” ayırımı yapsaydı Kurtuluş savaşı kazanılabilir miydi” diye sorabilmek için andıçlıyorum.
..............

Tabii bu Lozan’lı günlerde suskun kalan politikacıları, sorumluları, yöneticileri de unutmayacağız:

Bayıldıkları batılılar ve batı ülkeleri esrarkeş, katil, kaçakçı, çocuk pornocusu yurttaşlarını bile yabancı ülkelerde yalnız bırakmaz, haklarını hukuklarını kollarken bizim hukukçumuza, bilimcimize, siyasetçimize bir batı ülkesinde yapılan bu hukuk dışılığa karşı değil sert bir tepki göstermek, bir eleştiri bile yap(a)mayan; içeride yurttaşlarına karşı horozlanmayı hak gören ama dışarıdaki haksızlıklara suskun kalıp sineye çeken; üstelik aslında kendi görevleri olan “Türkiye’nin haklı davasını ve çıkarlarını savunma görevi”ni üstlenen yurttaşlarımıza arka çıkmadıkları gibi onları yabancı bir ülkede yalnız bırakanları unutmayacağız..

Ve bu andıçlama “yurttaş belleğine not düşmek” amaçlı olduğundan anayasal bir hak olup, aynı zamanda bir “yurttaşlık görevi”, bir “seçmen yükümlülüğü”dür..

Aydoğan KEKEVİ 10.03.07


(*) “Ulusalcılık Milliyetçiliğim düşmanıdır” diyenlerin düz mantığıyla “Milliyetçilik de ulusalcılığın düşmanı” olduğuna göre eehh artık yapacak birşey yok, en başta iktidar olmak üzere herkes yoluna devam..

“Sen SAĞ ben SOLamet, Türkiye Allah’a emanet” A.K.
ABDİ TUNÇ
E-Mail: chee_07@msn.com
erstellt am .. um 23:53 Edit - 1329 Delete - 1329 IP - 1329 Antwort - 1329

Merhaba Keziban hanım
Lütfen beni bağışlayın soyadınızdan dolayı sizi tanıyamadım. lütfen kendinizi tanıtırmısınız
bizler gerek yurt dışında gerekse yurt içinde yaşayanlar doğduğumuz ve büyüdüğümüz yerden uzaktaysak muhakkaki oranın özlemini çekeriz.
karlar erirken dağlardan kardelen çiçeği (öksüz oğlan çiçeği) toplamak çocukluğumuzdan kalan
güzel anılarımız arasındadır.
beni nekadar tanıyorsunuz bilmem ben insanları ve doğayı seven biriyim. ilkelerim atasında bir insnı kırmak bir çiceği dalından kopartmak yoktur
çünkü insan saygıyla çicek dalında güzeldir.benim dileğim bu güzelliği köyümdede olmasadır.
gercekten benim yazımda kimdseyi kırmak kimseyi zan altında bıramak gibi bir amacım yoktur. gördüğünüz gibi hiç bir kuruma hiç bir kimseye iitafta bulunmadan ben sadece köyümün'de o güzellikler arasında olmasını istedim.
herkes benim yazımı istediği gibi yorumlaya bilir
bildiklerim arasında uzakta o köy bizim köyümüzdür gitmesekte görmesekte o köy bizim köyümüzdür saygılarımla
Özgür TATAR
E-Mail: tatar1979@mynet.com
erstellt am .. um 14:59 Edit - 1330 Delete - 1330 IP - 1330 Antwort - 1330

Merhaba. Yaklaşık bir hafta köydeydim. Bahar kendisini göstermeye başlamış, karlar erimiş artık köyde bulunan insanların çalışma zamanı gelmiş. Köye giderken arabada Burunören köyümüzden sitelerde resmini gördüğüm sayın Erol DOĞAN ağabeyle yan yana oturarak tanışma ve konuşma fırsatı buldum. Kendisininde herkese selamı var. Köylerde yaramaz bir durum yok şu aşamada. Herkese selam ve saygılarımla...
Av.mahmut erdem
E-Mail: ra-erdem@web.de
erstellt am .. um 12:29 Edit - 1331 Delete - 1331 IP - 1331 Antwort - 1331

Politika
"Yönetmelikten doğan haklar var"

Kemal DOĞAN / HAMBURG

Avukat Mahmut Erdem’in Federal Parlamento Dilekçe Komisyonu'na yönelttiği AB’de yerleşim hakkı ve vize konusuyla ilgili sorularına yanıt geldi.

AVUKAT Mahmut Erdem, AB’nin 2003/109 sayılı yönetmeliğinden en az beş yıldır bir AB ülkesinde yaşayan üçüncü ülke vatandaşlarına haklar doğduğunu belirtti. Kasım 2003’de yürürlüğe giren yönetmeliğin en az beş yıl bir AB ülkesinde yaşayan göçmene sınırsız oturum izninin yanı sıra İngiltere ve İrlanda dışındaki AB ülkelerinde sınırsız oturma ve çalışma izni hakkı tanıdığını belirten Erdem, "Yönetmenliğe göre en az beş yıl Almanya’da yaşayan ve sabıkası olmayan bir Türkiye vatandaşı, hem Almanya için yerleşme hakkı alma, hem de İngiltere ve İrlanda dışındaki bir başka AB ülkesinde sınırsız oturum ve çalışma iznine alma hakkına sahip. Buna ’Avrupa Oturum İzni’ diyoruz. Hollanda ve Fransa yönetmeliği otomatik uyguluyor, Almanya ise ancak başvuru üzerine bu hakkı veriyor" dedi.

Konuyu açıklığa kavuşturmak için Federal Parlamento Dilekçe Komisyonu'na başvurduğunu ve şimdi oradan yanıt aldığını belirten Erdem, "Yanıtta yönetmenliğin tümüyle henüz uygulamaya alınmadığını ancak başvuru üzerine şartları yerine getirenlere ’Avrupa Oturum İzni’ (Daueraufenthalt-EG) verildiği belirtiliyor. Bu konuda tüm yabancılar dairelerine genelge gitmiş. Bu genelge Almanya’dan bir başka AB ülkesine gitmek isteyen Türkler veya diğer bir AB ülkesinden Almanya’ya gelmek isteyen Türkler için ilginç" dedi.

"VİZE MEVZUATI DA İLGİNÇ"

Yönetmenliğin vize mevzuatında da AB ülkesinde yaşayan Türkler için önemli değişiklikler içerdiğini söyleyen Erdem, "Normalde Almanya eşler dışında kimseye aile birleşimi vizesi vermiyor. Oysa yönetmenlik aile birleşimi vizesinin anne ve babayı da kapsamasını da öngörüyor. Örneğin sizin anneniz ve babanız Türkiye’de yaşıyor. Ve siz onu yanına aldırmak istiyorsunuz. Yönetmenliğe göre bu mümkün. Ancak bir çok yurttaşımız bu hakları bilmediği için faydalanamıyor. Almanya’da bu yönetmenlikten doğan hakların çok ortaya çıkmasını istemiyor. Ancak başvuru yapılırsa uygulamak zorunda. Çünkü AB hukuku, iç hukuktan, yani bu durumda Alman hukukundan üstündür" diye konuştu.

Hürriyet 2/3/ 2007
ABDİ TUNÇ
E-Mail: chee_07@msn.com
erstellt am .. um 20:42 Edit - 1332 Delete - 1332 IP - 1332 Antwort - 1332

Sevgili Burunören"liler sevgili canlar,
övünmek gibi olmasın ama yurdumuzda nekadar güzellikler ne güzel yer varsa hepsini gezdim serhat şehirleri edirnden karsa kuzeyden güneye kadar şehitler diyarı çanakkale dahil okadar güzel yaşanası yerler o kadar güzel insanlarla tanıştımki unutamam fakat hiç birirsi köyüm kadar güzel köyüm insanları gibi yakın ve candan olamadılar.

Bülbülü altın kafese koymuşlar illa vatan demiş
dileğim benim kçyümünde güzel ve yaşanası bir yer olmasıdır. bundan önceki yazımda köymüzde yaptığımız etkinler gururla ve gözüm yaşararak izledim ama köyümüzün ihtiyacı olan bazı konuları bir kaç kelimeyle yazmak ihtiyacı duydum.Yazarkende hiç bir kurumu, hiç bir kişiyi hedef gösterip haklarında kötü bişey yazmadım.

Bu konuda hepimize görev düştüğünü bildirmek istemiştim fakat bazı abilerimiz nedense bu yazıma tepki göstermişler. Benim amacım hiç kimseyi küçümsemek ve hiç bir kurumu karalamak değildir bir burunörenli olarak köyümünde o gördüğüm güzelliğe kovuşmasıdır.Ben talan edilmiş,öksüz bir köy derken hepimizin ilgisizliği hepimizin umursamazlığından bahsetmek istemiştim her nedense her zaman sevdiğim her zaman yakın ilgi gördüğüm bazı abi ve yakınlarımdan yazımdan dolayı tepki aldım.
olsun.

Onlar benim büyüğümdür belki daha iyi biliyorlar.
güzel bir söz var:HATA YAPMAKİ ÖZÜR DİLEMEYESİN
hepinize saygılar
Adnan Tunç
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 15:45 Edit - 1333 Delete - 1333 IP - 1333 Antwort - 1333


2. GENEL KURUL TOPLANTIMIZ (FRANKFURT )

Geçen sene Mart ayında Frankfurt'ta yoğun katılımla yaptığımız Derneğimizin genel kurul toplantısının ikincisini yine aşağıda belirtilen adreste yapıyoruz.

Yönetim kurulundan Mehmet Tunç arkadaşımızın ev sahipliği yapacağı,
yemekli ve müzikli organize ettiği bu toplantımızdada Sevgili Burunören'lilerin , Aşiret köylerimizden ve Derneğimize destek veren diğer üyelerimizin ve dostlarımızın yine bizleri ziyaret ederek bu toplantımızıda güzel bir birliktelik ve kaynaşma ile geçireceğimizi ümit ediyoruz.

Aşağıda adresi bir defa daha yineliyorum
Hepinize selamlarımla

Dernek yönetim kurulu adına
Adnan Tunç
Dernek 2. başkanı

17 Mart 2007 Cumartesi günü saat 12.00 da

YERİ : Ginnheimer str. 47
60487 FRANKFURT
(Bockenheim)
Bistro-Restaurant IDA

Tel: 069 77075373 veya 01726644471

Ismail Kocaer
E-Mail: Ismail.Kocaer@web.de
erstellt am .. um 19:05 Edit - 1334 Delete - 1334 IP - 1334 Antwort - 1334

Onlardan olduğumuz ve yaşamımızın doğumdan ölüme her anında varlıklarıyla onurlandığımız, ihtiyacımız olduğunda desteklerini esirgemeyen, eğiten, yetiştiren, bizi biz yapma yolunda yüreklerindeki sevgi ve şefkati karşılıksız veren fedakar kadınlarımızın Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum.

Sevgi ve Saygılarla

Ismail Kocaer
Ismail Kocaer
E-Mail: Ismail.Kocaer@web.de
erstellt am .. um 21:40 Edit - 1335 Delete - 1335 IP - 1335 Antwort - 1335

DUYURU

Degerli Burunören Köyü Kalkinma Sosyal Dayanisma ve Kültür Dernegi Üyeleri ve Burunören Dostlari.
Sizleri bu cati altinda toplanmaya davet ediyorum. Bizler Burunören köyünün insanlari olarak her ne kadar yurt ici ve yurt disinda yasasakda, bizler köyün sorunlari ile elele verip ilgilenmemiz gerekiyor.
Gelecekde Cocuklarimiza ve Torunlarimiza güzel ve temiz bir tabiat birakirsak bizler dünyanin en mutlu insanlari oluruz.
Dünyada herkes kendi cevresi, köyü veya yasadigi mekanin icin düzgün birseyler yaparsa ve ileriye dönük tabiatina ve su´yuna sahip cikarsa, küresel isinmaya karsida birseyler yapar Dilegim tek amacimiz bu olsun...


Yönetim kurulundaki Arkadaslarin bildigi gibi Frankfurt´da 17 Mart`ta Genel Kurul yapilacaktir. Tüm Burunörenlileri ve Burunören Dostlarini bekliyoruz.
Adres ve Saatini, Dernegimizin Haber ve Ilanlar Sayfasindan ögrenebilirsiniz.
Sizlerde bilirsinizki Dernekler Üye ve Aidatlarla ayakta kalabilir ve anca maddi ve manevi gücü oldugu sürece Köyüne ve Halkina hizmet verebilir.
Bunu icin sizden ricam lütfen senelik aidatlarinizi ( 1 kisi 60 € ) asagida belirtecegim hesap numarasina gönderiniz.

Not: Dernek üyesi olmak isteyenler Dernegimizin Sitesindeki kayit formunu doldurup ve imzalayip dernek adresine gönderebilirler. Senelik 60 € Dernek hesabina geldigi taktirde,gelen kisinin Ismi Dernek üyesi olarak kayitlarimiza geciyor.

Hepinize Saygi ve Sevgilerimi iletiyorum.

Ismail Kocaer
Muhasip (Kassenwart)

Dernek Hesap Numarasi

Kulturverein Burunören e. v.
C O M M E R Z B A N K
W U P P E R T A L
Kontonummer: 2602753 00
Bankleitzahl: 330 400 01
Av.Mahmut Erdem
E-Mail: ra-erdem@web.de
erstellt am .. um 19:05 Edit - 1336 Delete - 1336 IP - 1336 Antwort - 1336

Toprak öyle bitip tükenmez, dağlar öyle uzakta, sanki gidenler hiçbir zaman hiçbir menzile erişemeyecekti. Kağnılar yürüyordu yekpare meşeden tekerlekleriyle. Ve onlar ayın altında dönen ilk tekerlekti. Ayın altında öküzler, başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi ufacık, kısacıktılar. Ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında. Ve ayakları altından akan toprak, toprak, ve topraktı. Gece aydınlık ve sıcak ve kağnılarda tahta yataklarında koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı. Ve kadınlar birbirlerinden gizleyerek bakıyorlardı ayın altında, geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine. Ve kadınlar, bizim kadınlarımız: korkunç ve mübarek elleri ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki ve kara sabana koşulan ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar, bizim kadınlarımız. Şimdi ayın altında kağnıların ve hartuçların peşinde harman yerine kehribar başlı sap çeker gibi aynı yürek ferahlığı, aynı yorgun alışkanlık içindeydiler. Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde ince boyunlu çocuklar uyuyordu. Ve ayın altında kağnılar yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru. NAZIM HİKMET

HÜSEYİN EKİCİ
erstellt am .. um 18:45 Edit - 1337 Delete - 1337 IP - 1337 Antwort - 1337

ANALARIMIZA CENNET VAAT ETMEK AZDIR,
CENNET ANALARIMIZDIR.

İnsanlık tarihinin varoluşuyla birlikte bizleri doğuran ve var eden analarımızı,8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ nedeniyle kutluyor,analarımıza olan samimi sadakatımızı Derneğimizin Yönetim Kurulu ve üyeleri olarak ifade etmekten mutluluk duyuyoruz.

"Cennet anaların ayaklarının altındadır"
"Kadınlarınızı okutunuz"
"1934 Kadınların Seçme ve Seçilme Haklarının verilmesi hakkında kanun"

Bu üç söz ve yasa ile kadınlarımıza yönelik düşünce ve eylemlerinde "İslam Peygamberinin sözüyle başlayıp, Hacı Bektaş Veli Hazretlerinin sözüyle devam eden ve son noktayı da Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün" yasa ile koyduğu bu yolda yürüyenlere ne mutlu.

TÜM İNSANLIĞIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN.

ANADOLU SEVGİ BİRLİĞİ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
YÖNETİM KURULU ADINA

BAŞKAN
HÜSEYİN EKİCİ

ÜSKÜDAR/İSTANBUL

Mustafa
erstellt am .. um 18:35 Edit - 1338 Delete - 1338 IP - 1338 Antwort - 1338

Sayın ilgili,

Hayat Tv hayat verecek diyorsunuz ama ben destek verenlere baktığımda cogunun "halklarla" iyi gecinmesine ragmen, Türk halkı ile iyi gecinemedigini dusunuyorum. Hele biri var ki içlerinde ne hikmetse insan hakları deyince sadece belli bir etnik kökene sahip insanlarımıza haklardan dem vuruyorken, kimileri var ki sendika renklerinde "gerçek renkleri" sarı-kırmızı-yeşil mozaiğini kullanabiliyor....

yazılacak okadar çok şey var ki aslında ama yinede destek verenlerin içinde az sayıda da olsa politik kimliği sanatçılığının önüne geçmemiş insanlardan dolayı belki diyorum... umarım "halkların" (!)televizyonu olurken "halkı" emperyalist güçlerin yaptığı gibi 2. sınıfa düşürme emelleri gütmezler....

bu mesajım sadece bir temennidir..herhangi bir kavram karmaşası yaratmak veya tartışma yaratmak için yazmadım bu biline.. Herkese selam ve saygılar... Mustafa G.



„Hayat“ ın gerçek renkleri ortayaçıkıyor…
İşçilerin, emekçilerin; halkın televizyonu kuruluyor

Hayat TV geliyor

Türkiye’den ve Avrupa’dan aralarında Yücel Sayman, Vedat Türkali, Üstün Akmen, Mahir Günşıray, Sennur Sezer, Akın Birdal, Cengiz Bektaş, Taner Timur, Aydın Çubukçu, Orhan Alkaya, Taner Öngür, Metin Kahraman, Edip Akbayram, Tarık Akan, Haluk Bilginer, Sebahat Akkiraz, Suavi, Ferhat Tunç, Erdal Erzincan, Ahmet Arpad, Evrim Baba, Tonguç Baykurt, Habib Bektaş, Mahmut Celayir, Sevim Dagdelen, Demir Gökgöl, Nebahat Güçlü, Metin Gür, M. Şehmuz Güzel, Zehra İpriş Oğlu, Sedat Karabulut, Aydın Karahasan, Ümit Köseoğlu, Muhsin Omurca, Nafiz Özbek, Emine Sevgi Özdamar, Turan Subasat, Murat Tuncel, Erdal Ünal, İsmail Yıldırım, gibi yüzlerce aydın ve sanatçıların yanısıra, çok sayıda sendikacı, bilim adamı ve İşçi temsilcisi Hayat TV oluşturmak için kolları sıvadı.

Yayın ilkesi olarak „Yaşamın gerçek renklerini ortaya çıkarma’yı benimseyen Hayat TV hayatı çoraklaştıran, çekilmez kılan o ezber tek sesliliğe karşı, halklardan ve insanlardan, adalet ve eşitlikten, barıştan, emekten ve özgürlükten yana bir ses olacak.

Hayat TV, sadece Türkiye’de değil, aynı zamanda Avrupa’ da da Türkiye kökenli göçmenler için alternatif bir kanal olacak. Hayat TV Avrupa yayınlarıyla, yerli halklarla yakınlaşmayı ve birliği güçlendirmeyi, işsizliğin, yoksullaşmanın ve ayrımcılığın asıl nedenlerini sorgulayacak, emekçilerin yaşamını ve özlemlerini yansıtmaya aday bir kanal olacak.

Hayat TV nin bunu gerçekleştirmek için daha güzel ve aydınlık bir geleceğin özlemlerini çeken, herkesin desteğine ihtiyacı var. Televizyon çalışmalarını tanıtmak, işçi ve emekçilerin önerilerini toplamak için düzenlediğimiz toplantıya herkesi davet ediyoruz.

Konuşmacılar:
Şevket Akyol (EMEP GYK üyesi)
Demir Gökgöl (Tiyatrocu/Oyuncu)
Tonguç Baykurt (Senarist/Yapımcı)
Zarif Zeki Şahin (Tiyatrocu/Eğitmen)
Mahmut Erdem (Avukat)
Hüseyin Avgan (DİDF Genel Başkanı)

18 Mart 2007 (Pazar)
Saat:14 00
PI Hörsaal C (Hamburg Uni)
Von-Melle-Park 6

Düzenleyen: DİDF Hamburg
Steindamm 77, 20099 Hamburg Tel: 040 982 39 489 Mobil: 0163 98 66 100 email: didf-hh@hotmail.de


Akgül Kocaer
E-Mail: Ismail.Kocaer@web.de
erstellt am .. um 17:40 Edit - 1339 Delete - 1339 IP - 1339 Antwort - 1339

Tüm dünya, ülkemiz ve üyelerimiz arasında görev yapan kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Akgül Kocaer
Baki K.
erstellt am .. um 17:03 Edit - 1340 Delete - 1340 IP - 1340 Antwort - 1340

" 8 MART DÜNYA EMEKCI KADINLAR GÜNÜ "
kutlu olsun.

Dink olayinda gösterilen duyarliligin,yüzbinlerle ifade edilen katilimi.Duyarli aydin insanlarin!Bu duyarliliklarinin duyarlilik alanlarinin ölcüsü olacakdir "8 Mart Dünya Emekci Kadinlar Günü" ve "1 Mayis Dünya Isci Bayrami" katilimlari ile.
ABDİ TUNÇ
erstellt am .. um 23:39 Edit - 1341 Delete - 1341 IP - 1341 Antwort - 1341

sevgili burunörenliler ve güzel insanlar köyümüzün sitesi kurulduğundan bu yana zaman zaman siteye girip bir nebze olsun özlem gidermek gelişen olaylardan haberdar olmak amcı ile sanal ziyaretlerim olmaktadır. çok uzun zamandır gidemediğim köyüme yengemin vefatı dolayısla birde 2006 yılının yaz mevsiminde sosyal bir etkinlik için gitmiştim köyümüzün malum olan sıkıntılarının devam ettiğini gördüm bu konuyu azda olsa ismail koçer'konuşup geleceğe dönük ne yapabiliriz ne yapılmalı gibi ayak üstü konumuştuk hatta bir kaç kişi ile yukarda bulunan su deposunun temizlğiğinide yaomıştık cenazemiz olduğu halde kayapınar su yolunda kazma kürek ile çalıştık.neyse bu konular bir burunörenli olarak hepimizin üzerine düşen bir görev olarak düşünüyorum. fakat 2006 sosyal faliyetlerde bulunmak üzere serçeşme dergisi sahibi ve editörü sn prf esat KORKMAZ sn prf dr attilla ERDEN alevi bektaşi dedesi sn mehmet TURAN ve yurdumuzun çeşitli illerin den olan 12 kişilik ve diğer misafirlerimizle köyümüzde,karaözü ve iğdeli'de bir çoğunuzun gördüğü semahlar dönülüp semahlar yapıldı buda kültürümüz adına güzel bir gelişme esat KORKMAZ hoçanın bu çağda böğlesine unutulmuş bir köy görmedim diye serzenişte bulunması köyüm adına beni çok üzdü. yine haydar ERDOĞAN'ın da hatırlıyacağı gibi semah ekibindeki gencler böyle susuz bir çeşme (azda olsa akıyordu) göremeyiz diye resim çektirmeleri köyüm aına beni utandırdı.ama köyüzde bazı omşularımızın misafir peverlikleri içinde teşekür etmeleri bana mutluluk vardi şimdi kısır bir döngü içerisinde hiç kimsyle çekişmeden ne yapabiliriz. çeşitli ilerimizde ikâmet eden gönülden bağlı olanlarımızla ne yapa biliriz. kurmuş olduğunuz köyümüz dermeğine bir trkiyedekiler ne yapabiliriz ben kimseyi yermek ve suçlamak istemem ama köyümüzün bakımsız ve ilgisiz talan edilğide bir geçektir afedersiniz. burörenin neyine heves edipde geliyorsunuz diyenlere şunu sölemek isterim burunören köyü kötü ise sizin orda ne işiniz var selamlar saygılar............
Av.Mahmut Erdem
E-Mail: ra-erdem@web.de
erstellt am .. um 19:11 Edit - 1342 Delete - 1342 IP - 1342 Antwort - 1342

„Hayat“ ın gerçek renkleri ortayaçıkıyor…
İşçilerin, emekçilerin; halkın televizyonu kuruluyor

Hayat TV geliyor

Türkiye’den ve Avrupa’dan aralarında Yücel Sayman, Vedat Türkali, Üstün Akmen, Mahir Günşıray, Sennur Sezer, Akın Birdal, Cengiz Bektaş, Taner Timur, Aydın Çubukçu, Orhan Alkaya, Taner Öngür, Metin Kahraman, Edip Akbayram, Tarık Akan, Haluk Bilginer, Sebahat Akkiraz, Suavi, Ferhat Tunç, Erdal Erzincan, Ahmet Arpad, Evrim Baba, Tonguç Baykurt, Habib Bektaş, Mahmut Celayir, Sevim Dagdelen, Demir Gökgöl, Nebahat Güçlü, Metin Gür, M. Şehmuz Güzel, Zehra İpriş Oğlu, Sedat Karabulut, Aydın Karahasan, Ümit Köseoğlu, Muhsin Omurca, Nafiz Özbek, Emine Sevgi Özdamar, Turan Subasat, Murat Tuncel, Erdal Ünal, İsmail Yıldırım, gibi yüzlerce aydın ve sanatçıların yanısıra, çok sayıda sendikacı, bilim adamı ve İşçi temsilcisi Hayat TV oluşturmak için kolları sıvadı.

Yayın ilkesi olarak „Yaşamın gerçek renklerini ortaya çıkarma’yı benimseyen Hayat TV hayatı çoraklaştıran, çekilmez kılan o ezber tek sesliliğe karşı, halklardan ve insanlardan, adalet ve eşitlikten, barıştan, emekten ve özgürlükten yana bir ses olacak.

Hayat TV, sadece Türkiye’de değil, aynı zamanda Avrupa’ da da Türkiye kökenli göçmenler için alternatif bir kanal olacak. Hayat TV Avrupa yayınlarıyla, yerli halklarla yakınlaşmayı ve birliği güçlendirmeyi, işsizliğin, yoksullaşmanın ve ayrımcılığın asıl nedenlerini sorgulayacak, emekçilerin yaşamını ve özlemlerini yansıtmaya aday bir kanal olacak.

Hayat TV nin bunu gerçekleştirmek için daha güzel ve aydınlık bir geleceğin özlemlerini çeken, herkesin desteğine ihtiyacı var. Televizyon çalışmalarını tanıtmak, işçi ve emekçilerin önerilerini toplamak için düzenlediğimiz toplantıya herkesi davet ediyoruz.

Konuşmacılar:
Şevket Akyol (EMEP GYK üyesi)
Demir Gökgöl (Tiyatrocu/Oyuncu)
Tonguç Baykurt (Senarist/Yapımcı)
Zarif Zeki Şahin (Tiyatrocu/Eğitmen)
Mahmut Erdem (Avukat)
Hüseyin Avgan (DİDF Genel Başkanı)

18 Mart 2007 (Pazar)
Saat:14 00
PI Hörsaal C (Hamburg Uni)
Von-Melle-Park 6

Düzenleyen: DİDF Hamburg
Steindamm 77, 20099 Hamburg Tel: 040 982 39 489 Mobil: 0163 98 66 100 email: didf-hh@hotmail.de



Aydogan Kekevi
E-Mail: dog.kekevi@t-online.de
erstellt am .. um 23:24 Edit - 1343 Delete - 1343 IP - 1343 Antwort - 1343

“Atatürk, Atatürkçüler ve Laik Cumhuriyet” üzerine oynanan oyunların sonu gelmiyor; bazen içeriden bazen dışarıdan "dokundurmalarla" "göndermelerle" sürekli gündemde tutuluyor.
Yıpratılması için bazen “fıkralar”dan, bazen "demokrasi"den "fikir özgürlüğü"nden, "globalleşme" “AB” dahil herşeyden yararlanıyor her fırsatta saldırıyorlar.

Ve yine o “her şeyin” arkasına saklanıyorlar..

Kendilerini "ulema" başkalarını da "aptal" sananlar "Milletimize mal olmuş bir şahsiyetin yasayla korunmasına gerek yoktur" gibi safsatalarla “O”nu atışa serbest hedef tahtası durumuna getirmeye çalışıyorlar.

Peki o zaman bu saldırıları kimler düzenliyor: “o”nu yıpratmaya, silmeye çalışma çabalarının sahipleri kimler ?

Kimler bu “Atatürk düşmanları”?

Onlar bu "millet"ten değiller mi ?

Kimler bu 80 küsur yıldır dinmek bitmek bilmeyen "kin"in sahipleri ?

Yoksa "ümmet" olanlar "bu millet"ten sayılmıyorlar mı ?

Ya da “ Mars'tan gelip Atatürk’e şöyle bir saldırıp Mars’a geri mi dönüyorlar” ?

Uzun sözün kısası: Kendi sevdiklerine saydıklarına değerlerine fıkralı karikatürlü saldırılara kızanlar gocunanlar başkalarının sevdiklerine de, saydıklarına da, değerlerine de saygılı olmak durumundadırlar.

Bunu onlara yine onların kutsadığı dilde hitap eden Cezayirli yazar Abdulhamit bin Badis'in kaleminden çıkan Atatürkle ilgili tanımlamaları içeren eski bir yazımızla anımsatalım.

(...vaaz ve irsad çalismalariyla hiristiyan misyonerlerin yikici faaliyetlerinin önüne geçen Seyh Abdülhamid bin Badis, Seyh Abdüllatif, ünlü düsünür Malik bin Nebi ve Seyh Ahmed Sahnun Cezayir halkinin suurlanmasinda hizmeti geçmis ilim adamlarindan bazilari.Alıntı)

A.K.05.03.07

................................................

Aydoğan KEKEVİ

ATATÜRK, İslam alemi ve

“Sonuncu Haçlı seferi”...

"Allahü Teala'nın Kemal aracılığıyla ihsan ettiği mucize olmasaydı, Türkiye de giderdi, onunla birlikte Şark da yok olurdu.
İşte bu ortamda Kemal, dağılmış olan mukavemet güçlerini topladı. Kahraman
Türk evlatları ve kardeşleri onun etrafında birleştiler.
Azil ve asil Türk milletinin barınağı olan Anadolu topraklarına direniş ruhunu aşıladı. Tutsak Padişah ve destekçi hükümetine ve içerideki deccal din adamlarına karşı mücadele etti. Başta İngiltere olmak üzere, batı ülkelerine, dış güçlere derslerini verdi. Kükredi, direndi, mücadele etti.
Müslüman Şark'a yeniden ümit verdi.
İşte bundandır ki Mustafa, yalnız Türkiye'nin değil, tüm Doğu'nun kurtarıcısıdır. "

Abdülhamit Bin Badis (Cezayirli yazar)

(...)

Yukarıdaki satırları “Türkçe anlamayana Arapça Atatürk” başlıklı uzun bir iletiden aldım. Ki, doğrudur !

Ant içerimki doğrudur !!

Yüz kere, bin kere, milyon kere doğrudur !!!

Tarih batının “şark”ı ve “islam alemi”ni yutmak için açtığı bilmem kaçıncı haçlı seferinden birinin 82 yıl önce Anadolu topraklarında boğulduğuna, kovulduğuna tanıktır..

Eğer günümüzdeki "demokratik" ve "humanizm" kisveli bu "Sonuncu Haçlı Seferi"ni de topraklarımızdan söküp atamazsak; içimizdeki işbirlikçilerinin psikolojik saldırılarını 1919 ruhlu bir birliktelikle “ulusalcı-milliyetçi” ayırımı yapmadan, nifaklara kapılmadan elele bir antikor geliştirip saldırıları püskürtemezsek, olacağı yine odur.

Başta Anadolu Türklüğü olmak üzere Şark ve İslam alemi, ne yazık ki "ılımlı İslam" referanslı bir partinin iktidarında bugün de yine aynı tehlikeyle (Irak, BOP, Batı’nin ve komşularımızın Atatürk düşmanlığı, AB-dayatmaları, Güneydoğu ayaklanması vb.) karşı karşıyadır.

İç ve dış “Tehlike”, Anadolu’dan Türkler ve tüm mazlum milletler adına püskürtülen bilmem kaçıncı “Haçlı seferi”nden sonra geçen 82 yıl içinde hiç bu kadar gücünü içimizdeki ihanet odaklarından alacak kadar milletin bağrına saplanmamış; ihanetçiler ve dış destekçileri bu kadar şımarık, bu kadar pervasız, bu kadar başarılı ve bir o kadar da maddi ve manevi güce sahip olmamıştı:

Yine de ve herşeye rağmen, bunlara hatırlatmakta yarar vardır: İçten ve dıştan, kim olursa olsun, en başta Lord Curzon’un torunları olmak üzere , ister Kemalizme ve Laik Cumhuriyete karşı savaş açmış bilmem hangi mollanın bilmem hangi kuşaktan torunu veya yeni yetmeleri; isterse günümüzün “siyasal kapkaççılar”ı vb.vb. olsunlar, bugünkü gelişmelere bakıp "Kemalizm ve laikliğin bertaraf edilmesiyle bu iş orada biter, biz de 86 yıllık hesabı görmüş oluruz " diye düşünüyorsa; kim bugünlerde leş artığı bekleyen çakallar gibi başımızda dolanıyorsa o büyük ve ölümcül bir yanılgı içindedir.

Öte yandan Şark ve islam alemi Türkiye'yle olan ilişkilerinde hem bunları dikkate almak, hem de doğrudan veya dolaylı AB-D çıkarlarına hizmet etmek yerine, kendi "maddi"den çok "manevi" varlığının, geleceğinin bekasını gözönüne alarak davranmalıdır:

Kemalizmin sonu, Laik Türkiye'nin sonu , bu “Sonuncu Haçlı seferi”nin zaferi olacağı kadar kendi sonları da olacaktır.

Bir başka deyimle “Şarkın Müslümanları” varlık ve istiklallerini, dolaylı da olsa dün olduğu gibi bugün de “Kemalist-Laik Türkiye”nin varoluşuna borçludurlar.

Yarın o “Kemalist - Laik Türkiye” çatırdamaya başladığında en başta içerideki ihanet odakları göçük altında kalacaklar, çevresindeki müslüman ülkelerin ise akılları başlarına geldiğinde artık çok geç olacak, bilmem kaçıncı Haçlı seferi nihayet 1500 yıllık amacına erişmiş olacaktır.

Tarih tekerrürdür derler, kimbilir “ılımlı” “ılımsız” demeden islamı kurtarma görevi belki de yine Türklere, Kemalistlere nasip olacaktır..

..............................

Aydoğan Kekevi
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 16:19 Edit - 1344 Delete - 1344 IP - 1344 Antwort - 1344

SAYGILI OLMA

Profesör Üstün Dökmen, "Hayvan" dergisinde yayımlanan röportajında, "Yere düşen ekmeğin üstüne basan insan görmedim ama yere düsen insani tekmeleyen çok kişi gördüm" diyor...

SAYGILI OLMAKTAKİ KUSURLARIMIZI ŞÖYLE ANLATIYOR

Birbirimize saygılı olma konusunda 3 tip temel hatamız var...

BİRİNCİ HATAMIZ,

Avrupa'da yasayan vatandaşımız, orada yerlere çöp atmıyor ama Kapıkule'den girer girmez yerlere tükürmeye, çöp atmaya başlıyor. Niye burada böyle yapıyorsun, diye sorulduğunda, herkes böyle yapıyor, diyor.

KENDİ FİKRİ OLMAYAN İNSANIN DURUMA GÖRE HAREKET ETMESİDİR BU

İKİNCİ HATAMIZ, ADAMA GÖRE DAVRANMAMIZ,

Karşımızdaki adam iri yarıysa, "Buyur Abi", diyoruz,
ufak tefekse, "Ne var lan!" diyoruz.

OYSAKİ İNSANLARIN ONURU BİRBİRİNE EŞİTTİR.

ÜÇÜNCÜ HATAMIZ KEYFİMİZE GÖRE DAVRANMAK,

Keyfimiz yerindeyse eve girerken "Merhaba millet" diyoruz, değilse surat asıyoruz. Oysa,

KEYFİMİZ YERİNDE OLSUN OLMASIN TÜM İNSANLARA SAYGILI DAVRANMAK ZORUNDAYIZ.

DİYORUM Kİ;
Yerdeki ekmeğe saygılı olma konusunda ülkemde mutabakat var,Kimse basamaz, ayağıyla dürtüklemez ya da öper, koyar bir kenara.

EKMEK NİMETTİR KABUL PEKİ İNSAN NİMET DEĞİLİMİ ?

Vedat TATAR
E-Mail: vtatar@gmail.com
erstellt am .. um 09:34 Edit - 1345 Delete - 1345 IP - 1345 Antwort - 1345

GÜLYÜZLÜ GÜZEL İNSANLARIN GECESİ
Sayın Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri
3 Mart 2007 Cumartesi akşamı bize ve yöremiz insanımıza yaşattığınız eğlence dolu geceden dolayı sizlere teşekkür ederim. Salona girişte birbirini tanımak, sohbet etmek yöresinin özlemini birbirini görerek gidermek isteyen kökleri akraba ancak uzak kalarak yabancılaşmış insanlarla doluydu.İlerleyen saatlerde herkes tanıştı-konuştu, davul-zurna sesine ortak figürlerini katarak birlikte olmanın mutluluğunu yaşadılar.Tekrar sayın Başkan ve Yönetim Kurulu Üyelerinin şahsında tüm Katılımcılara sevgi ve saygılarımı sunuyorum.Öğretmen Vedat TATAR Milletvekili Danışmanı
Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 00:29 Edit - 1346 Delete - 1346 IP - 1346 Antwort - 1346

• Bir insanı, ancak gerçekten uyuyorsa uyandırmak mümkündür. Ama, eğer uyumuyor da uyku taklidi yapıyorsa, dünyanın bütün gayretlerini sarfetseniz, nafiledir.
• Bizi yokedecekler şunlardır: İlkesiz siyaset; vicdanı sollayan eğlence; çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz insanlar; ahlaktan yoksun bir işdünyası; insan sevgisini alt plana itmiş bilim; özveriden yoksun bir din anlayışı.
• Bu dünyada öylesi aç yaşayan insanlar var ki, Tanrı onlara ancak bir somun ekmek suretinde görünebilir.
• Dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun.
• Her sabah kalktığım zaman kendi kendime şöyle söz veririm: Dünya üzerinde vicdanımdan başka kimseden korkmayacağım. Kimsenin haksızlığına boyun eğmeyeceğim. Adaletsizliği adaletle yıkacağım ve mukavemet etmekte ısrar ederse onu, bütün mevcudiyetimle karşılayacağım.
• Sevgi her zaman ıstırap çeker, hiçbir zaman ne gücenir ne de intikam almaya çalışır.
• Sevgi insanlığın, şiddet hayvanlığın kanunudur.
• Sevginin olduğu yerde hayat vardır.
• Sıkılmış yumruklarla el sıkışamazsınız.
• Şiddet göstermeme, inancımın birinci maddesidir. Aynı zamanda o, benim itikatımın da son maddesidir.
• Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür... Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür... Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür... Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür... Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür... Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür... Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...



MAHATMA GANDİ
hasan tatar
E-Mail: htatar_38@hotmail.com
erstellt am .. um 18:44 Edit - 1347 Delete - 1347 IP - 1347 Antwort - 1347

Baş ağrısını hafife almayın
SAMSUN (AA)- Daha önce hissedilmeyen baş ağrısının beyin kanserinin habercisi olabileceği belirtildi.

Ondokuzmayıs Üniversitesi Nöroşirurji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Cengiz Çokluk, diğer organlarda olduğu gibi insan organizmasının merkezini oluşturan ve her şeyi kontrol altında tutan beyinde de kanser görülebileceğine işaret etti.

Beyin kanseri görülmesinin nadir bir durum olmadığını söyleyen Çokluk, beyinde iki çeşit kanser görülebileceğini belirterek, ''Bunlardan birisi, beyini oluşturan hücrelerden kaynaklanan kanser tipleri, diğeri ise vücudun diğer bölgelerindeki kanserin beyine yayılmasıdır'' dedi.

Diğer kanser çeşitlerinin beyine yayılması olayına ''metastaz'' adının verildiğini ifade eden Çokluk, kan yoluyla yayılan kanserlerin büyük çoğunlukla beyine de yayıldığını vurguladı.

Beyin tümörlerin fark edilmesinde baş ağrılarının ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Çokluk, ''Hastalar daha önce hissetmedikleri baş ağrısından şikayet ederek doktora başvururlar. Aniden hissedilen baş ağrıları beyin kanserinin habercisi olabilir.''
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 12:56 Edit - 1348 Delete - 1348 IP - 1348 Antwort - 1348

ATATÜRK ÜN GİZEMLERİ

ATATÜRK'ÜN GÖRDÜĞÜ SON RÜYA
26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsızlığı ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı.Prof.Dr.Afet İnan,olayı şöyle anlatıyor :
"O geceyi rahatsız geçirdi,ilk hafif komayı o zaman atlatmıştı. Ertesi sabahki açıklamasında" : "Demek ölüm böyle olacak" diyerek "uzun bir rüya gördüğünü" söyledi ve "Salih'e söyle ,ikimizde bir kuyuya düştük,fakat o kurtuldu" dedi.
Atatürk'ün,burada "kuyuya düşme" sembolü ile gördüğü rüya vizyonu,kendisininde söylediği gibi ölümün habercisiydi. Salih Bozok'un kuyudan kurtulması ise bilindiği gibi,Atatürk'ün vefat ettiği gün ,buna çok üzülen Salih Bozok'un da intihar etmesi ve sonunda onun kurtarılmasını simgeliyordu. İşte bu ATATÜRK'ün son rüyası idi...

ATATÜRK'ÜN GELECEĞİ GÖRDÜĞÜ OLAYLAR
Atatürk 1931 yılında,2.Dünya Savaşı’nın patlamasının yakın olduğunu söylemiş ve bu konudaki düşüncelerini General McArthur'a şöyle anlatmıştı.
"Versay antlaşması,1.dünya savaşı'na yol açan nedenlerden hiçbirini ortadan kaldırmadı.Tersine rakipler arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirdi.Şimdi içinde yaşadığımız barış dönemi, sadece bir ateşkesten ibarettir.Avrupa'nın geleceği Almanya'nın alacağı tavra bağlıdır."
General McArthur'a göre,savaşın 1940-1945 yılları arasında çıkacağını söyleyen Atatürk,Almanya'nın ancak Amerika'nın savaşa katılması ile yenileceğini ifade etmiştir.
Atatürk hayatının sonlarına doğruda şöyle diyordu ;
"Bir dünya savaşı yakındır.Bu savaş sonucunda, dünyanın durumu ve dengesi baştanbaşa değişecektir."

ATATÜRK, Mussolini hakkında da şu görüşlerini açıklamıştı ;
Mussolini bir maceraperesttir. Milletini bir uçuruma sürüklemektedir. Her tarafa saldırıyor.Bu adam yüzünden,çok şımarmış olan bu millete dersini vermeyi çok isterdim.,lakin yakında bir küçük millet onlara layık olduğu dersi verecektir.Ve şunuda hatırlatırım ki,bir gün gelecek,Mussolini'yi kendi milleti linç edecektir."
Bu görüşleri aynen gerçekleşmiştir.

ATATÜRK'ÜN 1907'DE ÇİZDİĞİ T.C. HARİTASI
Atatürk, Kurtuluş savaşından çok önce, ittihatçıların Trakya'da 1907'de yaptıkları bir toplantı sırasında, bir Türkiye haritası çizmişti.Orada bulunanların anlattıklarına göre,o günkü Osmanlı devleti sınırlarıyla hiçbir ilgisi olmayan ve o zaman hiçbir anlam veremedikleri bu harita, gelecekte, yine Atatürk'ün kuracağı Türkiye Cumhuriyeti'nin haritası olacaktı.Haritada bugünkü sınırlarımıza uymayan tek bir fark vardı.Atatürk, bizden ayrılmasına gönlünün bir türlü razı olmadığı Kerkük'ü de Türkiye topraklarına katmıştı.

15 YIL HÜKÜM SÜRECEKSİN...
Atatürk hakkında yapılmış birçok kehanet vardır.Bunların en ilginci onun el falına bakan bedevinin söyledikleridir. Mustafa Kemal arkadaşları ile Bingazi'ye, Trablusgarp savaşına katılmaya gidiyordu.Yolda bir bedevi'ye rastladılar.Bedevi el falına çok iyi baktığını ve genç subaylara da isterlerse bakabileceğini söyledi.
Hepsi ellerini açarak bedevinin söylediklerini dinlemeye başladı.Sıra Mustafa Kemal'e gelince, o önce baktırmak istemedi ama arkadaşlarının ısrarı karşısında, sonunda o da elini bedevi'ye açtı.Bedevi ele bakar bakmaz yerinden sıçradı ve heyecan içinde ;
"Sen padişah olacaksın" dedi ve ilave etti "15 yıl hüküm süreceksin."
Genç subaylar gülüştüler ve yollarına devam ettiler.
Aradan yıllar geçti, Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı oldu.Cumhuriyetin 14.yılında hastalandı. Karaciğeri kötüye gittiğinde çevresindekiler ona "Artık içme Paşam" dediler.
Atatürk onlara bir zamanlar yolda rastladıkları falcı bedevi'yi hatırlattı ve gülerek ;
"Arap vaktiyle söylemişti, Bizim padişahlık nasıl olsa 15 yıl sürecek...Hesapça bu son senemizdir..." Yıl 1938 'di...

Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir." M. Kemal Atatürk

Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 09:20 Edit - 1349 Delete - 1349 IP - 1349 Antwort - 1349


YORUMSUZ: Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi'nin "Türkiye" başlıklı
bölümünden; "Presidency Conclusions"

Niyetler, niyetler...

Adamlar niyetlerini daha nasıl anlatsınlar? Artık gizleme gereği bile
görmüyorlar.

Peki biz ve anlı şanlı büyüklerimiz ne yapıyoruz? Ne yapacağız?


Madde: 23.."..müzakerelerin yalnız Türkiye'yle değil, diğer
devletlerle de yapılabileceğini... Müzakereler sırasında Türkiye
birkaç devlete bölünürse veya güneydoğu bölgesinde bir Kürt devleti
kurulursa, yeni bir karara gerek olmaksızın onlarla da müzakere
yapılacağına...

ÖNEMLİ NOT : Lütfen yurtseverlik görevinizin gereği bu durumdan
herkesi haberdar edin... Türkiye üzerine oynan oyunları herkes
öğrensin...

Elvan
E-Mail: elvan.g@web.de
erstellt am .. um 09:02 Edit - 1350 Delete - 1350 IP - 1350 Antwort - 1350

Asagida eren tatarin yazisini okudum,
bizler eniyisi bu arkadastan akil almadan yazi yazmayalim, bir konuda gercekten arkadas hakli Dernegimizin adini X- Y kavgalariyla karistirmiyalim bir de bugibi kavgalar olurken sizler oradamiydiniz??? diye düsündüm.....
E.Görgülü
Adnan Tunc
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 19:48 Edit - 1351 Delete - 1351 IP - 1351 Antwort - 1351

Sayın Eren Tatar,

Sizin sahte isimle yazdığınızı ve esas adınızıda biliyorum.Ama bana bildiren kişiye söz verdim açıklamayacağım.

Bana bildiren kişi yakında isminizi sitelerde umarım açıklar ve yüzünüz ortaya çıkar.

Site sahibide sahte isimle yazdığınız uyarılarına rağmen,böyle bir şey kanıtlanırsa herhalde bu uyarılara rağmen aldırış etmeden sahte yazan şahsın yazılarından ve haysiyetiyle oynadığınız onca insandan dolayı, sorumluluğu zamanı geldiğinde üstlenir sanıyorum.

Yalnız şunu söyleyeyim ben sizin bir çoban gibi köy dedikoduculuğu, yada mahalle karılarının kulaktan duyma dedikoduculuğu ile değil,

Sizin belirttiğiniz gibi hasbelkaderde değil,30 yıllık toplumcu ,mücadeleci gelenekten geliyor ve bugüne kadar şerefimle alnımın akıyla toplumcu Derneklerde üst düzeylerde görev alıyor ve dimdik,kendime hiç bir leke sürdürmeden hem hırsız ,arsız, çapulculara hemde sizin gibi toplumumuzdan çıkmış yoz insanlara karşı duruşumu sergiliyorum.

Çıkarcılığımla ilgili yazınıza gelince bir kuruşluk birini dolandırdığımı varsa bunu burada kanıtlamanı istiyorum. Kanıtlıyamazsan asıl sana çok ayıp..

Bir kişinin yazısını Dernek Sitemize bırakmama iddianıza gelince, Bahsettiğiniz kişi hakkında alınan karar doğrudur.,Dernek yönetiminden benim önergem ve hepsinin,7 kişinin oyuyla alınmış bir karardır.Herhalde bu konularda oldukça cahilsinizki, dernek yönetiminde bir benim istememle yazı yasağı konmayacağını bilmeniz gerekirdi. Bir derneğe girin hem kişiliğiniz gelişir hemde bu işlerin nasıl olduğunu öğrenirsiniz.

Diğer iddialarınızı sitelerde (benim çıkarcı olduğum)
Bilmem kimlerin tekerlerine çomak soktuğumuz için onların iftiralarından medet umma yerine biraz zahmet edip,kimliğimi araştırın belki bir açığımı bulursanız kendi iddialarınızı yazın .Öğretme akıllarla onun bunun dedikodularının altına mahalle karıları gibi sığınmamanızı tavsiye ederim.
Hiç bir şey bilmiyorsanız gidin burunörende dönen rant çarkını öğrenin.Onlara karşı duruşumuzu ögrenin.
A.Tunc
Eren Tatar
E-Mail: eren_200717@mynet.com
erstellt am .. um 10:12 Edit - 1352 Delete - 1352 IP - 1352 Antwort - 1352

Sayın Haydar ERDOGAN ;Sitenizde "AYIP"Başlıklı yazıyı yayınlamakla kendinizin ne kadar höşgörülü ve sag duyulu bir insan oldugunu kanıtladınız.Sizi canı gönülden kutlarım.Benim Ayıpladıgım insanlar sayısı artı demiyorum.

NEDEN AYIP?:

1.Secatipek DEMİR:
Bir dernegin Disiplin Kurulu Başkanı Murtaza İnce nin yazısını,Hüseyin EKİCİ nin yazısı,Dernek Sekreterinin (öyle oldugunu söylüyor!!!)yazılarını sitenin İLK Sayfasına koyuyorsun .Buna kimse birşey demez site senin istedigini yaparsın.Ama sevgili Secatipek Demir Dernek Başkanı Sayın Haydar Erdogan Halile gitte muhtarla kavgamı et dedi.Kaldıki Dernek başkanı olayı kınayan yazılı acıklama yaptı o yazıyı neden sitende yayınlamadın?İşte art niyetin işte ayıbın danıskası.

2,Adnan TUNC:
Sayın TUNC;Sen hasbel kader bir dernegin ikinci başkanı olmuşsun.Köyüyün durumunu bildigin halde köyündeki bir olayı alaya alarak yazmak dogrumu?.Senin bir yakının olsa gene böyle alaymı edecektin.?Ha birde ,senin fikirlerine katılmadıgı için Dernek sitesinde yazı yazmaması için bir kişi için karar aldırmadınmı?

3.Keziban(Dernek Sekreteri oldugunu yazıyor!!)Keziban Hanım;Dernek sekreteri olarak yazdıgınız yazıdan Dernek Yönetiminin haberi yok.Ayıp degilmi? Kendi kurdugun sitede yazsanda köyü eksik bilginle karıştırmasan olmazmı?

4.Siteye bu konuyla ilgili yazı yazan iki kişiye yanıt vermiyorum..Benim Adımda soy adımda dogrudur. İgdeli köyünün Tatar ları ile bir alakam yoktur.

Yakında Ayıp ları yazmaya devam edecegim. Utanan aklının arkasında başka fıtneler olan bu siteye girmesin başka sitelere gitsinler.Sevgi ve saygılarımla
iğdeli köyü gençliği
E-Mail: htatar1981@mynet.com
erstellt am .. um 00:24 Edit - 1353 Delete - 1353 IP - 1353 Antwort - 1353

01 MART 2007 SAAT 1700 DA MUHTARLIKLARIN SEÇMEN LİSTELERİNİ BELİRLEME SÜRECİNİN SONU.SENİN VE ÜLKENİN GELECEĞİNİ KARARTAN SİYASETCİLERDEN KURTULMAK İÇİN ÖNCE SEÇMEN OLMAMIZ GEREKİR.

Adnan Tunç
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 16:56 Edit - 1354 Delete - 1354 IP - 1354 Antwort - 1354

EREN TATAR
Eren Tatar'ın özel mailine yazarak, kullandığı ismin sahte olup olmadığı hakkında bilgi istemiştim.Kendisine iki gün içinde cevap yazmassa sahte isim kullandığına inanacağımı yazmıştım.
Aradan iki gün geçtiği halde iddialara cevap vermediğine göre sahte isimle yazdığının doğruluğuna bende inandım.

Aşağıda sayın Cafer Tatar'ın yazısını okuduktan sonra kendisinin özel mailine verdiğim sözü yazma gereği duymuyorum.

İsmini gizleyecek kadar ''Sahte insanların hayatıda sahtedir.''
Bu yüzden cevap vermek bile kendisini ciddiye almamızı kanıtlarki değmez.
Kendisine sahte hayatında sahteliklerinin devamını diliyorum.
Not.Benim oğlumun adıda EREN ama aslanlar gibi başı dik ve korkak değil.

Adnan Tunç
Vedat TATAR
E-Mail: vtatar@gmail.com
erstellt am .. um 22:21 Edit - 1355 Delete - 1355 IP - 1355 Antwort - 1355

MÜJDELER OLSUN “KARAÖZÜ BELEDİYE OLARAK KALDI”
SARATLI Belediye Başkanımız sayın Muharrem KAPLAN Dostuma (Beni 5 ay önce uyardığı için),Mersin B.Şehir Teftiş Kurulu Başkanı sayın Tekin KARABIYIK dostuma(AKDENİZ Belediyesine aracı olduğu için),Mersin-AKDENİZ Belediye Başkanıma(Mersin toplantımızda salonu bize ücretsiz sağladığı için) DİMES MEYVE SULARI sahibi-Tokat Milletvekilimiz saygıdeğer büyüğüm Orhan Ziya DİREN’e (Mersin Toplantımızda DİMES Meyve sularını stand açarak bize ikram ettiği için) Nüfus sayımını gerçekleştiren görevli arkadaşlarımıza, Belediye Başkanımıza ve Belediye Meclis Üyelerine-tüm personeline,Muhtarlarımıza- Okul Yöneticilerimize-Sağlık Ocağı personelimize-Karakol Komutanımıza- Askerlerimize,KARAÖZܒde yaşayan tüm halkımıza, Dernek-İNTERNET Siteleri yöneticilerimize, Yurtdışında çalışanlarımıza, Özellikle Mersin’de yaşayan Çevre Köylülerimize-KARAÖZܒlülere, İstanbul’dan gelecekler için otobüs kiralayan ve REMZİ Bey kardeşimizi de KARAÖZÜLÜ yapan sayın Sanayici-işadamı Mustafa ÖZDEMİR’e, Tüm emeği geçenlere, MİNNET DUYGULARIMLA SAYGILARIMI SUNARIM. Vedat TATAR
Süleyman Görgülü
E-Mail: goerguelue@yahoo.de
erstellt am .. um 16:46 Edit - 1356 Delete - 1356 IP - 1356 Antwort - 1356

Nasretdin hocanin evinde hirsiz,
Hocanin evine hirsiz girmis evinde ne var ne yok alip götürmüs, hoca köylülere dert yanarmis evime hirsiz girdi evimi bosaltdi demis, köylüleri hocayi suclamislar sen eviyin kapisini kitleyip önlem almazsan demisler hirsiz da girer haydut da girer demisler köylüleri hoca suc sende demisler !

Hocanin evi yine tekrar soyulmus, bu sefer hirsiz pencereden girmis hoca yine dert yanmis köylülere, köylüleri hocayayi suclamislar sen pencereyi kitleyip önlem almazsan olacagi budur demisler hoca kafasini sallayip Allah Allah deyip ayrilmis.

Ücüncü kez hocanin evine hirsizlar bacadan girmis yine evini soymuslar hoca yine dert yanmis köylülere köylüler yine hocayi suclamis sen bacada önlem almazsan demisler tabiki kisiz girer demisler.

Hoca dayanamamis artik yahu demis her defasinda beni sucluyorsunuz, hirsizda hicmi suc yok demis ?
Özgür TATAR
E-Mail: tatar1979@mynet.com
erstellt am .. um 13:46 Edit - 1357 Delete - 1357 IP - 1357 Antwort - 1357

Sayın Haydar ERDOĞAN ağabeyciğim ve sevgili siteyi takip eden ziyaretçiler, Eren TATAR ismiyle bir kişi maalesef yok, takma isim kullanarak insanları birbirilerine düşüren/düşürmeye çalışan, kısmen başarılı da olan ve bundan da öteye gidemeyeceğini bildiği halde boş işlerle uğraşan kişi... Çünkü elinden başka bir şey gelmez. Bu tür insanların düşüncelerini dinlemek/onaylamak ve yazılarını yayımlamak takdiri başta size ve siteyi takip eden değerli insanlara aittir. Saygılarımla
Osman(Cafer)TATAR
E-Mail: osmancafer@gmail.com
erstellt am .. um 07:50 Edit - 1358 Delete - 1358 IP - 1358 Antwort - 1358

Sayın Site editörü;
Eren TATAR adıyla yazan kişi sahte isim ve e-mail adresi kullanarak yazıyor.Bu kişinin sahte isim ve e-mail adresi kullandığını daha önce size söyledim.Lütfen bu kişinin yazılarını yayınlamayın.Ben kim olduğunu tesbit ettik.Ankara'dan Aydınlıkevler postanesinden ADSL abonesi. Sitelerimizi takip edenler çok iyi bilirler ve hatırlarlar.Bundan yaklaşık iki yıl önce H.Şahin takma adıyla Mersin'den,Serkan Koray takma adı ile Ankara'dan(sonradan bu ismin takma olmadığını yazı yayınlandıktan 5 gün sonra kabul etti.),Koray Yılmaz adı ile Ankara ve İstanbul'dan,Süleyman Yılmaz adı ile Almanya'dan,Eren 200717@mynet.com e-mail adresi ile Ankara'dan ve son olarak da yine Eren TATAR adı ile Ankara'dan yazan kişinin sadece bir kişi ve Birinci IP numarası 85.100.152.183 İkinci'si IP: 88.248.8.239. ADSL.Aydınlıkevler-ANKARA ..............kullanıcı adı ile kayıtlı olduğu tarafımdan tesbit edilmiştir. Bugüne kadar adı geçen sahte isimlerle ve e-mail adresleri ile yazılan yazıların tamamı Ankara'dan aynı adresten ve IP'lerden yazıldığı anlaşılmaktadır. Adı geçen kişinin adını burada yazmayı etik olarak doğru bulmuyorum.Ancak hemşehrilerimizin çok yakından tanıdığı bir isim olduğunu söyleyebilirim. Değerlendirmeyi sağduyu sahibi,dürüst ve gerçek adını yazmaktan korkmayan değerli hemşehrilerimize bırakıyorum.
Bizlerin yani TATARLAR'ın başka köylerin iç işlerine karışma gibi bir terbiyesizliği bu güne kadar olmamıştır,bundan sonra olmasıda olanaksızdır.
Sayın editör yazan kişinin Soyadını TATAR olarak kullanması sadece biz TATARLAR'a zarar vermek amacıyladır.Lütfen bu şahsiyetsizin,kendi adını soyadını yazmanktan korkan ödleğin yazısını KALDIRINIZ.
SAYGILARIMLA.........
Kevser Ezgili
E-Mail: hkgturku@hotmail.com
erstellt am .. um 15:18 Edit - 1359 Delete - 1359 IP - 1359 Antwort - 1359

ÇAKAL MECLİSİ

Boş teneke çok ses çıkarır derler
Çakal meclisinde toplantımız var
Kızdıkça öfkeden çok haltlar yerler
Çakal meclisinde toplantımız var

Çakallar çok birbirinden hünerli
Acıkınca yer etini dönerli
Fırıldak hem inat sırtı semerli
Çakal meclisinde toplantımız var

Yılışıp geliyor hele birisi
Leşi makbul para etmez dirisi
Bunlar Kangal cinsi itin irisi
Çakal meclisinde toplantımız var

Besili çakalın az boyu kısa
Hep yapar işleri aykırı usa
Çok ukaladır tanımaz yasa
Çakal meclisinde toplantımız var

Küçük çakal büyük çakal hepsi bir
EZGİLİ zamanla düzelir devir
Cahil sürüsünde çok olur kibir
Çakal meclisinde toplantımız var



Halkozanı
Ezgili Kevser
cagdas seichter
E-Mail: cagdas_seichter@hotmail.com
erstellt am .. um 00:52 Edit - 1360 Delete - 1360 IP - 1360 Antwort - 1360

KÜRESEL ISINMA icin 5 dakika "Enerji" harcama!

Herkese merhaba, tüm dünyada küresel isinmaya karsi ortak bir eylem!...

Eylem plani: yerel saatlerin farkliligi gözetilmeksizin bütün dünyada 1 Mart 19.55-20.00 arasi tüm enerji kaynaklari kesilecek. Evde ya da isteyseniz §alterler inecek! Arabadaysaniz yol kenarina cekeceksiniz v.s.

Amaç bütün dünyada yer alacak bu 5 dakikalik kesintiyle birlikte meydana gelecek "enerji tasarrufuyla" karar mercilerinin dikkatini çekmek.


ITAE-Intiative Türkisch-Akademiker in Europa e.V. Frankfurt am Main

Yönetim Kurulu
Eren TATAR
E-Mail: eren_200717@mynet.com
erstellt am .. um 15:47 Edit - 1361 Delete - 1361 IP - 1361 Antwort - 1361

AYIP !!! AYIP !!! AYIP !!!

Kurt dumanlı havayı severmiş.Birileri kendi egolarını tatmin için kendi köyündeki basit bir kavgayı kullanıyor.Köy sanki Fransa da yada İsviç rede sanki bizim köylerde daha önce hiç kavga olmamışta ilk defa kavga oluyor.Belkide Halil görgülü hatasını anlayıp özür dileyecek yada barışacaklar.Sana ne Secati Demir,Kezziban vede Adnan Tunç bu üç ayıp sizin için yazılmıştır.Yeter artık köye verdiğiniz fitne.Bu yazımı yayınlamazsanız bir ayıpta site sahibine

Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 20:18 Edit - 1362 Delete - 1362 IP - 1362 Antwort - 1362

BİZDE OLMAZ DİYENLERE
Naziler onu götürmeye geldiklerinde, kilisedeki papaz o ünlü sözünü söylemişti:
Önce Yahudileri götürdüler, sesimi çıkarmadım,
arkasından aydınları götürdüler, sesimi çıkarmadım
sonra muhalefeti götürdüler, sesimi çıkarmadım
peşinden Çingeneleri götürdüler, sesimi çıkarmadım,
peş peşe demokratları, sosyalistleri, liberalleri götürdüler.... sesimi çıkarmadım,
En sonunda beni götürmeye geldiklerinde ses çıkartacak kimse kalmamıştı...''
*
Göreceksiniz bir gün ses çıkartacak kimse kalmayacak. Bunlar önce cumhuriyetimizin en temel kavramı ''laik devlet''i alıp attılar. Kimse ses çıkartmadı. Kurumlar, ilkeler bir bir götürüldü. Devleti ayakta tutan, ömrünü çürütmüş, deneyimli, kir-pas içinde bile namuslu kalmayı başarmış, suçsuz-günahsız, ama sessiz kadroları çeşitli tehditlerle temizlediler.
Peşinden; MGK silindi...
Özel af yasaları ile yargıçlar yetkisizleştirildi.Medyada işlerine gelmeyen programlar, yorumcular, yayınlar bir bir susturuldu. Kimseden ses-seda gelmedi.
Şimdi YÖK'ü götürüyorlar. Hepimiz biliyoruz ki; Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini kısmaktan, TRT'ye kadar kalan tüm kurumlar için kapıdalar.
Yakında sıra şimdi sessiz kalanlara gelecek.
Sendikalar...
TÜSİAD...
Demokratlar...
Laik toplum dernekleri...
Tüm bunlar kaçınılmazdır. Çünkü tüm bunların yerine koyacakları kendi kadroları, kurumları ve kavramları var.
Sermayeleri... işadamları.... sendikaları.... medyaları...Örgütleri... İlkeleri...
Bir karşı devrimdir bu. Birçok yanıltma yöntemi kullanıyorlar, sırada olanların sesleri çıkmasın diye.
Ve kimse sesini çıkartmıyor. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye...
Tam tersine destek var. Ama bir onları da götürmeye geldiklerinde...
Ses çıkartacak kimse kalmamış olacak...
Dilerseniz son olarak şunu bir kere daha hatırlayalım.
İran'da Şah bize gelmez demişti.

“Bizde olmaz" diyenlere ithaf olunur ...”
HÜSEYİN EKİCİ
erstellt am .. um 10:52 Edit - 1363 Delete - 1363 IP - 1363 Antwort - 1363

DEĞERLİ BÜYÜĞÜMÜZ MEHMET EKİCİ'YE SALDIRI İÇİN BİR KAÇ SÖZ
ETMEK…..


Bizim büyüklerimiz anlatırlardı, onlardan duymuştum onunla başlayalım söze.
Hz Ali'ye bir gün biri gelir der ki "Ya Ali filan adam senin için ben onu öldüreceğim dermiş, sen ne dersin" Hz Ali'nin yanıtı çok kısa olur.

Der ki; "Ben ona iyilik etmedim ki beni öldürsün" der.

Birinci ağızdan öğrenmeden bu satırları yazmam elbette yakışık almazdı. Sen köyde oturmadan ikamet isteyeceksin, sonra seçim kurulu başkanına şikayette bulunacaksın, buradanda olumsuz yanıtı alınca hırsına kapılıp tokatlıyacaksın, sonra da kalkıp dürüstlükten dem vuracaksın. Yazıklar olsun ki o köydenmişsin. Ben kendi adıma utandım. Be adam tokat vurduğun insan köyünüzün başını bekleyen aklı başında tek insan. Almanya'ya gidişiniz de onun peşinden oldu. O zaman etrafında fır döndüğünüzü ben İstanbul'da Üniversite öğrencisi iken bizzat gözlerimle görüp yaşamış bir insanım. Devlet dairesine girmeye korkan bir toplumdan hepimiz gelmedik mi? Bunu ne de çabuk unuttunuz?

Bu vesile ile Sayın Mehmet Ekici büyüğümüze yapılan saldırıdan dolayı üzüntülerimi bildirir, Buruneren’lilere ve duyarlılık gösteren herkese teşekkür ederim.

Elbette herkes kendine yakışanı yapar.

Anadolu Sevgi Birliği Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı
Hüseyin EKİCİ
Burunören Köyü Kalkıma - Sosyal dayanışma ve Kültür Derneği
E-Mail: info@burunoren-der.com
erstellt am .. um 23:01 Edit - 1364 Delete - 1364 IP - 1364 Antwort - 1364

Burunören köyü internet sitesinin misafir defterinde yer alan ve Mehmet Ekici ile Halil Görgülü arasında Sarıoğlan’da geçtiği söylenen bir olay, derneğimiz adını kullanarak kasıtlı olarak sanki dernek yapmış,yaptırmış,organize etmiş veya bu kişilerden birisi sanki derneğimizin üyesiymiş gibi bayağı ;Burunören adına yayın yaptığını sanan bir internet sitesi tarafından propaganda malzemesi yapmakta olduğunu görüyoruz ve üzülerek takip ediyoruz.

Bu olayla ilğili olarak sitelere gönderilen kişilere ait kendi görüş ve düşüncelerini bildiren yazılar tamamen o kişilerin kendilerine ait olup ; “ Hiç bir zaman tasvip etmediğimiz bu olaydan Dernek ve yöneticileri olarak uzaktan ve yakından hiç bir ilğimiz yoktur vede olamaz.”

Derneğimizin çalışma ve faaliyetlerini engellemek isteyen, birlik ve beraberliğimizden rahatsızlık duyan bu kişiler ne yaparlarsa yapsınlar amaçlarına eremiyeceklerini belirtmek istiyor :

Sitelere gönderdiği yazılarında sıkca dernek adını kullanarak derneğimizi zan altında bırakan dernek sekreterimiz Keziban Souris’in dernek yönetiminden habersiz dernek adını telefuz ederek hem kendisi, hemide başkası adına sorumsuzca yazıp gönderdiği yazılarından ve davranışlarından dolayı hakkında yasal muamele yapılacağı ayreten duyurulur.

Haydar Erdoğan – (Başkan )

Burunören Köyü Kalkınma – Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği adına
Özgür UYSAL
E-Mail: info@kalekoy.de
erstellt am .. um 19:29 Edit - 1365 Delete - 1365 IP - 1365 Antwort - 1365

Hangi Milleti temsil ediyorsunuz?
Hangi Milleti temsil ediyorsunuz?

Halkın gözü kulağı olan , bildiği yoldan şaşmayan, satılmayan medyayı susturmaya kalkarsınız sonra da yiğitlikten bahsedersiniz!

Zamanında " Yiğit kefenini yanında taşır" diyen beyefendi .Yiğitliğin tanımını yapabilir mi?
Yiğitlik meydanı bırakıp, kalleşçe arkadan dolap döndermek midir?

Soruları önceden hazırlanmıs olan canlı yayınlara çıkıp cevaplandırmak kolaydır.Herşeyin içine din´i katan, din tüccarları madem bu kadar inançlı insanlarsınız haram´a tapmazsınız o zaman arkadan çevrilen dolaplar neyin nesidir?

Madem yiğitsin göster yiğitliğini, canlı yayında karşılarına çıkıp cevap vermek yerine neden kapatmaya çalışırsınız, yoksa korktuğunuz birşey mi var? (Derin uykuda olan halkın uyarılmasından ve uyanmasından..)

Halkın sesini ( KanalTürk ´ü ) susturamayacaksınız.Hesap sormaya başlamadan önce halka hesap veriniz, öncelikle maliye bakanı kendi malvarlığını açıklasın!

Halk bizi seçti, Cumhurbaskanı`nı da biz seceriz...
"Halk bizi seçti, Cumhurbaskanı`nı da biz seceriz..." Sözü büyük bir yalandır.
Neden mi?
Halktan oy isterken meydanlarda:
...hortumları keselim kendimize ( akp´ye ) bağlayalım.
...ülkenin önemli varlıklarını yok pahasına dış sermayeye satalım oraya bağımlı hale gelelim.
...AB masallarıyla sizleri oyalayalım, hayali rejime alt yapı hazırlayalım.
...AB önünde ülke imajını yerle bir edip dilenci görüntüsü sergileyelim.
...kadrolaşalım, özellikle imamlari müdürlüklere atayalım ve ardından utanmadan "Türkiye´de imam eksikliği var"açıklaması yapalım.
...AB yasaları ile terörü yeniden yeşertelim.
...kadın haklarından bahsedelim ama işin ucu bize ( akp´ye ) dokunursa milletvekilimizin dokunulmazlığını kaldırmayalım.
...Uğrunda canımızı feda ettiğimiz topraklarımızı sizden (halktan) habersiz peşkeş çekmeye kalkışalım.
...bize boyun bükmesseniz devletin tüm kurumlarını aleyhinize kullanalım.
...ülkenin temel direği TSK ´yi komplo teorileri ile yıpratmaya calışalım.
...yolsuzlukları, kapkaçları, hırsızlıklari doruk noktaya taşıyalım.
...sizleri (halkı) mezhep-ırk ayrımına zorlayalım ki iç savaşa zemin hazırlayalım.
... çocuklarınızı çevireceğimiz dolaplarla imam hatiplere gitmeye zorlayalim.
...en yüce makamımız olan TBMM koltuklarının rahatlığını, utanmadan uyumak için kullanarak sizlere gösterelim.(Türk Halkı gelişmelere duyarlı olmadığı sürece bu koltukları uyumak için kullanan daha cok milletvekili olacak.Hatta bazı haddini aşanlar Türk Halkına "Koyun Sürüsü"yakıştırması bile yapacak.)

...milletvekillerimize peşinen istifa mektupları imzalatarak, parti yönetimin aldığı kararların dışına çıkmasını engelleyelim.Bizim isteğimiz dışında konuşan milletvekilini yoktan sebeple partiden ihraç edelim.
...haddinden fazla Cami insa edelim bu arada okullarımızı unutalım.
... laikliğe yeni bir tanımlama getirmeye çalışalım.
...ülkenin hukugunu, yargısını hedef gösterelim suikastlere ortam hazırlayalım.
...ortada dönen dolapları sizlere açıklayan medya kuruluşlarını kapatmaya calışalım ve dolayısıyla sizlerin (halkın) sesini kısalım.

Şimdi soruyorum halktan oy isterken yukarıda saymış olduğum sözleri vererekten mi oy istediler de aldılar?

Yoksa "Dokunulmazlıklari kaldıracağız "diyerek mi bu oyları aldılar? Tabi ki bu aşamada eski yüzlerden bıkmış olan halkı değişim rüzgarları ile kandırmaları da cabası!

Lütfen verilen sözlere ve icraatlara biraz dikkat ediniz! Halk onları değil verilen sözleri seçti, verilen sözler tutulmadı!

"Dokunulmazlığı kaldıracağız" diyen beyefendiler, şimdi neredeler?
Halk verilen sözlerin yerine getirilmesini istiyor.Halkın sizi seçtiğini iddia ediyorsanız, verdiğiniz sözleri yerine getirip, dokunulmazlığı kaldırınız ki ondan sonra Cumhurbaşkanı´nı seçme hakkını kendinizde bulasınız!
( tabi ki dokunulmazlığı kaldırdığınız vakit partinizden eser kalırsa ! )

Sizler Türk Halkıyla bütünleşmekten kaçıyorsanız, Türk Adeletinden ve Yargısından kaçıyorsanız o zaman sorarım: Siz hangi milleti temsil ediyorsunuz?

"Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir.."M.Kemal ATATÜRK

"Faşist bugün susmanızı yarınsa özgürlüğünüzü isteyecektir..." Saygilarimla..

Özgür UYSAL

AyağaKalk Ezilen Halk

Neden yatıyorsun, neden?
AyağaKalk Ezilen Halk ,
Daha fazla ezilmeden,
AyağaKalk Ezilen Halk

Ağaç, yaprak, bostan, çiçek,
Değişiyor, değişecek,
Kış geçecek, yaz gelecek,
AyağaKalk Ezilen Halk

İnsanı yöneten insan,
Ne cin, peri ne de felan,
Gökten ekmek yağmaz inan,
AyağaKalk Ezilen Halk

Pir Zamani haykırıyor,
Uyan artık, uyan diyor,
Bak düşmanlar yaklaşıyor,
AyağaKalk Ezilen Halk

Aşık Zamani
Muhittin Görgülü
E-Mail: muhittin.g@web.de
erstellt am .. um 10:59 Edit - 1366 Delete - 1366 IP - 1366 Antwort - 1366

KUMMERVOLLES DORF ( DERTLI KÖYÜM) Kemal Görgülü`NÜN yapmis oldugu Film 12. Film festivali Dokumentar Film olarak "Robert Bosch" Sitiftung König Str 93, 90402 Nürünberg Filmhaus Kommakino ya katilmistir.16.03.07 günü saat 11 de 17.3.07 günü saat 15 de ilgi duyanlar filimi seyredebilirler

Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 01:33 Edit - 1367 Delete - 1367 IP - 1367 Antwort - 1367

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, 'Sen eğitimcisin neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum' dedi. Sorusu kolaydıama,yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması
karmaşıktı, anlatmaya başladım:

Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı insan yetiştirmek' olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman
harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın.
Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını... Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden 'neden ben değil de o?' demeden... Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini.Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona..
Her şeyin bir sonu olduğunu öğret.

Sahip olduğu bütün değerlerin birgün keyif vermeyebileceğini. Kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu, gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını,ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona.

Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver,sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını. Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret.Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak
kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret,belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine...

Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan
çok daha keyifli olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.

Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi
gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı...

Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.

Hayatı sorgulamayı öğret ona... Bilginin en büyük güç olduğunu öğret.

Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret.

Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmemesini öğret ve haklıyken dik durmasını. Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık
duyabileceğini öğret.

Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı..."İstemiyorum", "hayır" demeyi öğret ona, istediğinde ise "istiyorum" demeyi,Sevdiğinde ise "seni seviyorum" diyebilmeyi öğret ona.

Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını... Sorgusuz sevmeyi...
El yazısı ile notlar yazmayı...Lafı dolandırmamayı...
Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını,
dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona.

Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını, İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret...

Ama en çok da kendini sevmesini öğret... Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini... Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi
gerektiğini. Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını... Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona...
ecegül kılıç
E-Mail: ecegul8787@hotmail.com
erstellt am .. um 23:59 Edit - 1368 Delete - 1368 IP - 1368 Antwort - 1368

merhaba www.yediavsarlar.com radyo yayınımız başlamış bulunuyor davetlerinizi beklioruz teşekkürler
Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 21:20 Edit - 1369 Delete - 1369 IP - 1369 Antwort - 1369

Hintli bir adam suda bata cika ilerlemeye calisan bir akrep gorur.
Onu kurtarmaya karar verir ve parmagini uzatir ama akrep onu sokar.
Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya calisir ama akrep onu tekrar sokar.
Yakinlardaki baska birisi ona, onu surekli sokmaya calisan akrebi
kurtarmaya calismaktan vazgecmesini soyler. Ama Hintli adam soyle der:
"Sokmak akrebin dogasinda vardir. Benim dogamda ise sevmek var.
Neden sokmak akrebin dogasinda var diye kendi dogamda olan sevmekten vazgeceyim?"
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 15:08 Edit - 1370 Delete - 1370 IP - 1370 Antwort - 1370

DÜNYANIN 7 HARİKASI
Bir grup öğrenciye dünyanın su an bulunan 7 harikasını sıralamaları söylendi.
En çok oylananlar seçildi sonuclar bilindiği gibiydi.
ama bir anlaşmazlık vardı !
1. Mısır'daki Büyük Piramit
2. Taj Mahal
3. Büyük Kanyon
4. Panama Kanalı
5. Empire State Binası
6. St. Peter's Basilica
7. Çin Seddi
Öğretmen oylamaları alırken öğrencilerden birinin kağıdını henüz bitirmemiş olduğuu farketti
Ve öğrenciye bir sorun olup olmadığını sordu.
Öğrenci; Ben hepsini kafamda tasarlayamadım çünkü çok fazla harika var diye cevapladı.
Ve öğrenciye bir sorun olup olmadığını sordu.
Öğrenci; Ben hepsini kafamda tasarlayamadım çünkü çok fazla harika var diye cevapladı.
"Öğrenci Utandı, sonra okumaya basladı:
"Bence Dünyanın 7 Harikası .....
Öğretmen; iyi o zaman bize aklındakileri söyle belki yardım edebiliriz Dedi.
1. Görebilmek...
2. Duyabilmek...
3. Dokunabilmek...
4. Tadabilmek...
5. Hissedebilmek...
6. Gülebilmek...
7. Sevebilmek."
Sınıf yere iğne düşse sesini duyabilecek kadar sessizdi,

Bizim gözlerimizle gördüklerimiz, basit sıradan şeyler ve onları biz Harika yapıyoruz
Nazik bir hatırlatma
Hayattaki en kıymetli şeyler elle yapılamaz veya insan tarafından yaratılamaz.
Gerçekler bizim görebildiğimiz kadar basit değildir !!!

Keziban Souris
erstellt am .. um 13:43 Edit - 1371 Delete - 1371 IP - 1371 Antwort - 1371

DERNEĞİMİZİN 2. OLAĞAN GENEL KURUL TOPLANTISINA ÇAĞRI

Burunören Köyü Kalkınma - Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği Yönetim kurulu üyelerimiz ve Dernek üyelerimizin dikkatine,

Sizleri 17 Mart 2007 Cumartesi günü saat 12.00 da Frankfurt'ta yapacağımız Genel Kurul Toplantısına davet ediyoruz.

Türkiye'de bulunan ve katılamayacak olan üyelerimiz görüş ve düşüncelerini iletişim araçları ile dile getirebilirler.

GÜNÜ ve SAATİ :

17 Mart 2007 Cumartesi günü saat 12.00 da

YERİ : Ginnheimer str. 47
60487 FRANKFURT
(Bockenheim)
Bistro-Restaurant IDA

Tel: 069 77075373 veya 01726644471

GÜNDEM:

1. Açılış
2.Çoğunluk tespiti
3.Genel kurul başkanlık divanı seçimi
4.Raporların okunması
a.Yönetim kurulu faaliyet raporu
b.Yönetim kurulu mali raporu
5.Raporlar hakkında görüşme
6.Yönetim kurulunun aklanması
7.Yeni Yönetim,Denetim ve
Disiplin Kurullarının seçimi
8.Dilekler
9.Kapanış

Burunören Köyü Kalkınma-Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği

Yönetim kurulu adına

Keziban Souris
(Sekreter)
A.Tunc
E-Mail: a.tunc@web.de
erstellt am .. um 10:12 Edit - 1372 Delete - 1372 IP - 1372 Antwort - 1372

YİNE MEHMET EKİCİ

Halil görgülünün aşağıdaki yazısını okudum.

On parmağında on marifet olan sayın Mehmet Ekici her işin altından kalkmada maharetli olup, yanındaki çömezleriyle ve bu becerisi ile Türkiyede kimse eline su dökemezdi.
Bu sefer böyle bir kazayı nasıl geçirmiş hayret ettim.
Yanılmıyorsam,Aynı kazaya çömezide bir yıl önce uğramıştı.

Halil görgülüyü burada kınıyorum.

Sen koskoca Mehmet Ekici'yle tartış,
adamı strese sok, oda bu hızla kafasını oraya buraya çarpsın.
En azından çarparken sen müdahale edip,elinle engelleyebilirdin.
Koskoca köyünün maharetli,becerikli,birileriyle birlikte
Köyünün arazilerini satıp yeme iddialarına ve yargılandığı mahkemelerde yüzünün akıyla her seferinde beraatle aklanan ve hep kendisine iftira atılan bu büyüğümüzün geçirdiği bu kazada hem yanında ol,hemde aynı köylün olan bu büyüğünün geçirdiği kazaya engel olma .Ayıptır,ayıp,Halil Görgülü.....

Sen böyle bir günde bu maharetli büyüğümüzü koruyamayacaksında kimi koruyacaksın halil görgülü.
Bu adamlar Tarihimize maharetleriyle,becerileriyle geçecekler,daha onlara hayattan ders almamız ve
'' vay anasını bu dünyada neler varmış '' diye her seferinde bu adamların maharetleri karşısında yeni yeni şeyler öğrenmemiz ve dudağımızı ısırıp,hayretler içinde kalmamız için onlara daha çoooook ihtiyacımız var .
Seni savcılığa şikayet ettiğini belirtiyorsun.Merak etme üç gün sonra seni kendisine fedai olman için bile teklif getirebilir,bu tür kazalardan kendisini korumak için.
Allah bu büyüklerimizi bu görünmez kazalardan korusun.Aminnnn
A.Tunç
Muhittin Görgülü
E-Mail: muhittin.g@web.de
erstellt am .. um 22:58 Edit - 1373 Delete - 1373 IP - 1373 Antwort - 1373

ASIRETIMIZIN Degerli Dostlarindan RAGIP TATAR Özel
adresime yazdigi yaziyla ADNAN TUNCU Köyüne ve insanliga katki cabalarindan dolayi kutlamis ADNAN TUNC
Kardesimiz bütün asiri olumsuzluklari görüp öz ve aciklayici tavirindan dolayi kendisi gurur kaynagimizdir
bende insanlik adina ve Köyümün dertlerini acik bir dille
kendi sorunlarinin daha üstünde gördügü icin ADNAN
TUNCA bir defa daha bu ekranda tessekür etmek istiyorum, bu Kardesimizin Ömrü uzun olsun iyilik dualarim
kendisi icindir
Ferhat Ince
E-Mail: mehmetceyhan@web.de
erstellt am .. um 22:52 Edit - 1374 Delete - 1374 IP - 1374 Antwort - 1374

Kemal abi benim bilinc altimda kalan kum ocaklari tamamen kaldirildiydi.Sonradan birileri köy adina
Kum ocagi acip yüzde yirmibes geliri köye kalmak sartiyla kiraya vermisti.Bunda hemfikiriz herhalde.
Yanlis bilinc altidada degilim.Bu yüzden kime yüzde yirmibes pay gittiyse ona sorun.Bu kum ocagini niye actirdin diye.Istersen kum ocaginin kayseri büro numarasini vereyimde sor.kim ne sekilde burayi acmis.Bu sirket gitseydi yerine hangi sirket getirilecekti.Getirilmek istenen sirketin kim oldugunu sende biliyorsundur.Begdatdaki sagir suldanda duymustur.Bu saatten sonra benim kimseye akil vermek gibi bir niyetimde yok.Kimseye bir garezimde.Yalniz dernege her ne olursa olsun laf atilmaina müsaade etmem.Köyün malidir.Kimsenin degil.
Bir zamanlar kum ocaklariyla oynayanlar simdi niye düsman oldular.Bunu sen daha iyi biliyorsun Kemal abi.
Simdi biliyorsun herhalde dernek köy icin kuruldu.Bu su sorununda kimler ne yapiyor ve ne icin ugrasiyor.
Dernegi iyi anlayalim.Selam herkese.
Halil Görgülü
E-Mail: halil_kayseri@hotmail.com
erstellt am .. um 20:37 Edit - 1375 Delete - 1375 IP - 1375 Antwort - 1375

21.02.2007 Tarihinde Köy Muhtarı Hüseyin Şahin Mühürü Mehmet Ekiciye Teslim etmis ve bende bır vatandaş olarak Sayın Mehmet Ekiciye Rica ettim Muhtarlık seçimi için oy kullanma eşim Kutret görgülü, Muhittin görgülü, Elva görgülü, turap görgülü ve muradiye görgülü.Bu kisilerin oy kulalanması için Mehmet Ekici'ye rica ettim. Mehmet Ekici ben bu kişileri tanımıyorum dedi.Ben kendisine Mehmet Ekici'ye seçim müdürüne gidelim dedim ve kendisine çok ricada bulundum.Ben kesinlikle bu kişilere oy kullandırmıyacam dedi.Bu arada olayı Sarıoglan Hakimine bildirdim.

Sayın yargıcım bizi 3.sınıf vatandaş olarak görüyorlar dedim ve Hakimin cevabı Mehmet Ekici'ye vermiş oldugu cevap(Sayın Mehmet Ekici muhatrlık görevini bilmiyosan bizim makamımızı meşgul etme lütfen burayı terket)ifadesinde bulundu o anda biz Mehmet Ekici'yle beraber tartışarak ve güzel güzel muhabet ederek çarşıya doğru gidereken MEHMET EKİCİ bana hakaret etti ve ben bu hakarete dayanamadım ve kaçdı ve kaçarken kafasını kapının çerçevesine çarptı ve savcıya suç duyurusunda bulundu.

Mehmet Ekici tarafından çok büyük bir iftiraya ugradım! muhtarlık oyunu bana verirsen ben senin işlerini hallederim dedi.Yani Burunviranlılar muhatrlık oylarınızı gerçekden düşünerek verminizi tavsiye ediyorum. SAYGILARIM LA...

HALİL GÖRGÜLÜ
hulusi dörtkulak
erstellt am .. um 18:24 Edit - 1376 Delete - 1376 IP - 1376 Antwort - 1376

kutlarım. Güzel yazılar okudum.başarılarınızın devamını dilerim.
TOP.DAY.VE KÜL. DER.
E-Mail: info@yediavsarlar.com
erstellt am .. um 14:39 Edit - 1377 Delete - 1377 IP - 1377 Antwort - 1377

DUYURU

Sevgili Yedi Bucak Avşar canlarına;

Yedi Bucak Avşarları Toplumsal Dayanışma ve Kültür Derneği; 1. Tanışma, Birliktelik ve Dayanışma amacı ile, aşağıda sunulan adreste, yemekli – şenlik düzenlenmiştir.


Yer: Vedat Dalokay Nikah Salonu
(Alt Kat –Kokteyl Salonu)
Adres: Kurtuluş Parkı içi
Kolej – Sıhhiye / ANKARA
Tarih: 03 Mart 2007
Saat:19.30 – 23.00 arasıdır.

İrtibat Tel:
UMİD GOLD KIZILAY BÜYÜK ÇARŞI 434 41 63
ÇINAR KUYUMCU 433 86 41
semamoda 229 99 89

Not: Yemekli davetiye 1 kişilik (15.00. YTL) olup, yakınlarınızda katılabilir.

(Alkol ekstra ücretlidir.)

YEMEK MENÜ:

ORDOVR TAGABAGI,ARASICAGI (sğara böreği) , MEVSİM SALATA , PİLİÇ ROTİ, MESİM MEYVE ,1/2 Lt MEŞRUBAT
SAYGILARIMIZLA
YEDİ BUCAK AVŞARLARI TOPLUMSAL DAYANIŞMA VE KÜLTÜR DERNEĞİ

YÖNETİM KURULU

not : www.yediavsarlar.com sitemizde
YEDİ AVSAR FM RADYO YAYINIMIZ BASLAMISTIR
Muhittin Görgülü
E-Mail: muhittin.g@web.de
erstellt am .. um 23:17 Edit - 1378 Delete - 1378 IP - 1378 Antwort - 1378

14 Yüzyildir Asiretimde Dost diye Bagiran dost yürekli
ASIRETIMIN INSANI Saygi Deger TURAN ÖZAYDIN
Ehli Beyite iyi bilen bir Böyügüm olman Asiretimin insanida
olmandan dolayi Saygi ve Hürmetlerimi bildiririm, bir diger
ekranda FEYZULLAH CINAR hakinda bir yazinizi gördüm ve kisa bir tavsiyede bulunmak istedim "müsadelerinizle"
Haci Bektasi Veli dernegi Dikmen Ank S.b davet edilen
Böyük OZAN MAHZUNIMIN Feyzullah CINAR ve MEHMET
ALI KARABABA hakinda yaptigi cok ilginc bir konusmasi
var hatirlayamiyorum ama ONLAR bir ASLANDI KARTAL
cinsinden diye bu konusmayi bir dinlemenizi tavsiye ederim bu konusmayi Engin Bektas@ hotmail.com yada
radyo Mahzuni Serif com temin edeceginizi dinliyeceginizi
saniyorum Selam ve Hürmetlerimi bildiriyorum
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 20:33 Edit - 1379 Delete - 1379 IP - 1379 Antwort - 1379

Stalin Tavuğu>

Stalin en sadist cinayetlerini planladığı çalışma odasına yakın dostlarını>toplamış sohbet ediyordu. Votka şişelerinin biri gidip, diğeri geliyordu. Kafalar iyice>dumanlanmıştı.Stalin kan çanağına dönmüş gözlerini etrafında dalkavukluk yarışına girmiş adamlarına çevirerek
sordu:

Saçını ihtilalde, halk içinde, devlet yönetiminde, bürokraside Ağartmış dostlarım.Söyleyin bakalım halkın yönetime baş eğmesi,kayıtsız şartsız itaat etmesi için yöneticiler ne yapmalı, nasıl davranmalıdır? Her dumanlı kafadan bir ses çıktı.. Kimisi adaletten, haktan söz etti. Kimisi demokrasiden. Kimisi sürgünden, sehpadan,
hapisten.Kitlesel cinayetlerin deha çapındaki katili Stalin, beğenmedi adamlarının izahatlarını.Bir kadeh daha votka çekerek söyle dedi Yönetimi eline geçiren hükümdarın Tanrıdan pek farkı yoktur! Halkın karşınızda baş eğip durması için ne yapmanız gerektiğini durun da şu beyinsiz kafalarınıza çivi gibi çakayım.Hemen hizmetçileri çağırıp emretti. Çabuk bana bir tavuk getirin.Aceleyle bir tavuk kapıp
getirdi adamları.

Stalin, kafaları iyice dumanlanmış adamlarının gözleri
önünde başladı canlı canlı tüylerini yolmaya tavuğun,Bütün tüyleri yolunup cascavlak kalan tavuğu odanın ortasına salıverdi,lider.Şimdi
izleyin bakalım nereye gidecek bu şaşkın tavuk. Zavallı tavuk bu azaptan kaçıp kurtulayım diye aralık kapıdan dışarı canımı atayım diyor, soğuktan
tir tir titriyor.Masaların altına giriyor, köşeli masa ayakları canını yakıyor.Duvar diplerine koşuyor teleksiz, tüysüz kanatları yara bere içinde kalıyor.Şömineye yaklaşıyor tüysüz derisi kavruluyor.Çaresiz, tüylerini yolan Stalin'in bacakları arasına saklanıp, sığınıyor.

O zaman Stalin, cebinden bir avuç yem çıkarıp önüne tane tane Atıveriyor yolunmuş tavuğun.Yemlenen tavuk, Stalin nereye yönelse
Peşinden koşuveriyor.Ağızları bir karış açık kalan dostlarına bakıp, pos bıyıklarının altından gülerek şöyle diyor Stalin:Gördünüz mü, Halk dediğiniz topluluk bu tavuk gibidir.
Tüylerini yolup al ve serbest bırak...
O zaman yönetmek kolay olur.
Stalin'in sofra dostları hayretler içinde kalıp " Vay anasına birader.
Adamdaki akıla bak..." diye başlarını salladılar.

Bu gerçekten olmuş mu, yoksa uydurulmuş bir öykü mü bilmem.
Ancak"Stalin'in Tavuğu" diye bir tabir var... Bu tabire uyan nice halk,
nice yönetici görmedik mi biz de şu kısacık hayatımızda.Hele de, tüylerimiz yolundukça AB liderlerinin bacakları arasına girip, ara sıra
önümüze serpiştirdikleri yemlerin peşinden koştukça.Aklıma hep bu hikaye geliyor.

Doğan DOĞAN
Em.Alb.
>

Turan Özaydın
E-Mail: turanibaba@hotmail.de
erstellt am .. um 15:32 Edit - 1380 Delete - 1380 IP - 1380 Antwort - 1380

DUYURU

Çok genç ve verimli bir yaşta aramızdan ayrılıp.HAKKA yürüyen 24 ayar kızılbaşımız ve yarım asıra yakın arkadaşım olan Sevgili FEYZULLAH ÇİNARIMIZIN 21 çarşamba yani yarın (SU ) TV de SAAT 21 de özel bir program yapılacaktır.İlgi duyan dostlara duyrulur.
Adnan Tunc
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 14:16 Edit - 1381 Delete - 1381 IP - 1381 Antwort - 1381


Burunören köyü, kalkınma sosyal dayanışma
ve kültür Derneği
Almanya 14.02.2007

KAYSERİ VALİLİĞİNE
KAYSERİ

Sayın Vali,
Son bir haftadır gerek Kayseri yerel Gazeteleri,gerekse bir çok Televizyon proğramlarının haberlerinde,köyümüz Sarıoğlana bağlı Burunörende aylardır yaşanan susuzluk üzerine çıkan haberler ve yine bu zaman zarfında köylülerle yaptığımız temaslar sonucu aylardır yaşadıkları susuzluk yüzünden köylünün kar sularını eriterek su ihtiyacını giderdiklerini, yine içme su ihtiyaclarını çevre köylerden imkanları dahilinde büyük masraflar yaparak giderdiklerini takip etmekteyiz.

Sizinde bilgileriniz dahilinde yaşanan bu sorun ve köy ihtiyar heyetinin bu yönde hiç bir çalışma yapmayışı karşısında köylü isyanını gazete ve televizyonları köye çağırıp,sorunu yerinde göstererek dile getirmiş, ve sorun Kayseri gazete ve TV.lerinde detaylıca haber olarak verilmiştir.Bu haberlerden sonra makamınız harekete geçerek görevlileri köye göndermiş,sorunun çözümü doğrultusunda makamınız gerekli duyarlılığı göstermiş,bizlerde sevinmiştik.
Ancak köye gelen görevlileriniz ve iş makineleri var olan arızaları gidermeden köyden geri gitmişler ve köylünün tepkisini çeken ve bizlerinde artık Dernek olarak köylümüzün bu sorununda sizlere bir defa daha müracaat etmeyi gerek görmemize sebep olan bu konudaki duyarlılığımızı şu nedenle dile getirme gereği duymaktayız.
Köye gönderdiğiniz görevlilerle ilgilenip,sorunu giderme yönünde çaba göstermesi gereken köy yönetim heyetinden azalar, basının ilgisinden dolayı olaya kızmışlar ve gelen görevlilere
‘’bizim köyde böyle bir sorun yok,bunu muhalifler abartıyor’’diye yalan beyanda bulunarak görevlilerinizi kandırmış ve geri göndermişlerdir.Bunların böylesi hayati bir sorun olan ‘’su’’sorunu karşısında bile daha önceleri uyguladıkları ve köylüyü mağdur ettikleri onlarca yalanlarından biri olan bu meselede bile Makamınıza yalan beyanda bulunarak hem köylüyü makamınız karşısında yalancı çıkarmışlar hemde halen susuz kalmalarına devam edilmesini sağlamışlardır.
Bu yalan beyan karşısında köye daha önce gelen tv.ve gazete muhabirleride isyan etmişler ve tekrar köye gelerek aynı sorunları bir daha görüntüleyerek köylünün tekrar ifadelerini almışlar ve konuyu tekrar kayseride gündeme getirip,makamınızıda bilgilendireceklerini söyleyerek köyden ayrılmışlardır.
Talebimiz = Sayın Valim Bizler burada Almanyada yaşayan Burunörenliler olarak yaklaşık iki sene önce köyümüzün gelişmesi amaçlı kurduğumuz ve Alman yasalarınında onaylı derneğimiz yönetim kurulu olarak, Anadolunun orta yerinde yirmibirinci yüzyılda bir köyde yaşanan ve makamınızında takdir edeceği gibi su gibi hayati bir meselede köylünün mağdur olmasına sebebiyet veren ve bizlerinde buradan tepkimizi çeken köy ihtiyar heyetinin bu, makamınıza yalan beyanatı ve su probleminin giderilemeyişi karşısında makamınıza müracaat etmeyi gerekli gördük.
Konunun tarafınızca bir defa daha yerinde araştırılarak sorunun çözümü için makamınızın gerekli duyarlılığı göstererek çözüleceği ümidi ile ayrıca köylünün ‘’su’’ yu ile oynayanlara gerekli yönde soruşturmanızı yapacağınız ümidi ile makamınıza müracaatı biz köyümüze duyarlı Burunörenliler derneği olarak gerekli bulduk.
Gereğinin yapılmasını saygılarımızla arz ederiz.
Makamınıza köyümüzle ilgili bir gerçeğide burada belirtmeyi gerekli görüyoruz.

.Çevre köylerden Sarıoğlan dahil en fazla geliri olarak bilinen köyümüz en fazla mağdur olamasıylada tanınmaktadır .

Bir örnek verelim = Bu senenin nisan ayında köyümüz tarlasından icar karşılığı alınacak paranın miktarı yaklaşık 80 milyar Tl.dir .
Makamınıza arz olunur
Saygılarımızla

Burunören Derneği Yönetim kurulu

Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 13:52 Edit - 1382 Delete - 1382 IP - 1382 Antwort - 1382

HATAY
Kıbrıs'ı verelim de kurtulalım" diyenlere...
Atatürk'ten bir anı
Günlerden bir gün İtalyan Büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura kabul edilir.
O zamanın muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra, büyükelçi :
"Ekselans, dün Roma ile yapmış olduğum bir görüşmede hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi" der.

Odada bir an sessizlik olur.
Ata büyükelçiye bir şeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile başbaşa bırakır.
Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması, belinde tabancası vardır.
Doğru masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın bağlanmasini ister ve Çakmak'a:
"Paşa! İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlar hazır mıyız?" der.
Fevzi Çakmak durumu anlar ve
"Biz hazırız Paşam" diye yanıtlar.
Ata büyükelçiye döner ve:
"Biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse gelip Hatay'ı alabilirler"

Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 21:38 Edit - 1383 Delete - 1383 IP - 1383 Antwort - 1383

POLİTİKA NEDİR?
Çocuk babasına sorar
Baba, politika gerçekten nedir ?“
Baba şöyle der
Bak oğlum, ben eve para getiriyorum, öyleyse ben bir Kapitalistim
Annen parayı yönetir, öyleyse o da Hükümettir.
Deden, paranın doğru idare edilip edilmediğine dikkat eder, öyleyse o da Sendikadır.
Hizmetçi kız ise işci sınıfıdır.
Bizlerin ise tek hedefi vardır, senin rahatlığın. Dolayısı ile sende Halksın.
Ve sargı bezi içinde yatan küçük kardeşin ise Gelecektir.
Oğlum anlayabildin mi ?
Çocuk düşünür ve babasına bu gece anlattıklarının üzerinde düşüneceğini söyler.
Gece yarısı çocuk uyanır. Çünkü küçük kardeşi sargısına pislemiştir ve bağırmaktadır.
Ne yapacağını bilemeyen çocuk, anne ve babasının yatak odasına gider.
Annesi yalnız ve derin bir şekilde yatmaktadır, öyle ki onu uyandıramaz.

Böylece hizmetçi kızın odasına gider. Bakar ki babası hizmetçi kızla yataktadır. Dedesi de pencereden gizlice onları seyretmektedir !!!
Hepsi öyle meşguldürler ki, çocuğun orada olduğunun farkına bile varmazlar.

Çocuk hiçbir şey yapamadan yatağına geri döner.
Ertesi sabah, baba çocuğuna kendince politikanın ne olduğunu anlatmasını ister.
EVET“diye cevaplar çocuk
Kapitalizm işci sınıfını kötüye kullanıyor.
Sendika bunu seyrediyor.
Bu arada hükümet uyuyor
Halk ise dikkate alınmıyor.

Ve gelecek bokun içinde yatıyor.
Politika budur
Doğan DOĞAN
Em.Alb.
Aydın IŞIK
E-Mail: mustafaozgurisik@hotmail.com
erstellt am .. um 20:38 Edit - 1384 Delete - 1384 IP - 1384 Antwort - 1384

Mustafa Özgür & Hanım

Yaşam boyu sürmesini arzu ettiğimiz beraberliğimizin
İlk gününü sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağız.

Babası: Aydın IŞIK

Annesi:Elife IŞIK

Tarih: 29 Temmuz 2007

Yer: Emek Düğün Salonu (İstasyon Caddesi-KAYSERİ)

Saat:13.00

Cep: 0 537 980 74 09
Muhittin Görgülü
E-Mail: muhittin.g@web.de
erstellt am .. um 11:24 Edit - 1385 Delete - 1385 IP - 1385 Antwort - 1385

BILIRIMKI DÜNNYA LEZZET DOLUDUR KARGANIN YEDIGI TUTA BAK TUTA:
Kiymetli Burunören köyü dernek baskanimiz Saygi Deger
dernek üyelerimiz, sorunumuziu kendi sorunlari gibi görüp
cevre Köylerimizden bizlere destek veren degerli dostlarimiz, Sorunlarimizi Basin yayin yoluyla herkese
duyuran Kiymetli EROL DOGANA bu ekrandan selamlarimi
Sevgilerimi bildirerek hepinizi Kutluyor Saygiyla Selamliyorum, iste buna denir toplumun duyarli insanlari
diye, iste buna denir cözüm arama? iste buna denir Dernek Baskanimizin ilgili Kuruma( Kurulusa) yazdigi cevaba Siz degerli Kardeslerim Köyümüzün gelecegi icin atacaginiz her ileri adimdan Kardesiniz MUHITTIN GÖRGÜLÜ sevinecektir, zaten bizede yakisan budur yoksa
340 yil önce olan bir Köy Kayseriyemi ait Malatyayami ait
oldugunu saniyorumki Halkimizda bilmek istemiyyordur?
Burunören Köyü Kalkıma - Sosyal dayanışma ve Kültür Derneği
E-Mail: info@burunviran.com
erstellt am .. um 19:52 Edit - 1386 Delete - 1386 IP - 1386 Antwort - 1386

KINAMA

Burunören halkının günlerdir süren içme suyu sıkıntısı dernek üyelerimizin girişimleri ile medyaya duyurulmuş ve konu ile ilğili olarak Kayseri yerel gazete ve televizyonlarının haber bültenlerinde günlerdir köyümüzün içme suyunu ve köylünün çektiği eziyeti haber olarak duyurmuşlardır.

Kayseri Valiliğinin haberler üzerine köye inceleme yapmaları için göndermiş olduğu ekibe köyün yetkilisi olarak verdiği “ Köylünün su diye bir sorunu yok, bunlar muhaliflerin oyunudur veya işidir ” diye, “ Bir Burunören’liye yakışmayan” beyanda bulunarak; diğer bazı girişimlerimizde olduğu gibi köye akıtılacak suyu enğelleyerek köylüyü darda koyup adeta cezalandırmak istemesini şiddetle kınamakla kalmıyor, nefret ediyoruz ve diyoruz ki sayın Mehmet Ekici, Burunören’liler seni hiç unutmayacak... !.

Burunören Köyü Kalkınma Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği yönetimi

Not : Mehmet Ekici geçen sene derneğimizin köy ilkokulunu köylünün sosyal faaliyetler için kullanması için yaptığımız müracaatlarda karşı çıkan aktörlerden birisidir.
Özgür TATAR
E-Mail: tatar1979@mynet.com
erstellt am .. um 18:01 Edit - 1387 Delete - 1387 IP - 1387 Antwort - 1387

Burunören köyümüzün insanlarının su ile ilgili çalışmalarını dikkatle takip ediyorum, en önemli sorunumuz olan bu sorunla ilgilendikleri için kendilerine teşekkür ediyor ve mücadelelerini de destekliyorum. Herkes İğdeli köyümüzde suyun çok olduğunu zanneder ama inanın gerçekten köyümüzde su yeterli değil. Ben bu su sorunu ve bunu gibi düşüncelerimi çok önceleri yazdım ama gerçekten kimse ilgilenmiyor ama bizi ilgilendirmeyen herkesin sorunlarına hitap etmeyen işler olunca boş boş yazılarla zaman kaybediliyor ve unutulmamalıdır ki; zaman, en usta hırsızdır. Ve zaman kaybedenler bizim zamanımızı çalıyorlar. Benim bu zamana kadar sitelerde anlatmak istediğim sorun su ve doğal güzelliği olan ve köyümüzü eskilerden beri besleyen Tayfur’a gösterilen ilginin zayıf hatta hiç olmaması… İş yapmak isteyen insanlara asıl sorunumuz neyse onlarla ilgilenmelerini ve bu işlerle uğraştıkları zaman hem daha hayırlı olacağını hem de daha çok destek göreceklerini belirtirim.

Yaptığımız iş, hem halkın özlemlerini gerçekleştirmeli hem de halkın özlemlerini geliştirmeli. Ruhi SU.

**** ABD, Rusya ve Japonya Atmosferi En Çok Kirleten Üç Ülke

**** Yetişkin Bir Ağaç Bir Saatte 2.3 Kg Karbondioksiti Bünyesine Alır

**** Türkiye, Küresel Isınmanın Zararlı Etkilerini En Önce ve En Şiddetli Biçimde Yaşayacak
Küresel ısınma süreci başladı ve bilim adamlarına göre daha asırlarca devam edecek. Bu süreci geri çevirmek imkânsız ama en azından daha fazla ilerlemesini engelleyebiliriz. Bilimsel verilere göre; ülkemiz küresel ısınmanın zararlı etkilerini en önce ve en şiddetli biçimde yaşayacak.

***** Ağaçlandırma Küresel Isınma İle Mücadele de En Kolay Uygulanacak Yöntemdir
Ağaçlar, atmosferdeki sera gazlarını emdikleri için, küresel ısınmanın tehditlerini azaltma konusunda, en kolay uygulanacak yöntemlerden biridir. İster kazmanızı küreğinizi alın ağaçlarınızı kendi ellerinizle dikin, isterseniz bu işlerle ilgilenen kurum ve kuruluşlara destek verin.
Ismail Kocaer
E-Mail: Ismail-Kocaer@gmx.de
erstellt am .. um 13:16 Edit - 1388 Delete - 1388 IP - 1388 Antwort - 1388

Degerli Dostlar, komsular köyün sorunlariyla ilgilenmeye basladiginizdan dolayi sizleri kutluyorum.
Demek ki toplumumuz birazda olsa ilgilenmeye, duyarli olmaya basladigi zaman bir seyler halletmeye calisiliyor. Biz yurtdisinda ve yurticinde bulunan insanlar birazdaha gayretlerini sevgilerini saygilarini gönüllerini biraraya getirdilermi köyün asilmayacak engelleri kalmaz.
Kemal Korkmaz arkadasim evet 2006 yilinda su sorununu giderelim bunu hep beraber yapmamiz gerktigini defalarca dile getirmistim. Bunu Sayin Abidin Taskin a sahit oldu. Sizler orada bizler burada gayret ederek baslatalim demistik fakat vardiklari ugradiklari yerden hep yapalim edelim diyoruz lakin ayni yerde kaliyoruz. Bizleride anlamanizi istiyorum hemen gelelim denince izin almamiz mümkün degil. Neden sizler Dernege üyesi olmuyorsunuz? Yasal bir sakincasimi var anlamis degilim? Siz gayret gösterdiniz de bizmi engel olduk?
Yinede ilginize tesekur ederim gayretlerinizi bekliyorum.
Bizler siteye yazi yazmaklada cok seyleri haledecegimizi zanetmiyorum yinede somut olumlu düsünceleri önerileri bekliyoruz.
Diger komsu köylerimizdende bazi öneriler gelmektedir benim sahsi düsüncem su sorununu daha kolay daha kalici temelinden halletmek gerekli. Belki ortak isler pürüzlü olur dersiniz ama büyük sehirdekilerdemi pürüzlü oluyor.
Bugün 15 miyonluk istanbulda su sorununu cözüyor, simdiki yeni teknolijide kurulan 200 metre yüksege basan motorlar var. Karpinar, Igideli, Körkuyu, Kale Köyü, Burunviran Köyü hepsinin suya ihtiyaci var diger köylerin bizden daha fazla suyumu var. Bu Köylerin Muhtarlari, Dernekleri, Halki biraraya gelmeli ve el ele vermeli. Sizir barajindan bile suyu getitirtebilirler bu öneri size abes gelebilir ama simdiki cag ve teknoloji de yapilmayacak hic bir sey yoktur yeterki istek ve cabalar olsunca. Tabiki devlet destekli ve bizlerin katkilariyla.
Saygilarimla
Ismail Kocaer
Muhittin Görgülü
E-Mail: muhittin.g@web.de
erstellt am .. um 23:07 Edit - 1389 Delete - 1389 IP - 1389 Antwort - 1389

Yazimi anlamayan dostlara Özel adreslerine verdigim cevapla süpe birakmayacak sekilde aciklama yaptim
GECE PAZARINDA GÜNDÜZ SATARKEN IKI YAKAM BIRDEN
KÖRE TUTULDU BUNCA BILMEZLERIN BUNCA NANKÖRÜN
ELINDEN GELENEK TÖRE TUTULDU:
Bu ekranin Kiymetli Okuyuculari,
tesadüf gördügüm bir diger sitede (www.haberci 38.com)
Necmettin Cuhadaroglu haberde Köyüm BURUNÖRE`NIN
21 Hane oldugunu ögrendim. Mart 2004 yili Muhtarlik
Seciminde Köyümdeki secmen ( Nüfüs) sayisini 138 olarak
benmi yanlis biliyorum diye merak ettim, eski bir Politikaci
nin sözü geldi aklima yillar önce 80 mi cok 20 mi cok diyordu? Selamlarimi Bildiririm
Adnan Tunç
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 21:30 Edit - 1390 Delete - 1390 IP - 1390 Antwort - 1390


BURUNÖREN KÖYÜMÜN ONURLU İNSANLARI

Bugün köyümden aldığım habere göre,
köyümüzde yaşanan su sorununa karşın oluşturulan birlik ve beraberlik sonucu,herşeyden önce dürüst ve duyarlı Burunörenlilerin bu sorunlarını bir takım insanların engelleme amaçlı,
ayak oyunlarına rağmen,duyarlılık göstererek,gerekli makamlara ısrarla iletmeleri ve kamuoyu yaratmaları sonucu Valilik görevlileri ve Sarıoğlan Kaymakamı'nın bizzat bugün köye gelerek sorunu çözmek amaçlı çalışmalar başlatılmış olup en kısa zamanda Burunörenlilerin suya kavuşacağı haberleri bizleri sevindirmiştir.
Burunören Derneği olarak hepinize selamlarımızı yolluyoruz Burunörenliler.
Adnan Tunç
Muhittin Görgülü
E-Mail: muhittin.g@web.de
erstellt am .. um 18:41 Edit - 1391 Delete - 1391 IP - 1391 Antwort - 1391

HASAN TATAR; yazim oldukca kisa ve öz anlasilmasida
oldukca zor bir taraf konunun muatabi öbür taraf konunun
magduru ( yani zarar göreni) basindan sonuna kadar bir
konu ayrintili bilinmese 3. (Ücüncü) bir kisinin anlamasi
zor bunu belirtmek iseter Selamlarimi bildiririm
hasan tatar
E-Mail: htatar_38@hotmail.com
erstellt am .. um 23:55 Edit - 1392 Delete - 1392 IP - 1392 Antwort - 1392

SAYIN MUHİTTİN BEY BURUNVİRAN'ın su sorunu bizim sorunumuzdur bu konuyla ilgili elimizden gelen her şeyi yapacağımızı bildirir saygılar sunarız
Evet çok haklısınız biz bu deveden düştüğümüz için bu sorunu biliriz yazınızdan hiç bir şey anlaşılmadığını bildirir tekrar saygılar sunarım
hasan tatar
05056363781
Süleyman Görgülü
E-Mail: goerguelue@yahoo.de
erstellt am .. um 23:14 Edit - 1393 Delete - 1393 IP - 1393 Antwort - 1393

KAYSERi GÜNDEM GAZETESi 14.02.2007

Susuz köye inceleme

Bazi yerel gazetelerde köylerinin susuzluk cilesi cektigi yönündeki haberlere konu olan Sarioglan ilcesinin Brunören köyünde böyle bir sikinti olmadigini, Aza Mehmet Ekici söyledi.
Yukarida belirtdigim tarihli gündem gazetesinin yazisini aynen aktariyorum,
Valilik’ten yapilan aciklamaya göre, bagzi gazetelerde yayinalnan Köylülerin susuzluk cilesi baslikli haberler üzerine il Özel idaresi Genel Sekreterligi tarafindan görevlendirilen ekip, köyde inceleme baslatti.
Inceleme sonucunda, köyde 1992 yilinda yapilan sebekeli icme suyu tesisinin bulundugu, kuraklik nedeniyle suda azalma meydana geldigi, ancak halen köyde yasayan 12 haneye yetecek miktarda su bulundugu kaydedildi.
2007 yatirim programinda ve KÖDES Porejesi kapsaminda ilave su projesinin planlandigi hatirlatan aciklamada, Burunören köyüne günlük 17,28 ton su verildigi ve idda edildigi gibi icme suyu sikinisinin yasanmadigi vurgulandi.
Son günlerde don olayi nedeniyle evlere su verilemedigi bildirilen aciklamada, su görüslere yer verildi.
Köy ortak cesmesinden köy halkina su verilmektedir. iddia edildigi gibi kar eritilmesi veya irmaktan su tasinmasini gerektirecek bir husus bulunmamaktadir. Köy muhtarligina vekalet Aza Mehmet Ekici de, köylerinde 6 aydir su olmadigi seklindeki haberleri televizyondan izlediklerini tutanakla beyan etmis, böyle bir durumun olmadigini anlatmisdir.

Demek köyümüzde su varmis da, biz musuk vanasini ters tarafa ceviriyormusuz !
Kemal KORKMAZ
E-Mail: gk98@mynet.com
erstellt am .. um 20:57 Edit - 1394 Delete - 1394 IP - 1394 Antwort - 1394

DEĞERLİ BURUNÖRENLİLER;
Su sorunu ile ilgili bir yazı yazmıştım.Bazı arkadaşlarımız bu konuya farklı açıdan bakmışlar. Ben burada her hangi bir kişiye çatma veya onu eleştirme amacım yoktu.
İsmail Koçer’le 2006 yılında Antalya ‘da dernek ve su sorunu ile ilgili fikir alışverişinde bulunduk.Ortak kararımız su üzerinde birleştik Derneğe üye olamayacağımızı Sayın İsmail Koçer’ e açıkladım. Çünkü Almanya’daki derneğe üye olmakla hiçbir faydamızın olmayacağını açıkladım.Detayını İsmail Koçer ‘den öğrenebilirsiniz. İsmail Koçer’ in bu girişiminin art niyetli olmadığını biliyorum. Çünkü hepimizin amacı köyümüze yardımcı olmaktır.Buradaki köylülerimizle İsmail Koçer görüştü herkesin görüşünü aldı ve olumsuz bir tavır sergilemediler.Köylülerimiz gerekli su konusunda maddi manevi destek sözü verdiler.İsmail Koçer’ in bana söylediğine göre 15-07-2006 tarihinde su sorununa girişim yapılacağını ve dernek yönetiminden arkadaşlarımızın orada olacağını (köyde) iletti. Bende siz orada dernek olarak ve Burunören’li olarak aranızda para toplayıp bana bilgi veriniz bende hızlı bir şekilde buradaki kişilerden nakti yardım alarak görevlendirmiş olduğunuz kişiyi bana bildirin ben de parayı Sarıoğlan Ziraat Bankasına havale edip almış olduğum yardımların isim ve meblağlarını sizlere bildirecektim. Bu zamana kadar herhangi bir olumlu adım göremedim.Burada ismi geçen kişiyi eleştirmek amacıyla değil burada başka arkadaşımızda olabilirdi. İsmail Koçer arkadaşımızın iyi niyetli olduğuna eminim.
1) Sayın Süleyman Görgülü yazmış olduğun yazıyı kesinlikle yanlış anlamıyorum .Ben her zaman olumlu olumsuz her türlü eleştiriye açığım. Soruyorsun suya kimler destek oluyor isim olarak belirt diyorsun.Antalya da 40 hane varız. En az 35 hane destek veriyor.İsim vermek yanlış olur. Derneğimize neden üye olmadığımızı yukarıda açıkladım.Gerekli bilgiyi İsmail arkadaşımızdan alabilirsin.
2) Sayın Ferhat İnce ben su sorunu ile birini suçlamış değilim.Bilinç altındaki yanlış bilgileri bir kenara atmanı rica ederim. Köye kum ocağı 1980 yıllarında geldi bunu hatırlatmak isterim.Şu anda kum ocağı ile ilgili atı alan Üsküdar ı geçmiş.

NEDEN….Hep su ile bana cevap yazıyorsunuz ve bilgi alış verişinde bulunuyorsunuz da kum ocağı ile bir yasa var notu yazmıştım onu da araştırıp su sorunu gibi gerekeni yapalım demiyorsunuz .Dernek olarak kum ocağı ile Çevre Bakanlığı’na ve TEMA vakfına gerekli yazılar göndermiyorsunuz.İsmail Koçer ‘le de bu konuyu görüştük böyle bir girişimlerin olacağını söylemişti.Değerli Burunören’liler birbirimizi yapıcı bir şekilde eleştirilerimiz olabilir ve olmalıdır da.Buna hepimiz saygı göstermeliyiz.Hepimizin amacı köyümüze nasıl bir yardımda bulunabiliriz çabasında olmalıyız.

Yurt içi ve yurtdışında bulunan burunörenlilere saygı ve selamlarımı sunarım.

Kemal KORKMAZ
TEL: 0090 242 2424926
FAX: 0090 242 2437360
GSM: 0090 532 4221390
Osman(Cafer)TATAR
erstellt am .. um 20:21 Edit - 1395 Delete - 1395 IP - 1395 Antwort - 1395

Değerli Burunviran'lı Hemşehrilerimin susuzluk konusunda verdikleri haklı ve onurlu mücadelelerini destekliyorum.
Susuzluğun ne olduğunu İğdeli'li birisi olarak çok iyi bilirim.Köyümüz çevre köyler içerisinde uzun yıllar susuzlul çeken köylerden biri idi.Gerçi yaz aylarında yine öyle ama eskisi kadar değil.
Köyümüzün en önemli su kaynağı olan ve köyümüzle birlikte anılan Tayfur'a ilk olarak zamanın muhtarı Süleyman ALKAN el atmış,gerekli alt yapıyı oluşturmuş ve rahmetli Hüseyin DEMİR'in muhtarlığı döneminde de köyümüze su getirilmiştir.
Çok kısa bir dönem muhtarlık yapan ve kısa sürede ebediyete intikal eden rahmetli Mehmet DEMİREL(Sarı Melez eniştemiz) de su işine el attıysada ömrü vefa etmemiştir.Kısa süre muhtarlığa vekalet eden rahmetli Hüseyin Ali POLAT dayım çok ciddi anlamda su işi ile ilgilendi,bizzat Kayseri Köy Hizmetleri İl Müdürlüğüne benimle beraber giderek "Halen köyümüze gelen suyun yetmediğini,tekrar Tayfur'dan su katılması gerektiğini"bildiren bir dilekçeyi verdik. Ancak muhtarlığa vekaleten baktığı için"MUHTAR OLMA HEVESLİLERİ" rahmetli Hüseyin Ali POLAT dayımın önünü ve çalışma hızını kestiler.
Ondan sonramı ne oldu?Babam Şahin TATAR'ın dönemine kadar hiçbir şey olmadı.
Köyümüz Hüseyin Ali POLAT dayımın bıraktığı yerden,babamın muhtar olduğu döneme kadar tam bir duraklama hatta gerileme dönemi yaşadı.
Babamın zamanında Tayfur'dan(Kösenin dere,Çallı,Küçük Tayfur,Orta Pınar ve Büyük Tayfur)
köye gelen şebekeye su kattık.
Halen köyümüze bu kaynaklardan su katılmasına rağmen yetersiz gelmektedir.
Niçin bunları yazma gereği duydum.Şu nedenle;İğdeli'nin başka işlerini sayfa sayfa yazan,Uluslararası Platforma taşıyan;başta Burunviranlı olmak üzere;Karaözü,İğdeli,Yerlikuyu,Karpınar ve Kale köylü tüm hemşehrilerimizi bu susuzluk işine destek vermeye davet ediyorum.
Maddi anlamda destek olunacaksa destek olmaya hazırım.
Muhittin Görgülü
E-Mail: muhittin.g@web.de
erstellt am .. um 18:57 Edit - 1396 Delete - 1396 IP - 1396 Antwort - 1396

GÜLYÜZLÜ SULTANIM NİYE KAÇARSIN
BENİ SENİN GİBİ KÖRMÜ ZANETTİN
SENDEKİ BENDEKİ BAŞKA BİR HESAP
İKİ KERE İKİ BİRMİ ZANETTİN:

Bu ekranın Kiymetli okurları,
Yukarıdaki sözler büyük rehberim AŞIK MAHZUNİ'NİN dost muhabetlerinde derinleştikce derinleşen benimde aklımda kalan sözleriyle başlayıp sizi selamlarken, maddi kaynakları çok olan bir BURUNÖREN' Lİ olmamada kendi kendime sevindim.Daha önceki yazılarımda Köyümün milyarlarla ifede edilecek gelirlerine değinmiştim ara zamanda unuttuklarımı siz site okurlarıyla paylaşıyım istedim.

Mayıs 2005 yılında Köyümde bulundugum bir sirada Babam ÇERKEZ GÖRGÜLÜ; DURMUŞ SEÇKİN; MUSTAFA TAŞKIN; KEMAL DOGANIN; Yalancı şahit olarak Mahkemeye çağirildiklarini gördüm sorup arastirinca? MEHMET EKİCİ'NİN köye ait bir tarla/mera/ arsa/bir başka şahısa sattığını bu kişilerinde yalancı şahit olarak mahkemeye çağirildiklarini öğrendim, oysa Mahkeme bu kisilerin ifadelerini alip Bu kisiler Berat edince Bu yerin MEHMET EKİCİ'YE ait olmayıp köye ait olduğunu öğrendim.

Şimdi ise bu satılan yerden Köyüme ait ne kadar köyüme yardim sağlandigini ( gelir) geldigini merak etmekteyim?
anıl akca
erstellt am .. um 17:02 Edit - 1397 Delete - 1397 IP - 1397 Antwort - 1397

merhaba ben ali anıl akca kayseriyi gezdim gördüm eylendim ama çok aşırı derecede sakin köyün amacında birşey yok ne gelen geçen var nebirşey herkez paralarını pırtını alıp istambul,ankara,antalya,izmir,tekirdağ.....vb..... yerlere taşındığı için artık köytün huzuru kalmamıs ve yaslı,yalnızkalanlarvar... köy değil sanki huzurevi gibi olmuş orasıya artık baskımsızlıktan evler yıkılıyor.... burdan dedeme yani :ALİ AKCA babaneme:FADİME AKCA ya çooooooooooooooooooook büyük böcükler gönderiyorum.....Canım DEDEM ve BABANEME ÖPÜCÜKLER SEVGİLER SAYGILAR SİZİ ÇOK SEVİYORUM DEDECİM vE BABANECİĞİM
İSMAİL DOĞAN
erstellt am .. um 11:02 Edit - 1398 Delete - 1398 IP - 1398 Antwort - 1398

Sevgili Yedibucak Avsarlılar,
BURUNÖREN ,KALEKÖY ,KARPINAR , KIZILPINAR ,İĞDELİ , YERLİKUYU (yerliburun-körkuyu) köylülerimizin kurduğu Toplumsal Dayanışma ve Kültür Derneginin resmi web sitesi
www.yediavsarlar.com yayına baslamıstır.Sitemiz silerin katkıları ile sürekli gelişecek degişecektir.
Baslangıç olarak Radyo yayına girecektir.
Sitemize maddi katkıda bulunan degerli insanlarımızın kartvizitleri bu sitede yayınlanacaktır.
Sizlerin maddi ve manevi katkılarınızı esirgemiyeceginize inanıyor dernegim ve sahsım adına saygı ve selamlarımı iletiyorum.

İSMAİL DOĞAN
TOP.DAY.VE KÜL.DER. BSK. YRD.

not:site yönetiminden sitnize www.yediavsarlar.com u link vernemenizi talep ederiz .
Muhittin Görgülü
E-Mail: muhittin.g@web.de
erstellt am .. um 21:57 Edit - 1399 Delete - 1399 IP - 1399 Antwort - 1399

BU EZELI BIR GERCEKTIR KIS AYLARI YAZA CATAR KÖTÜ
SÖZDEN KÖTÜ SÖZE KÖTÜ GELIR BIZE CATAR:
Bu ekranin ziyaretcilerine Selamlarimi bildirirken derimki
Köyümün su sorunlarini Köyümdeki yasiyanlar bu SIKINTIYI cekenler bilir 13-15 Km uzakliktaki bir kisi gelip
bu durumu bilemez cünkü bu SORUNU yasamiyor bazi köy
odalarindaki Sohbetlerdende hatirlarsiniz " DEVEDEN "
düsen biri doktora gidiyor Selamin Alüyküm Aleyküm selamdan sonra ne hayirmi benim yanima niye geldin diyor
DR: ben DEVEDEN düstüm diyor öyleyse sen bir deveden
düsenin yanina gideceksin benim yanima yanlis gelmissin
diyor Doktor
Ismail Kocaer
E-Mail: ismail-kocaer@gmx.de
erstellt am .. um 19:38 Edit - 1400 Delete - 1400 IP - 1400 Antwort - 1400

Sayin köyümüzün duyarli insanlari bugünlerde cekilen köydeki su sorunlari hat sefasina gelmistir.Daha bunu öncelerde zaman zaman yazilarla zaman zaman konusmalarda dile getirmistik. Ben 2006 yilinin mayis icinde Antalya'da bir cok komsularimizi ziyaret ettim ve biz almanyada bulunanlar Köylüler Dernek kurdugumuzu ve bu dernegin köyümüzdeki bütun sorunlarin üstesinde gelecegine, bireysel hic bir is basaramyacagimizi anlatmistim.
Sayin Kemal Korkmaz bunun canli sahidisiniz, sag ol siz beni diger kisilerle de bulusturdunuz, hatta siz Abidin Taskin, Mehmet Karasungur ve ben sizin dükkanda her detayi konustuk ve Babaniz Yusuf Dayida bizlerle beraber konusmalardan haberi var.
Yaliniz Yusuf dayi köydeki toplantiya bilmedigim nedenlerden dolayi katilmamis veya katilamamis.Ve
Su, okul ve yol durumlarini ve diger köydeki sorunlarini cözülmesi icin, köy dernegine güven olmadigini ve destek vermedigini yönetimdeki arkadaslarima iza etmis . Sayin Arkadasim, Hamburg`da bizim köylü olarak en azindan 40 veya 50 hane var ama dernege üye sadece 5 kisi var. Hani nerede bu köylülerimizin duyarliligi.Hamburg da üc defa toplanti yapmak icin girisimde bulunduk bir türlü toplanti yapamadik.Neden birileri kizar birileri darilir birileri küser zihniyeti tasiyan insanlar oldugu muttetce, köyümüzün sorunlari hic bitmeyecek ve bitmezde ben herzaman yazdim ve söyledimde bu dernek hic kimseye ait degil ve kimseyede karsi degil.Bu zihniyeti kafaniza silmelisiniz, bugun ben yönetimde olurum yarin sizler olursunuz eger haksizlik yapan baban`da olsa dur demesini bilmeliyiz.olaylari hic bir zaman bir tarafli dinlemeyin digerlerinde ne söylediklerine kulak verin yargisiz infaz yapmak yanlistir. Denirki bir elin nesi var iki elin sesi var bu sorunlari bir veya iki kisinin yapacagi isler degil hep beraber o tasin altina herkes ellerini koymali. Ben sizlere dernek üye formlarini birakmistim. yada siz bir olusum gerceklestirip sunacaktiniz. Ama sadece simdiye kadar gördügmüz acimasizca elestiri.Tabiki elestiriye acigiz.
Lütfen unutmayinki Dernegin´de sihirli deynegi yok ve yillarca köyümüzde yapilan yanlislari bir anda yok edemeyiz. Bundan sonraki calismalarimizi düzgün ve kalici bir sekilde yapa bilmemiz icin zamana ihtiyacimiz var ve tabiki sizlerin destegine.
Yinede söylüyorum birileri benden daha iyi yapacaksa buyursunlar gelsinler ben devamli destek olacagim.Diger yönetimdeki arkadaslarimda ayni kanat`talar. Su anda tv ve gazeteler bizim köyle ilgili haberler veriyorlar.Su anda su akmadigi halde valiye haber ulasiyor su akiyor diye bu haberi kimler veriyor valiye. Bunu arstirdinizmi tv tekrar cekim yapmis bunun üzerine bu gibi olaylar neden ve nasil oluyor diye hic kulaginizi ve gözünüzü actinizmi.bu gibi olaylara seyici kalmaya daha devam edin.Dernek yönetiminde su kisi var bu kisi var demeye devam ediniz. Birakin bu dedi kodulari firsat vermiyelim her gecen gün hemi bizlere hem köyümüze zarar vermeye devam ediyor.

Sevgiler ve saygilar

Ismail Kocaer
Adnan Tunç
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 18:19 Edit - 1401 Delete - 1401 IP - 1401 Antwort - 1401


BURUNÖRENDE SU SORUNU YOKMUŞ

Aşağıda Ferhat İncenin alıntı yaptığı haberdende anlaşıldığı üzere Burunören tam Aziz Nesinlik olaylar Yaşıyor.Sözüm suzuzluktan perişan olan köylülere değil.
Hayatları dalavere üzerine kurulu insanların hem köylüyü susuz bırakıp,hemde bundan bir süre önce kayseri yerel gazeteleri ve tv lerde gündeme getirilen su sorununa karşın Valilikçe köye gelen ekiplere ''bizim su sorunumuz yoktur,''
''bunlar muhaliflerin işi''
deyip,köylünün çile çekmelerinden zevk alan düzenbazlaradır sözüm.

Konu ile ilgili Valiliğin, çekim yapıp haberlerde yayınlayan kameramanlara ''böyle bir sorun yokmuş neden haber yaptınız'' uyarılarına karşın,bugün köye tekrar gelen gazeteciler,ilgilileri kandırıp gönderen köy yönetiminin yalanını açığa çıkarmak için aynı yerde tekrar çekimlerini yapıp,Valilik görevlilerini kandıranların yalanlarını açığa çıkarmak için bu akşam tekrar çeşitli televizyonlarda haber olarak yayınlayacaklardır.Ayrıca Valilik görevlilerini kandıran köy yönetimi hakkında dava açacaklarınıda söyleyerek köyden ayrılmışlardır.

Buğüne kadar konunun dışında kalan ve sadece köylünün insiyatifinde gelişen bu sorun karşısında Burunören Dernek Yönetimi olarak bizlerde köyümüze su sorununu çözmek amaçlı gelen görevlileri kandırıp,insanların kar suyuyla yıkandığı Burunörendeki su meselesine karşın,gerekli bütün ilgili dairelere girişimimizi yaparak Burunören halkına su sorununu çözümüne kadar destek çıkacağımızı ve bunun peşini bırakmayacağımızı Dernek olarak bildiririz
Dernek 2. Başkanı
Adnan Tunç
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 15:06 Edit - 1402 Delete - 1402 IP - 1402 Antwort - 1402

KİTABIN ADI ATATÜRK’ÜN ÖZEL YAŞAMI (Uydurmalar-Saldırılar-Yanıtlar)
KİTABIN YAZARI İsmet Görgülü
YAYINEVİ VE ADRESİ BİLGİYAYINEVİ / ANKARA
BASIM YILI 2006
Biraz uzun ama okunmaya değer

Kitabın Özeti:

a. Yapılan Saldırıların Nedeni:

Atatürk milliyetçiliğine dayalı, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak veya bölmek isteyenlerin önündeki en büyük engel Atatürk’tür. Öncelikle Atatürk’ün kendisidir. Müteakiben O’nun Türk ulusunun gönlünde yaşamasıdır, O’na bağlılığıdır. Atatürk faktörü varoldukça hiçbir güç Türkiye’yi bölemeyecek veya bir İslam devleti kuramayacaktır.

Bu sebeple, amaçları ülkenin batması olan hainler ve onlara göz yumanlar öncelikli hedeflerini Atatürk faktörünü yıkmak olarak görürler. İzledikleri metodoloji ise; öncelikle İslamiyet’i saptırarak demokrasi ve laikliğin Allah’a karşı gelmek olduğunu göstermek, müteakiben demokrasi ve laikliği Atatürk’ün getirdiğini vurgulamak, ayrıca O’nun hain, namussuz ve İslamiyet düşmanı olduğunu söyleyerek mümkün olduğunca çok kişiyi kandırmaktır.

b. İftiraların Kaynağı:

Yapılan saldırıların en önemli kaynaklarından biri Rıza Nur’dur. Rıza Nur tıp doktorudur. Birinci ve İkinci Meclis’lerde iki dönem milletvekilliği yapmıştır. Lozan Konferansı’na İsmet İnönü maiyetinde katılmıştır. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 14 ciltlik “Türk Tarihi” isimli bir eser yazmıştır.

Eylül 1926’da hastalığı münasebetiyle Fransa’ya yerleşir ve kendisine milletvekili maaşı ödenmeye devam edilir. Atatürk 1927 yılında Nutuk’u okur ve yayımlar. Nutuk’ta bu kişinin, Balkan Savaşı sırasında vatana ihanet ettiğini, Arnavutları isyana teşvik ettiğini açıklar.

Rıza Nur 1928 yılında Nutuk’u okur ve “Hayat ve Hatıratım” isimli anılarını yazmaya başlar. Eser tamamen Nutuk’a cevap şeklindedir ve orada geçen olayları ters yüz ederek anlatmaktadır. Anılarını 1935 yılında, British Museum’a 1960 yılına kadar yayımlanmamak kaydıyla gönderir. Diğer bir ifade ile olay tanıklarının ölmesini bekler.

Anılarında Atatürk’ü kötüler ve bir nevi intikam alır. Kurtuluş Savaşı’nın kendisinin sayesinde kazanıldığını iddia eder. Lozan’ı yapan, saltanatı kaldıran ve devrimlerin fikir babası olarak kendisini gösterir.

Kendi anılarından Rıza Nur’un kişilik yapısını çıkaran doktorların ifadeleri şöyledir. Ağır bir ruhsal bozukluk, homoseksüel eğilim, narsisizm, paranoid reaksiyon, vs. Kendi anlatımlarında yazdıkları ise şöyledir. Gençliğinde tecavüze uğrar, bir harbiyeliye aşık olur ve kadın olmak ister, “kadını erkekle eşit saymak hatadır”, “kadın çocuk makinasıdır”, “Arnavutları isyana teşvikim iftihar sebebidir” der, vs.
c. Annesi ve Babasına Yönelik Saldırılar ve Yanıtlar :

Zübeyde Hanım bir kişiyle beraber yaşıyormuş. O kişi ölünce babalık davası açmış. Kişinin yakınları ölen kişinin, Zübeyde Hanım’ı genelevden iki yaşında oğlu ile birlikte odalık aldığını söylemişler. Mahkeme geneleve sormuş ve genelevin yanıtına göre Zübeyde Hanım 19 Haziran 1881’de oğlu ile beraber geneleve girmiş ve 11 Nisan 1882’de ölen kişi tarafından çıkarılmış. Diğer bir ifade ile babası belli değilmiş.

Zübeyde Hanım, Ali Rıza Efendi ile 1871 yılında 14 yaşında iken evlenmiştir. Sözde mahkeme kararı 1882 yılında alınmıştır. Ancak bu tarihte Zübeyde Hanım hâlâ Ali Rıza Efendi ile evlidir ve dört çocuk (Fatma, Ahmet, Ömer, Mustafa) sahibidir. Ali Rıza Efendi 1893 yılında vefat etmiştir. Diğer bir ifade ile başka birine babalık davası açtığı anda Zübeyde Hanım hâlâ Ali Rıza Efendi ile evlidir. Böyle bir dava açması mümkün değildir.

Ayrıca, Osmanlı’da devletten müsaadeli, ruhsatlı ve meşru genelev yoktur. Dolayısıyla mahkemenin genelev ile resmi olarak yazışması mantıklı değildir.

ç. Soyuna Yönelik Saldırılar ve Yanıtlar

Mustafa Kemal Türk değilmiş. Yahudi dönmesi, Sırp, Bulgar, Makedonmuş.

Zübeyde Hanım’ın soyu yörüktür. Fatih Sultan Mehmet döneminde Karamanoğlu Beyliği’nin yıkılmasından sonra (1466), Balkanlar’da fethedilen yerlerin Türkleştirilmesi için göç ettirilen ailelerdendir. Aile, Vodina sancağının Sarıgöl nahiyesine yerleştirilmiştir ve sonra Selanik’e göç etmiştir. Konya bölgesinden geldikleri için “Konyarlar” ismi ile resmi kayıtlara geçmiş ve anılmışlardır.

Ali Rıza Efendi’nin soyu, Aydın/Söke’den gelerek Manastır vilayetine yerleştirilen, “Kocacık Yörükleri”ndendir. Aile, sonra Selanik’e göç etmiştir. Manastır’da yerleştikleri yere “Kocacık” denmiştir.

d. Sofrasına ve İçkisine Yönelik Saldırılar ve Yanıtlar

Sarhoşmuş, ayyaşmış, sabaha kadar içermiş, körkütük sarhoş olurmuş. Sofrası zevk ve sefa alemiymiş. Ülkeyi sofradan idare edermiş. Geceyi içki ve fuhuş aleminde, gündüzü uyuyarak geçirirmiş.

Atatürk alkol kullanırdı. Rakıyı tercih ederdi. Baş mezesi leblebi, beyaz peynir ve kavundu. Ancak günlüklerde ve anılarda şu ifadeler vardır. Ciddi işler konuşulduğunda kahveden başka bir şey içmezdi. Buhranlı zamanlarda O’nun için sofra-içki yoktu. Korkunç derecede iradesi vardı. Sarhoşluktan hoşlanmazdı.

Atatürk’ün akşam sofraları ünlüdür. Birçok günlük ve anı defterinde aşağıdaki ifadeler vardır. Atatürk’ün sofrası bir yemek, içki, eğlence sofrası değil bir nevi akademi, dershane idi. Sofranın karşısında bir karatahta bulunurdu. Sofranın dağılması, görüşülen konunun önemine göre idi. Bazen sabahlanırdı. Tek eğlence alaturka saz getirip onu dinlemekti. Çoğu zaman gelen sanatçılar bir köşede unutulup geri dönmüşlerdir.

Atatürk sofrasına herkesi bir maksatla davet ederdi. Oraya davet şeref sayılırdı. Atatürk bilmediklerini sofralarda bilenlerden öğrenirdi. Bakanlar, milletvekilleri hep o tebeşirli karatahtaya kalkmışlardır. Sofra bir idare yeri değil, dostları ile sohbet ve danışma yeri idi. Aynı zamanda bir imtihan yeri idi. Bir vazifede kullanacağı kişileri söylemeden, hissettirmeden burada yoklardı.

Atatürk çalışmalarında; zaman, mekân ve imkân kavramlarıyla ilgili değildi. Başladığı bir işi bitirmeden rahat edemezdi. Az uyurdu. Uykuda geçirdiği zamana acırdı. Nutuk’u hazırlarken 20-30 saat aralıksız çalıştığı olmuştur. Beraber çalıştığı arkadaşları yorgunluktan baygınlık geçirirken kendisi çalışmaya devam etmiştir.

e. Cinsel Yaşamına Yönelik Saldırılar ve Yanıtlar

Eşcinsel imiş. Latife Hanım ile bu yüzden ayrılmış. Başkalarının eşlerine sarkıntılık edermiş.

Atatürk öncelikle bir insandır. Tabii ki sevmiş ve sevilmiştir. Sevdiklerine mektup, şiir ve şarkılar yazmış ve bunları günlüklerinde açıkça ifade etmiştir.

Eşcinselliğine yönelik Rıza Nur’un iftiralarından başka hiçbir belge ve kanıt bulunmamaktadır. Yakınları hiçbir evli kadınla ilişkisi olmadığını belirtmektedir. Ayrıca hiçbir ilişkisini Köşk’e taşımadığı, saati saatine tutulan Nöbet Defteri’nden anlaşılmaktadır. Bu defterde bazen “Büyük Bayan”a gittiğinden bahsedilmektedir. Ancak bu bayan kardeşi Makbule Boysan (Atadan)’dır.

Atatürk’ün evliliği yaklaşık 2,5 sene sürmüş ve 5 Ağustos 1925 ayrılmışlardır. Tüm yakınlarının belirtiklerine göre ayrılmayı Mustafa Kemal istemiştir. Latife Hanım son ana kadar umudunu kaybetmemiş ve tekrar beraber olabilmek için her türlü yakını araya koymaya çalışmıştır. Ayrıldıktan sonra bir daha evlenmemiş ve Atatürk’e bağlılığını sürdürmüştür.

f. Dini İnancına Yönelik Saldırılar

Mustafa Kemal dinsizmiş, kâfirmiş. Laiklik adı altında din düşmanlığı yapmış. “Devletin dini olmaz” diyene Müslüman denemezmiş.

Öncelikle herkesin dini kendinedir ve hiç kimseye kimseyi yargılamak düşmez. Atatürk söylevlerinde şunu açıkça belirtmiştir. “İslam’la birlikte insanlık, dünya yaşamını düzenlemede yararı, zararı kendine ait olmak üzere serbest kılınmıştır.” Kur’an’da bunu belirten sayısız ifade bulunmaktadır.

Atatürk ayrıca şunları da belirtmiştir: “Bizim dinimiz en makul ve en tabii bir dindir ve ancak bundan dolayıdır ki, son din olmuştur”, “Din, Allah’la kul arasındaki bir bağdır”, “Bizde ruhbanlık yoktur. Hepimiz eşitiz ve dinimizin gereklerini eşit olarak öğrenmeye mecburuz”, “Bizim dinimiz için herkesin elinde bir değer ölçüsü vardır. Hangi şey ki akla, mantığa, toplum çıkarlarına uygundur, biliniz ki o dinimize de uygundur”.

Atatürk İslam dinine şu hizmetleri yapmıştır: Kur’anı’ı ilk kez Türkçe’ye çevirtmiş, bastırmış ve ücretsiz olarak dağıtmıştır. Kur’an’ın bilimsel tefsirini yaptırmış, bastırmış ve ücretsiz olarak dağıtmıştır. Bazı hadislerin çevirisini yaptırmış ve dağıtmıştır. Hutbeleri ve ezanı Türkçe’leştirmiştir. Din görevlisi ihtiyacını karşılamak için imam-hatip okulları açtırmıştır.

g. Para İle İlgili Saldırılar

Zengin olma hırslısı imiş. Mal edinme hırslısı imiş. Devletin parasını keyfi ve zevk-sefa âlemlerinde harcamış. Hint müslümanların gönderdikleri yardım parasını zimmetine geçirmiş.

“Kişinin aynası işidir” sözünden hareketle yine Atatürk’ün para ile ilgili yaptıklarına ve icraatlarına bakmak uygundur. Üzerinde para taşımazdı. Şahsı ile ilgili yapılan harcama dökümlerini bile detaylı incelemezdi. İstanbul’da kalınan zamanlarda aldığı maaşı masrafları karşılamaya yetmez, borçlanılırdı. Ankara’ya döndüklerinde kemer sıkıp borçlarını öderdi.

Atatürk 1927 yılında çiftlik gelirlerini CHP’ye bırakmış, 1937 yılında ise tüm mal varlığını hazineye yani milletine bağışlamıştır. Ayrıca özel bir yasa ile mirasçılarının pay alma haklarını ortadan kaldırır. Bunun üzerine BMM kendisine bir teşekkür telgrafı geçer. Atatürk’ün cevabı şu şekildedir. “Yapılan bir vazifedir”. Para ve mal edinme hırslısı olan bir kişi için bu davranış pek mantıklı değildir.

Yardım paralarından artanlarla iklim ve ürün yönünden farklı bölgelerde çiftlikler alır ve yeni Türkiye’ye modern çiftçiliği öğretir. Makineli tarımı başlatır. İmalathaneler, fabrikalar, bahçeler, bağlar, parklar yaptırır. Ankara’da birkaç satış mağazası açılır. Müteakiben İstanbul’da da iki satış mağazası açılır. Ankara’nın çevresinde büyük bir orman geliştirilmesine başlanır.

Atatürk’ün maaşı, ödeneği ve emekli aylığından başka geliri yoktur. Emekli aylığını hiç harcamaz ve İş Bankası’nda bulunan bir hesapta biriktirir. 9.000 TL. maaş almaktadır. Bu paranın 2.000 TL.sini (sonradan 3.000 TL.sini) İsmet İnönü’ye, 1.100 TL.sini ise başka altı kişiye aylık yardım olarak verir. Kalan para ile Köşk’ün (çalışanların ve konukların yemekleri de dahil) masrafları ödenir. Seyahatlerinde sadece tren veya vapur ister, harcırah almaz maiyetine de aldırmaz. Tüm masrafları kendisi karşılar.

Atatürk öldüğünde toplam 73.020 TL. birikimi vardır. Bunu da vasiyetinde CHP’ye bırakır. Aylık ortalama geliri 10.000 TL. kabul edilirse yaklaşık 7 aylık birikimi bulunmaktadır.

Atatürk ayrıca “Mücevherler” isimli bir defter tutmuştur. Defterin dökümü şu şekildedir. Kravat iğnesi, 10 adet kol düğmesi, 1 adet kol, 2 adet cep saati, 3 adet saat zinciri, 4 adet köstek, İstiklal Madalyası.

ğ. Ölümüne ve Cenazesine Yönelik Saldırılar ve Yanıtlar

Ölümü çok içki içmesindenmiş. Ölüm saati uydurmadır aslında 02.00 civarında ölmüş. Cenaze namazı kılınsın istememiş ve kılınmamış.

Atatürk öldükten sonra otopsi yapılmaya gerek görülmemiş ve (alkolle bağlantılı) sirozdan öldüğü rapor edilmiştir. Oysa tıp uzmanları günümüzde bile biyopsi, bazı tahliller veya otopsi yapmadan sirozun sebebinin söyleyemeyeceklerini ifade etmektedir. Atatürk’e biyopsi, bu tahliller veya otopsi yapılmamıştır. Yani alkol bağlantılı siroz tanısı sadece tıbbi bir sanıdır.

Sirozun dört sebebi olabilir. Daha önce geçirilen sıtma. Atatürk iki defa sıtma geçirmiştir. Hepatit virüsleri. Atatürk birçok diş tedavisi geçirmiştir. O günkü koşullarda kapabilir. Dengesiz beslenme. 12 yıl savaşta kalmış ve sonrasında da düzenli beslenmemiştir. İçki. Gündüz içmez, akşam içkili sofra var ise bir küçük rakının yarısını içmiştir.

Ayrıca yabancı doktorların raporlarında, muayenelerden ve tahlillerden elde edilen bulgulara dayanarak Atatürk’te bulunan sirozun alkol bağlantılı siroz olamayacağı belirtilmiştir. Ancak ölümünden sonraki rapora Türk doktorlar tarafından alkolle bağlantılı siroz yazılmıştır.

Atatürk’ün 09.05’te ölmediğini kanıtlayan hiçbir belge bulunmamaktadır. 01 Ekim-10 Kasım 1938 arasında iki ayrı son nöbet defteri tutulmuştur. Birinci deftere sağlık durumu dakika dakika işlenmiştir. Buna göre o gece yarısı bile tedavisine devam edilmiş en son 08.30’da serum verilmiştir. 09.00’da nabız 130, soluk alıp verme 34 olarak kayıt edilmiştir.

Atatürk son iki gününü komada geçirir. Bu zaman zarfında hiç yalnız (heyet bulunmakta) kalmamıştır. Dolayısı ile bu zaman zarfında cenaze namazımı kılmayın gibi bir istekte bulunacak durumda değildir. Cenaze namazı 19 Kasım 1938 saat 08.10’da Dolmabahçe sarayının büyük salonunda kılınmıştır. 1’inci Or.K.Org.Fahrettin Altay’ın da hazır bulunduğu namazı kıldıran Ord.Prof.Şerafettin Yaltkaya’dır.

Atatürk, 11 Kasım 1930 öğleden önce 10 doktorun kontrolünde ve Prof.Dr.M.Lütfü Aksu nezaretinde tahnit edilmiştir. Tahnit edilen tabut 9 Kasım 1953’de 10 kişilik bir heyet huzurunda açılır. Gül ağacından tabutun içinde madeni bir sanduka bulunmaktaydı. İçi muhafaza solüsyonu ile ıslatılmış tahta talaşı doluydu. Talaşın içinde cesedin sarılı bulunduğu muşamba, daha sonra beyaz kefen içinde parafinli sargılarla sarılmış olan ceset bulunmaktaydı. Ceset bozulmamıştır.

3. Kitap Hakkındaki Değerlendirme:

Yapılan saldırılarla aynı zamanda Cumhuriyet tarihi değiştirilmeye çalışılmakta ve Türk kimliğinden uzaklaştırma politikası güdülmektedir. Diğer bir ifade ile bu saldırılar aynı zamanda Türk ulusuna, Türk yurduna ve Türk devletine yapılmaktadır. Dolayısı ile bu saldırılar bütünlüğümüze, rejimimize, ulusal kimliğimize, güvenliğimize ve geleceğimize yapılan saldırılardır. Bu nedenle sorumluluk duygusu taşıyan tüm vatandaşlarımızın bu saldırılarla elinden geldiğince mücadele etmesi gerekmektedir. Söz konusu kitap bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda önemli bir kaynak teşkil etmektedir.

Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 11:43 Edit - 1403 Delete - 1403 IP - 1403 Antwort - 1403

Aşağıdaki linke tıklayınca Çok güzel bir ansiklopedi göreceksiniz.
Denemek için, arama kutusuna "Osmanlı Devleti" yazın, çıkan sayfanın güzelliğini izleyin.
Bilgi hazinenizi geliştirin,Genel kültürünüz artsın bol okumalar çok bilgi edinmeler dileğimle saygı ve
sevgiler
Doğan DOĞAN
Em Alb.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ana_Sayfa

Ferhat Ince
E-Mail: mehmetceyhan@web.de
erstellt am .. um 00:21 Edit - 1404 Delete - 1404 IP - 1404 Antwort - 1404

Bazı basın yayın organlarında 9 ve 10 Şubat tarihlerinde yer alan Köylülerin Susuzluk Çilesi başlıklı haber üzerine Sarıoğlan ilçesi Burunören Köyünde inceleme yapan İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği tarafından görevlendirilen ekip, yaptığı incelemede söz konusu köyde böyle bir sıkıntının olmadığını tespit etti. Bu yöndeki beyanları köylünün, köy muhtarlığına muhalif olmasından dolayı basına verdiğinin öğrenildiği kaydedildi.

İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği'nden konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Burunören Köyü'nde 1992 yılında yapılan şebekeli içme suyu tesisi mevcuttur. Kuraklık nedeniyle suda azalma meydana gelmiştir, ancak halen köyde yaşayan 12 haneye de mevcut su yetecek orandadır. Ayrıca, 2007 Yatırım Programında ve KÖYDES Projesi kapsamında ilave su projesi planlanmıştır. Halen, Kale ve Burunören Köylerinin kullandığı ortak su 0,40 lt/sn olup; bu suyun 0.20 lt/sn lik kısmı Kale Köyü su deposunu, 0.20 lt/sn lik kısmı da Burunören köyü içme suyu deposunu beslemektedir. Burunören köyümüze günlük yaklaşık 17,28 ton (hane başına 1440 lt) su verilmektedir. Kale Köyü ile Burunören Köyünün müşterek kullandığı şebekeli içme suyu hattında Burunören Köyü girişinde aşırı soğuklar nedeniyle don olayının meydana geldiği görülmüştür. Şebekenin donması nedeniyle evlere su verilememektedir. Ancak, köy ortak çeşmesinden 0,10 lt/sn su (8640 lt-hane başına 720 lt) Burunören Köyüne verilmektedir. Kar eritilmesi veya ırmaktan su taşınmasını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Komşu Kale Köyü ile ortak kullanılan şebekeli içme suyu hattından 6 aydır su akmaması fiilen mümkün değildir. Köy muhtarlığına vekalet eden Aza Mehmet Ekici de, köylerinde 6 aydır su olmadığı şeklindeki haberleri televizyondan izlediklerini tutanakla beyan etmiş, böyle bir durumun olmadığını vurgulayarak söz konusu köylünün köy muhtarlığına muhalif olmasından dolayı bu tür bir yaklaşım içerisine girdiğini ifade etmiştir."
Muhittin Görgülü
E-Mail: muhittin.g@web.de
erstellt am .. um 20:32 Edit - 1405 Delete - 1405 IP - 1405 Antwort - 1405

Kiymetli Site okurlari,
Köyümüde icme suyu olmayinca ilk aklima Köyüm yoksul bir köymü acaba madiyatan kaynaklanan bir sorunmu var diye geldi aklima ? ama su yazacagim miktarlarda düsünülünce hicte böyle olmadigi MEGER SUSUZ KALIRIMIS BALIKLAR DERYA ICINDE
oldukca yüksek miktarda geliri olan Köyümde bunuda düsünmem yanlis...

1. Imece usülüyle ekilen Köy tarlasindan mahsülü
Tüccar MUSTAFA KAYARA satilan mahsülden
alinan 1.810.000.000 TL
2. Köy tarlasini icara kiralayan DURAN SAHINDEN
alinan 14.720.000.000 TL

3. yine köy tarlasininin gelirinden
DURAN ŞAHİNDEN
alinan 1.854.720.000 TL

4. yine köy tarlasinin kiraya verilmesinde

ÇERKEZ GÖRGÜLÜDEN alınan
10 Milyar 720
Milyon lira

5. Özel Idare M.d köy kalkindirilmasi icin alinan 1
Milyar lira
6. Kum Ocaklarindan yaklasik 6-7 yildir alinan
%25 kar orani

CERKEZ GÖRGÜLÜDEN KÖY TARLASI İCAR GELİRİ OLARAK NİSAN AYINDA ALINACAK YAKLAŞIK
80 MİLYAR T.L NEREYE HARCANACAK merak ediyorum (2007 Nisan ayı)
Çevre köylerden Sarıoğlan dahil bu kadar geliri olan bir köy varmı.

Bu paralar eger Köyümün su ve diger harcamalarina yetmiyorsa tabiki para toplayalimda derim köyümün icin bilmem Sizin düsünceleriniz nelerdir Hepinize selamlarimi bildiririm.
Muhittin Görgülü
Süleyman Görgülü
E-Mail: goerguelue@yahoo.de
erstellt am .. um 14:55 Edit - 1406 Delete - 1406 IP - 1406 Antwort - 1406

Sayin Kemal,

11.02 Tarihli köyümüzün su sorunu ile ilgili yazdiginiz yazi ve göstermis oldugunuz ilgiden dolayi tesekkür ederim.
Hernekadar da yazinizi ismail Kocaer arkadasimiza yazsaniz da ben de bir Burunörenli ve dernek üyesi olarak bu yaziyi yazma geregin duydum. Tabi bilmiyorum ismail Kocaer ile aranizda ne konusuldu, mutlaka olumlu buldunuz ki denek kurulusunu ve amacini Antalyada yasayanlar olarak maddi ve manevi destek vereceginizi yaziyorsunuz.
Köyümüzün sorunlarini sizler gibi duyarli kisilere ihtiyacimiz var birakalim maddi destegi birtarafa en azindan manevi destege ihtiyacimiz var köyümüz sorunlarini halletmek icin kurmus oldugumuz Dernege üye olun ve diger kisileride üye olsunlar manevi destek budur bence, herhangi bir is yapmaya kalksak bu kadar dernek üyemiz var deriz ve de Köyümüzdeki bircok sorunlari hep beraber hallederiz.

Yazinizda bagzi sorularin kafaniza taklidigini yaziyorsunuz nedir bu kafaniza takilan sorunlar ? neden 7 aygibi bir zaman icinde halletmemiz gerekiyor su sorununu 8 ay degil de ? Sizler orada yasiyorsunuz eger herhangi bir duyumunuz var ise var ki tabi yazinizdan bu anlasiliyor, böylesi önemi konularda yazilarinizi dernek baskanimiza veya dernek kurucu üyelerimizin herhangi birine yazabilirsiniz bizleri de burada bilgilendirmis olursunuz.

Sayin Kemal sizler Antalyada yasayan Burunörenliler olaral kac kisi manevi destek veriyorlar bu kisilerin isim ve adresslerini eger var ise E- Mail yazarsaniz bizler de buradan dernek calismalarimiz yazar ve oradakleri bilgilendirmis oluruz.

Köyümüzün su sorunu hic bir siyasi amacli degildir ve de olamaz, biz bu su sikintisini senelerdir yasiyoruz bu olay dünden bugüne olan bir olay degildir, yazinizda Burunören de yasiyanlara biraz saygimiz var ise diyorsunuz ? Kurmus oldugumuz dernegimizin birde kendine ait sitesi var
www.burunoren-der.com eger siteye girer de bakarsaniz, 2006 yazin okul bahcesinde cekilmis resimler var ilk defa bukadar bir cogunluk biraraya geldi ve köyümüzün dernegine destek verdiler.
Ama malesef üzülerek yaziyorum Anne ve Babaniz birakin cekimser kalmayi dernege destek vermeyenkler arasinda.
Onlar bizi sevmeseler de biz saygi duyuyoruz canlari sagolsun.

Antalyadaki köylülerimize saygilar sevgiler

Süleyman Görgülü
Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 12:01 Edit - 1407 Delete - 1407 IP - 1407 Antwort - 1407

BEN ? ? ?

Ben beni bilmezdim
Halkı kınardım
Meger ilmim noksanmış
Bilmedim.xx
Ben insandan başka
İlah arardım
Meger insan ilahmış
Bilmedim.
Daimiyem;
Benligime kanardım
Ben beni görmezdim
Eli kınardım,
Kişiyi kendime
Düşman sanardım,
Nefsim bana düşmanmış

Bilmedim...
Ferhat Ince
E-Mail: mehmetceyhan@web.de
erstellt am .. um 21:30 Edit - 1408 Delete - 1408 IP - 1408 Antwort - 1408

Selam güzel köyümün insanlarina.
Su sorununa egilenlere.kum ocaklarina deginenlere.
Aziz nesinin sözü aklima geldi.Yahu köye kum ocaklarini getiren kim,su sorununa kayitsiz kalan dernekmi .Kafanizi kumdan cikarin beyler.Her seferinde bir sorumlu arayacaginiza sorumluya direk lafi söyleyin.Türkiyede ,köyde sorumlu kisi kalmadimida sucu dernegimize atiyorsunuz.Ha birde köy okulunun meselesi var.Evet onu dernek cikardi,köyün yararina.Kimler niye karsi cikti.Kemal abi onuda sor ve arastir.Bu okul meselesi ne diye.
Kimsenin kalbini kirmak istemiyorum.Binbir zorlukla kurulan bir dernege, öyle laf atilmasina kayitsizda kalamam.Bunada müsade etmem.Köyün 80 milyar geliri nere gidiyor onuda sen arastir kemal abi.Dernege laf atacaginiza verdiginiz ..........hesabini sorun.
Herkese selamlar.
Adnan Tunç
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 17:50 Edit - 1409 Delete - 1409 IP - 1409 Antwort - 1409


SUSUZ BURUNÖREN KÖYÜ

Not= Aşağıdaki yazı Kayseri ERCİYES gazetesinden alıntıdır.
Yorumsuz aktarıyorum.
Ayrıca konu ile ilgili site yöneticisinin yorumu bu sitenin ''Haber'' kısmında yer almaktadır
Adnan Tunç
X X X
Kayseri'nin Sarıoğlan İlçesi'ne bağlı 70 haneli Burunören köylüleri, sularının 6 aydır akmaması nedeniyle çile çekiyor. Köylüler su ihtiyaçlarını eşekle Kızılırmak'tan su taşıyarak sağlıyor, bir kısmı ise aylık 300 milyon ödeyerek başka köyden su satın alıyor.

Kayseri'ye 70 kilometre mesafedeki Sarıoğlan'a bağlı Burunören köylüleri 6 aydır suları akmadığı için çile çekiyor. Köylüler, su sıkıntılarını yağan karı soba üstünde eriterek ve Kızılırmak'tan su getirerek çözüyor.

Köylülerden Erol Doğan, 100 YTL'ye satın aldığı eşekle Kızılırmak'tan evine su taşıdığını belirterek,
"6 aydır suyumuz akmıyor. Yakınımızda bulunan köyden ayda 300 YTL vererek su satın alıyorum. Yetmediği zaman da kar'ı eriterek su ihtiyacımızı karşılıyoruz. Allah'a şükürler olsun ki kar yağdı. Kar da yağmasa ne yapacağımızı bilmiyorduk.''

Kayseri'ye 70 kilometre mesafede olan köyümüz susuzluktan kuruyor. Köyde muhtar da dâhil olmak üzere sorunumuzu anlatabileceğimiz hiçbir yetkili yok. Bütün yetkililerden yardım bekliyoruz" dedi.

Bu arada, Sarıoğlan Kaymakamı Turgay Ünsal ise bu köylerin su sıkıntılarını bildiklerini, KÖYDES Projesi kapsamında bahardan itibaren su sıkıntısını çözeceklerini belirtti.

Kaynak: Erciyes Gazetesi




Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 13:04 Edit - 1410 Delete - 1410 IP - 1410 Antwort - 1410

Paylaşılması gereken yazı
Yok öyle şey..
Şüphesiz ki, hiçbir "kıymet-i harbiye"si yoktur söylenen o sözün...
Yani, zerre kadar değeri ve önemi yoktur.
Yani, Avrupalı bir "mebus" söyledi diye, Türkiye, Mustafa Kemal'in resmini;
duvarlarından ve yüreklerinden indirecek değildir !..
Yok öyle şey..
Sırf bir önceki kralın "zürriyetinden geldi diye,
AB'nin "en kral" demokrasilerinde duvarları "taçlı muktedir"lerin
resimleri süslerken -ki süslesin varsın, bizce bir sakıncası yok-
hesapsız kitapsız; emirsiz, kumandasız duvarlara mıhlanan
o "fotoğraf"ı kim sökebilir ki ? Niye söksün ki ?
Attila İlhan'ın sevgilisine dediği gibidir yani :
Adını mıh gibi aklımızda tutuyoruz ...
Resmini de ...
Yok öyle bir şey ...
Kimsenin öyle bir şey isteyeceği de yok ...
Ama, hiç kimse merak etmesin işte :
Medeniyet saatinin tik takları vurur ...
O "fotoğraf" da
o saatin yanında asılı durur ...
Türkiye başlangıçta dışlanırken,
Almanya ve İtalya'nın çabalarıyla
"Avrupa Birliği"ni oluşturmak için
kurulan komisyona çağrılıyor ...

Atatürk, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüstü Aras'ı,
1931 Mayıs'ındaki Avrupa Komisyonu'na gönderiyor ...
"Git katıl bakalım!" diyor...
İlk adım o zaman atılıyor, kim hatırlıyor ?
Şu meşhur Müzakere sürecini yaşıyoruz şimdilerde.
Oysa tıpkı,"mütareke günleri"nde olduğu gibi
"müzakere günleri"nde de,

ATATÜRK !ÜN ("fotoğraftaki adam"ın) tavrı lazım olabilir
Haziran 1921...
Savaş sürerken, Fransız Sömürgeler Nazırı Bouillion
Ankara'ya gelir.
Fransızlar’la bir anlaşmaya varmak,
hem vatanın bir bölümünün işgalden kurtulmasını sağlayacak,
hem de Ankara'nın Avrupa ile ilk barış anlaşması olacaktır.
Kendisini Ankara Garı'nda Atatürk ile, Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey karşılar.
Yusuf Kemal (TENGİRŞENK), Mustafa Kemal'e gelir:
Paşam, bu zata bir yemek vermem şart.
Kınacızadeler'den masa ve sandalye temin ettim.
Ama, bizde on iki kişilik yemek takımı yok. Ankara eşrafından da bulamadım.
Emretseniz de İstanbul'dan temin etsek.
Mustafa Kemal, Hariciye Vekili’ne döner :
Bu zatı Ankara istasyonu’nda beraber karşıladık,
tören bölüğünün perişan halini gördü, 10 çeşit tüfek, yırtık fotinler…
O buraya, bu yokluk içinde, senin bu istilaya nasıl karşı koyabildiğini kavramak için geldi. Şimdi sen, üzerinde “Tuğra-i Garra-i Osmani” alametli altın takımlar içinde yemek ikram edersen,
“Bunlar da bab-ı Âli’nin devamı, Onlara olan, bunlara da olur” der, çeker gider…
Bence sen onu Meclis'e götür.
Orada milletvekillerinin mektep sıralarında üçer üçer oturduğunu,
tek kazandan pişen mercimek, bulgurun tahta kaşıklarla yendiğini,
Taşhan'da bir odada, üçünün beşinin yer yataklarında yattığını görsün.
Bir celsede bulundur ve vatan meselelerini nasıl enine boyuna,
kılı kırk yararak en hayırlı neticeye bağladıklarını görsün.
Seni görünürdeki imkânlarınla değil, gayelerinin yüceliği ile kavrar
ve anlaşma için karşına oturur."
6 Ağustos 1924..
Lozan Konferansı'nda Amerikan Heyeti'nin başkanı Grew,
zamanın ABD Dışişleri Bakanı'na şu mektubu gönderir:
"Bugün Türk delegasyonu ile imzaladığımız anlaşma bizim elde etmek istediklerimizden uzaktır. Bu anlaşma,
Türkler'den koparmak istediğimizden çok daha fazlasını, bizim Türkler'e verdiğimizin belgesidir.
Öbür imtiyazlar arasında; yurttaşlığa kabul maddesinde, hukuki deklarasyondaki değişiklikte, azınlık konusunda alınacak tedbirlerde de, başarılı olamadık …
Orijinal planı, önce biz Türkler'in önüne koymuştuk.
Fakat Türkler'in kendi planlarını bizimkinin yerine geçirilivermiş bulduk.
Böylece ana fedakarlıklar, masanın karşı yanına, yani bize düştü."
Nasıldı o şiir :
BEN SANA MECBURUM BİLEMEZSİN …
ADINI MIH GİBİ AKLIMDA TUTUYORUM ,
BEN SANA MECBURUM, SEN YOKSUN !

Ah Ata’m ah !...
Neredesin,
Neydi senin düşündüklerin …
Ne zaman seni anlayacağız ,
Ne zaman senin kadar mağrur olacağız …


Kemal KORKMAZ
E-Mail: gk98@mynet.com
erstellt am .. um 15:06 Edit - 1411 Delete - 1411 IP - 1411 Antwort - 1411

köyümüzdeki su sorunu ile ilgili 2006 yılında İsmail koçer'in bir teklifi vardı.Biz Antalya da yaşayanlar olarak İsmail KOçer 'e suyla ilgili her türlü maddi-manevi desteği vereceğimizi ilettik.
üzülerek belirteyim ki Almanya da kurulan dernek yöneticilerinden herhangi bir adım atılmadı. bu suyu siyasi bir oyun haline getirmek isteyen arkadaşlarımız var. burunören de yaşayanlara biraz olsun saygımız varsa ;'' su meselesi çözümü için bugün zamanıdır, yarın geç kalmış olacağız '' derim. İsmail Koçer'e sesleniyorum ;bir dernek yöneticisi olarak Antalya da konuşulanları icraata geçirmediniz. ben kimseyi suçlamak istemiyorum ama kafama bazı sorular takılıyor. umarım yanılıyorumdur.su soruunu 7. aya kadar kesinlikle çözmeliyiz.Köyümüzün yetiştirmiş olduğu hukukçulardan bir ricam olacak; yanılmıyorsam TBMM den kum ocaklarıyla ilgili br yasa çıkmış olacaktı. '' dere çay ırmak yataklarından kum çakıl alınması yasaklanmış olarak biliyorum. bu konu üzerinde detaylı bir araştırma yaparak köyümüzün sitesinde yayınlanmasını rica eder, yurtdışı ve yurtiçin de yaşayan köylülerime selam ve saygılarımı sunarım.
Kemal KORKMAZ
TEL: 0049 242 2424926
FAX: 0049 242 2437360
GSM: 0049 532 4221390
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 23:27 Edit - 1412 Delete - 1412 IP - 1412 Antwort - 1412

ATATÜRK’TEN ANILAR-6

Yıl:1923. UŞAK…
Halkın coşkunluğu arasında Türk Ocağı’na gittik. Ocak ilgilileri toplanmıştı. Atatürk, eşi birbirine yakın sandalyelerde, Mareşal Fevzi Çakmak ve yanındakiler ile bir arada oturmuştuk.
Kahveler içiliyordu. Ocaklı arkadaşlardan aşağı yukarı otuz iki yaşlarında bir genç ayağa kalktı, konukları selamladıktan sonra bir söylev verdi.
Konuşmacı ,sözü Atatürk’e intikal ettirip onu, Napolyon ve Bismark ile karşılaştırmaya giriştiği zaman bundan hoşnut olmadığını Atatürk’ün kaşlarını çattığından anlamıştık.Henüz kahvesini bitirmemişti, derhal ayağa kalktı:
“Bey kardeşlerimizin izinleriyle burada bir noktayı aydınlatmak amacıyla sözlerini kesiyorum.Efendiler,bu arkadaş beni Bismark ve Napolyon’la karşılaştırmaya kalkıştılar. Napolyon kimdir? Taç ve macera peşinde koşan bir insan! Bismark ise tacidara hizmet eden bir adam! Ben böyle değilim!” dedi ve yerine oturdu.
Konuşmacı pek sıkılmıştı; sözlerini düzeltmek üzere “Affedersiniz Paşa Hazretleri, sözlerim yanlış anlaşıldı. Sizin şerefinizden, şanınızdan söz etmek istiyorum” sözlerini henüz bitirmişti. Atatürk tekrar ayağa kalktı:
“Efendiler, bu bey kardeşimiz ikinci bir yanılgıya tekrar düştüler. Hangi şan,hangi şeref ? Eğer mensup olduğum milletin şanı, şerefi varsa ben de şanlı ve şerefliyim. Bunun dışında içinizden herhangi bir adam çıkar da şan şeref arkasında koşar ve sivrilmek isterse biliniz ki, başınıza beladır, beladır!... Millet, bu gibilerine asla izin vermemelidir!
Damar ARIKOĞLU

ATATÜRK’TEN ANILAR-7



Neşeli bir toplantının hayli ilerlemiş bir saatinde bir vatandaş:
Abe Paşam diye söze başladı; ne vakittir hep merak ederim. Kurtuluş Savaşı’nın sonuna doğru “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” emrini vermiştiniz.Aradan bunca zaman geçti. Ordulara,son yahut ikinci hedefi göstermediniz.Akdeniz ilk hedef olduğuna göre, ikinci hedef neresidir?
Atatürk , kendisine teklifsizce “Abe Paşam” deyişinden bir Rumelili olduğu anlaşılan bu vatandaşa dikkatle ve yumuşak bir gülüşle baktıktan sonra, masadaki kadehini alarak kaldırdı:
Abe hemşerim, diye cevap verdi; hele şimdilik ilk hedefin şerefine içelim.
Rıza Ruşen YÜCER


igdeli.net
E-Mail: info@igdeli.net
erstellt am .. um 15:34 Edit - 1413 Delete - 1413 IP - 1413 Antwort - 1413

TEŞEKKÜR
Sitemiz igdeli.net tarafından organize edilen ve halen devam eden yöremiz çocuklarına yardım çerçevesinde maddi desteği Almanya'da yaşayan iki hemşehrimiz ve bu iki hemşehrimizin bir arkadaşı tarafından sağlanan ayakkabılar(30 öğrenciye)öğretmen arkadaşımız Osman(Cafer)TATAR tarafından alınarak daha önce belirlediğimiz öğrencilere verilmek üzere köyümüze(İğdeli Köyü)Emekli Öğretmen Şahin TATAR'a gönderilmiştir. Teslimatı bizzat Şahin Amca tarafından yapılacaktır.
Kampanyaya maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen bütün dostlara,ayrıca Karaözü Tur sahibi ve şoförü Talay YILMAZ kardeşimize çok teşekkür ediyoruz.
Hanifi AVCI
igdeli.net sitesi editörü
Adnan ŞAHİN
erstellt am .. um 22:21 Edit - 1414 Delete - 1414 IP - 1414 Antwort - 1414

Memo dayının hanımı sultan bibinin ölümü bizleri sonderece üzmüştür çocuklarına ve yakınlarına başsağlıgı diliyoruz.Adnan ŞAHİN ve Ailesi
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 22:16 Edit - 1415 Delete - 1415 IP - 1415 Antwort - 1415

ATATÜRK’TEN ANILAR-4

Yıl:1938 Bursa
Atatürk fabrikadan çıkıyor. Kapıda , önlerinde merinos koyunları duran bir kalabalık bekliyor. Bunlar merinos yetiştiricileri.
Aralarında Mustafa Kemal Paşa’nın emir erlerinden Güllüce köyü muhtarı Pepe Ali de bulunuyormuş. Tanık olduğumuz anekdotu aynen aktarıyorum.
Güllüceli Ali öne çıkıyor, Atatürk’e yaklaşıyor;
Atam beni tanıdın mı ? diyor
Atatürk hemen tanıyamadı. Fakat Pepe Ali ilave etti:
Ben, senin beş yıl emirerliğini yapan Ali’yim.
Der demez büyük Ata’nın gözleri parladı:
Ali sen misin ? dedi.
Konuşma şöyle geçiyordu:
O, gençsin,dinçsin Ali.
Sağol Atam. Anafartalar’da üç bölükle üç tümene ateş ettiğimiz,üç gün üç gece uykusuz beklediğimiz günleri hatırladın mı ?
Bu sözler, Atatürk’ün gözlerini yaşarttı.Atatürk, Ali’nin arkasını okşadı ve
Ali, dedi. Yine bana eski günleri hatırlattın. Sağol, dinç kal Ali!
Ali atıldı:
Sen de Sağol Paşam.Her zaman emrindeyim.
Sıkıntın var mı? Yaşantından hoşnut musun?
Hiçbir sıkıntım yok .Sen Cumhurbaşkanı olduysan ben de Güllüce Köyü Muhtarı oldum.
Bu içten ve candan konuşmaya tanık olanlar,emirerinin canlandırdığı anılar önünde Atatürk’ün heyecan duyduğunu gözleriyle görmüşlerdir.
İki ay sonra Atatürk’ten Güllüceli Pepe Ali’ye ve şimdi evinin duvarında asılı duran şu mektup geliyor:
Mektupta Atatürk diyor ki:
“Beni hatırladığına memnun oldum. Özellikle sana şunu hatırlatmak istiyorum. Şimdiye kadar gezdiğim yerlerde benimle çalışmış kime rastladıysam hepsi benden çıkar ummuşlardı. Fakat yalnız sen ummadın ve ansızın kendini bana hatırlattın. Köyünde çalış, 15 Mart’ta seni Ankara’da bekliyorum. Gözlerinden öperim.
Musa ATEŞ
ATATÜRK’TEN ANILAR-5


Bundan kaç yıl evveldi bilmiyorum.Bir akşam Mustafa Kemal Paşa ile beraber, Gülcemal vapurunda verilen bir baloda bulunuyorduk. Ekselans’ın bana karşı bir yakınlığı vardı.
Bir aralık dalmış, yere bakıyordum, birdenbire:
Madam, dedi; aşka tutulmuş bir kadın gibi ne düşünüyorsunuz öyle derin derin?
Ben o zaman, nereden hatırıma esti bilmiyorum, anlaşılan dilimin ucuna gelmiş olacak ki, düşünmeden hemen karşılığını verdim:
Paşam , dedim; Başbakanınızın dudaklarından eksik olmayan şu neşeli, sempatik gülüşlerine hayranım. O kadar güzel bir erkek gülüşü ile gülüyor ki…
Başbakanımın gülüşlerine hayran olmuşsunuz, benim de belki dansımdan hoşlanırsınız.Madam, müsaade ederseniz bu valsi beraber yapalım.
Kalktık ve dönmeye başladık. Ben o zaman gençtim ve ihtimal biraz da şımartılmış bir kadındım.Nereden içime o heves doğdu , bilmiyorum,başladım dansta Paşa’yı ben idare etmeye… bir defa baktı, ses çıkarmadı. Bir daha baktı, yine ses çıkarmadı. Nihayet üçüncüsünde birden bire durdu, öfke ile değil fakat gözlerini ciddiyetle bana çevirdi.
Madam, dedi; bir erkekle bir kadın yan yana bulundukları zaman, yönetimi erkeğe bırakmak en doğru davranıştır.
Çocukluk işte. Buna karşın ben büyük bir cesaretle şöyle bir karşılıkta bulundum.
İzin verin de tam tersine Paşam, ne olur,bir defa da ben sizi yöneteyim, dedim.
Kızmadı, tam tersine gülmeye başladı:
Bir memleketi yöneteni, bir kadın yönetmeye kalkarsa o memleket batar, dedi; gelin biz yerimize oturalım sizinle.
Benim elimden tutup getirdi ve yanındaki koltuğa oturttu.
Madam HANSES
Adnan Tunç
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 12:49 Edit - 1416 Delete - 1416 IP - 1416 Antwort - 1416


BURUNÖRENLİLERİN SU İSYANI

Burunörenliler artık uyumuyor.

Burunörende aylardır akmayan SU' dan dolayı perişan olan Burunören halkı,onca çabalarına rağmen su sorunlarının çözülmemesi karşısında çareyi Televizyon kanallarını köye çağırarak seslerini bütün Türkiyeye duyurmak için, yaşanan rezaleti yerinde göstermek amaçlı
ULUSAL Kanal ,TGRT ve Kanal A televizyonlarını çağırarak yaşadıkları rezaleti dile getirmişlerdir.
Burunören köyümüz bu akşam bu kanallarda haber olarak çıkacaktır.
İlgilenenler bu akşam haberlerinde haber saatinde ilgili kanalları seyredebilirler.
Adnan Tunç
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 19:10 Edit - 1417 Delete - 1417 IP - 1417 Antwort - 1417

YARARLANMAK İSTİYENLERE DUYURULUR
Çok orijinal.... Bilgi deposu.... Her eve lazım....

Dokuz Eylül Üniversitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi'nde görevli Prof. Dr. Coşkun Can Aktan'ın bir bilgi hazinesi olan sitesinin adresi...
http://www.canaktan.org


Doğan DOĞAN
Em.Alb.
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 18:35 Edit - 1418 Delete - 1418 IP - 1418 Antwort - 1418

ATATÜRK’TEN ANILAR-3



Onuncu yıl Cumhuriyet Balosunda:
Bir aralık , dans eden çifte dikkatle baktı.Danstan sonra yanına çağırttı. İkisi de pek genç yaştaydılar. Önce kıza, hangi okulda okuduğunu sordu.Genç kız bir yabancı okulun adını söyledi. Delikanlı da ona benzer başka okulda öğrenciydi.
Atatürk, ünlü sorularına başladı:
-“Sakarya Savaşı ne zaman oldu? Milli Mücadele kaç evre sürmüştür? Türk Devrimlerinin temeli nedir?”
Eğer çocuklar kem küm ederek “Pek iyi hatırlamıyoruz” falan deselerdi, beklide sorun çıkmayacaktı. Fakat kız:
“Efendim, bize okulda yalnız Fransız devrimini okuttular.Türk devrimini hiç duymadık…”
Der demez,Ata’nın gülen yüzü birdenbire değişti.Fakat o an hiçbir şey söylemedi.
Etraftakiler, büyük bir fırtına bekliyorlardı. Atatürk, aksine sessiz kaldı. Sonra bir neden ile kızla delikanlıyı tekrar çağırttı, fakat bu defa görüşme büfede oldu.
Uzaktan bakanlar, Atatürk’ün güler yüzle bu çifte tatlı davrandığını sanıyorlardı. Halbuki,o delikanlı ve kıza şunları söylüyordu:
“Bütün bu şenlik ve bayram, Milli Mücadele ve Türk devrimlerini yapanların, yahut buralarda birer parça emek ve fedakarlık payı bulunanların hakkıdır. Siz o hareketlere katılmamış olabilirsiniz; yaşınız buna elverişli değildir.Fakat o işi yapmış olanların arasına girebilmeniz, onlar gibi eğlenmeniz için en az o işlerin nasıl yapıldığını kesinlikle ve ne yapıp yapıp bilmelisiniz.”
Yaverine döndü:
“Bayanla bayı evlerine götürsünler,” dedi.”Derslerine çalışacaklarmış…”
Emir hemen ve kimseye sezdirilmeden yerine getirildi….
Rıza Ruşen YÜCER
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 19:12 Edit - 1419 Delete - 1419 IP - 1419 Antwort - 1419

ATATÜRK’TEN ANILAR-1

Balıkesir Halkevini ziyaret eden Atatürk’ün huzurunda ben de vardım. O her zaman her yerde yaptığı gibi, gene aydınları dinledi.Halkevi’nde etrafını saran gençlerden şu sorunun cevabını istedi:
-Köylere gidiyor, köylerle ilişki kuruyor,devrimin anlamını,onlara da anlatmaya çalışıyor musunuz?
Evvela uzunca bir sessizlikle karşılaştığını gören bu çetin soruya,şimdi adını hatırlayamadığım bir gencin kekeleyerek verdiği cevap da şu idi:
-Gitmek ilişki kurmak istiyoruz… Fakat acınarak söylüyorum gidemiyoruz. Çünkü ödeneğimiz yok!
Türk devrimini yurtta kökleştirmek göreviyle yükümlü bulunan delikanlının bu cevabı Atatürk’e istediği yere kendisini parasız taşıtan kurnaz şeyh efendiyi hatırlatmış olacak ki doğal bir direnişle altın kaşlarını çattı ve:
-Ne demek? Dedi….Şeyh efendinin ödeneği mi vardı ? köy köy gezerken.

Naci Sadullah Danış

ATATÜRK’TEN ANILAR-2
Annesi için yaptırılan mermer sandukalı ve uzun kitabeli kabrin fotoğrafını gördükten ve kitabede; “Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin valide-i muhteremleri Hanımefendinin….” Diye başlayan cümleyi okuduktan sonra bana:
-İlk fırsatta İzmir’e gidersin, bu sanduka ve kitabeyi kaldırtırsın, dağdan iki büyük ve uzun taş getirtirsin, birini olduğu gibi temel üzerine tespit ettirir, diğerini baş tarafına diktirtirsin ve bunun bir yerini biraz düzelterek; “Atatürk’ün anası Zübeyde burada gömülüdür.” Diye yazdırırsın, altına da ölüm tarihini koydurursun yeter.


Hasan Rıza SOYAK
Devamı var
HÜSEYİN EKİCİ
E-Mail: huseyin_ekici_47@mynet.com
erstellt am .. um 15:18 Edit - 1420 Delete - 1420 IP - 1420 Antwort - 1420

ZARİFE TEYZEMİN ARDINDAN
KALAN YAVRULARINA VE AŞİRETİMİZİN GÜZEL İNSANLARINA TAZİYE DİLEĞİMDİR.

Bu ileti kutusunun karahaberlere duyulan acının paylaşılmasından yana kullanılması doğrusu içimizi acıtmaktadır. Bir yandan hasretlik, diğer yandan acı haberlerin duyulması doğrusu büyük bir üzüntü kaynağı olmaktadır.

Güzeller güzeli ZARİFE TEYZEMİZİN ismi gibi kendiside zarif yaşadı ve ömrünü tamamlayarak hakka yürüdü.

Güzel teyzeme Tanrıdan rahmet diliyorum. Geride kalanlara ise başsağlığı ve sabır diliyorum. Duygu yüklü yazılarıyla bizleri düşündüren "babamın kokusunu taşıyan tek sen vardın halam sen de bizi bıraktın, gittin" diyen kardeşime bir çift sözüm var. Merak etme arkada yalnız kalan sen değilsin.Hepimiz yalınız kaldık, Allah sana sabırlar versin.

Tekrar tekrar başsağlığı dileklerimle Zarife Teyzeme Tanrıdan rahmet diliyorum.

HÜSEYİN EKİCİ - İSTANBUL


NURÇİN CEREN ÖZAYDIN.
E-Mail: elcinceren@mynet.com
erstellt am .. um 14:42 Edit - 1421 Delete - 1421 IP - 1421 Antwort - 1421

sayın Haydar amca ben Hüseyin Akçanın torunuyum. DR. Elçin Akçanın kızı Nurçin Ceren Özaydınım.10 yaşındayım.Kendi ismimi soy ağacında göremedim.benimde ismsmi koyarsanız sevinirim.


ELLERİNİZDEN ÖPERİM...
N.CEREN ÖZAYDIN.
Erol ÖZKAN
E-Mail: erolkayseri@hotmail.com
erstellt am .. um 23:00 Edit - 1422 Delete - 1422 IP - 1422 Antwort - 1422

Öncelikle bu sayfanın hazırlanışında katkısı ve emeği geçen lerin ellerine yureklerine sağlık diyorum.beni tanımanıza gelince rahmetli Ali ve Dudu Dikicinin Damadı Erol um.Bundan sonra siteyi ziyaret edeceğim eğer yapmam gereken olursa bildirirseniz canla başla yapmaya çalışacağm.Selam ve saygılarımla hoşcakalın dostca kalın.
hasan tatar
E-Mail: htatar_38@hotmail.com
erstellt am .. um 06:27 Edit - 1423 Delete - 1423 IP - 1423 Antwort - 1423

Zarif ALKAN ebeye Tanrı'dan rahmet,ailesine, yakınları ve iğdeli köyü halkına başsağlığı dilerim.
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 18:30 Edit - 1424 Delete - 1424 IP - 1424 Antwort - 1424

Doğru söylüyorsunuz! Siz Ermeni'siniz! Kişi kendisini nasıl görüyorsa, öyledir! Siz kendinizi Ermeni olarak mı, görüyorsunuz? Kuşkunuz olmasın, Ermenisiniz!

1840 yılında, ortalıkta en küçük bir çatışma yokken..

Maraş'ta, bir dağın tepesinde kurulmuş bir Türk karakolunu yörede gizlice örgütlenmiş olan beş bin dolayında silahlı Ermeni gücü gece yarısı bastı.

Dört yüz dolayındaki Türk askeri ile subayının kulaklarını, burnunu keserek!..

Sonra yavaş yavaş, işkence ederek öldürdüler!..

Siz, bunu bilmezsiniz! Siz, Ermeni'siniz!

Evet, siz Ermeni, kesinlikle Ermeni'siniz!

Bin sekiz yüz yetmişli yıllardan başlayarak, Kafkas kuzeyi, Kafkasya ile Gürcistan'da silahlandırılan Ermeniler Türk kökenli köylere saldırdılar!

Bu bölgelerde Türk sayısının azalması böylece başladı!

Biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz! Niye? Ermeni olduğunuz için! Evet, siz Ermeni'siniz!

1878 - 1879 yılındaki ünlü "93 harbi"nde bölgeyi çok iyi tanıdıkları için Ruslara kılavuzluk edenler de, cephe gerilerindeki Türk köylerini basanlar da, Ermenilerdi!

Siz, bunları biliyor musunuz?

Sizin, "Ermeni açık oturumları"nda boy gösterip yongalar savuran tarihçileriniz bilir mi? Bilir, bilir! "Bilmemiş" olabilir mi? Niçin, bir tek söz olsun bundan söz etmez?

Etmez! Evet, siz Ermeni'siniz!


1905 yılında Küçük Ergeş Beğ'in savunduğu Andican'ı tutuşturarak yirmi bin Özbek Türk'ünü öldüren kim?

Ruslar değil! Rus ordusuna bu işi yapmak için karşı koyan Ermeni birliği? Bilmiyor musunuz?

1913 - 1915 yılında kıyıma uğrayan Türk köyleri!

Durduk yere öldürülen yüz binlerce Türk?!

Birinci dünya harbinde Fransız,İngiliz,Rus orduları ile işbirliği yaparak yüzyıllardır yanyana komşu olarak yaşadığı masum insanları öldürenler kim?

Bilmiyorsunuz değil mi? Ermeni'siniz!

Bilmezsiniz! Ermenisiniz!

Baskın Oran.. (Bilir, bilmez)!!!

Hassan Ümmit.. (Bilir, bilmez)!!!

Taner Akçam ..(Bilir,bilmez)!!!

Bakın, siz imdi 20. y.y.ın en büyük kıyımı: Karabağ'ı bilmezsiniz, değil mi?!

Hani, yüz bin kişi yerinden - yurdundan olmuştu!

Bakın, siz imdi 20.y.y.ın en büyük saldırısı, en büyük kanlı kırımı olan Azerbaycan'ın yüzde onunun ele geçirilip bir milyon kişinin sürülmesini, bunların içerisinden binlercesinin öldürüldüğünü de bilmiyorsunuz!?

Çok uzadı! Son bir soru, son bir belirleme:

Türkiye'de 390 bin Ermeni var?
Peki: Ermenistan'da kaç Türk var?

Siz, Ermeni olduğunuz için bilmezsiniz!

Ben söyleyeyim: YOK! Ermenistan'da bir tek Türk yok!

Evet: "HEPİMİZ ERMENİYİZ!" diye bağıranlar..

Siz bilmezsiniz! Siz Ermeni'siniz!

BİZ İSE: TÜRK!
Yaren Emre TATAR
erstellt am .. um 22:43 Edit - 1425 Delete - 1425 IP - 1425 Antwort - 1425

ATATÜRK'ÜN İLK BAŞ KALDIRIŞI :

Atatürk, oldu olası Arapça derslerinden, yere bağdaş kurarak oturmaktan ve dizleri üstünde durarak yazı yazmaktan hiç memnun değildi.Yine dizlerinin üstünde durmaktan dizlerinin ağrıdığı bir gün ayağa kalkarak dersi ayakta dinlemeye başladı.Fakat bu seferde hocası bundan memnun olmamıştı ve Atatürk'e yerine oturmasını söyledi.Atatürk ise dizlerinin ağrıdığını ve oturamayacağını söyledi. Bunun üzerine hocası sinirlenip, deliler gibi haykırarak ;
"Neee bana karşımı geliyorsun " dedi.
Atatürk bunun üzerine ;
"Evet karşı geliyorum" dedi.
Tam bu anda diğer bütün çocuklarda ayağa kalkıp ;
"Evet karşı geliyoruz" diyerek aynı sözleri tekrarlayınca,hoca ne yapacağını şaşırarak onlarla uzlaşmak zorunda kalmıştı. Bu onun ilk baş kaldırışıydı. Liderlik vasfının ve kitleleri peşinden sürükleyen karizmasının ilk ortaya çıkışıydı.
Özgür TATAR
E-Mail: tatar1979@mynet.com
erstellt am .. um 17:03 Edit - 1426 Delete - 1426 IP - 1426 Antwort - 1426

Atatürk’ten büyüğü yok
Ünlü bilim adamı Einstein: ’Siz biliyor musunuz, dünyanın en büyük liderine sahipsiniz’

Emekli öğretim üyesi Profesör Münir ÜLGÜR, 1949’da ünlü bilim adamı Einstein ile ABD’de yaptığı görüşmeyi Cumhuriyet Bilim’e anlattı. Einstein, Ülgür’e Atatürk’ü kastederek Dünyanın en büyük liderine sahipsiniz. Üniversite reformu sırasında beni de ülkenize davet etmişti demiş.
İSTANBUL Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) elektrik-elektronik bölümü emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Münir ÜLGÜR, ünlü bilim adamı Albert EİNSTEİN ile yaptığı bir görüşmede, Einstein’ın Atatürk’ten Türkiye’ye gelmesi için davet aldığını öğrendiğini söyledi. Prof. Dr. Kerim ERİM ve Prof. Dr. Adnan ADIVAR’dan sonra Einstein’la görüşen 3. Türk bilim adamı olan Ülgür, olayı Cumhuriyet Gazetesi Bilim Teknoloji Dergisi’ne şöyle anlattı:

TÜRKİYE’YE ÇAĞIRDI

ABD Philadelphia’da çalıştığım dönemde Einstein’ın da Princeton Üniversitesi’nde olduğunu biliyordum. 1949’da bir gün üniversitedeki sekreterine telefon ettim ve görüşme isteğimi bildirdim. Hiç beklemediğim bir şekilde, hemen kabul ettiler. Bizi hemen kabul etmesinin sebebi, benim Atatürk’ün evladı olmamdı. Konuşmalarımız sırasında da Atatürk’ü kastederek, ’Siz biliyor musunuz, dünyanın en büyük liderine sahipsiniz’ dedi. 1933 Üniversite Reformu sırasında Atatürk’ün kendisinin de Türkiye’ye gelmesini istediğini söyledi ve ’Arkadaşlarım hep oradaydı ama burada imkanlar çok fazla olduğu için burayı tercih ettim’ dedi. Yaklaşık yarım saat konuştuktan sonra, bize memleketimize iyi şeyler götürmemizi tavsiye etti ve ayrıldık.

42 YABANCI PROFESÖR

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, o dönem başlattığı üniversite reformuyla, dünyanın dört bir yanında ülkeye bilim adamlarını davet etmiş, İstanbul Darülfünun’u kaldırarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’ni kurmuştu. Türkiye’ye üniversite sözünü kazandıran Atatürk, bu reformla, Türkiye’de birçok tarihçinin de kabul ettiği gibi yaklaşık 15 yıl sürecek altın bir çağı başlatmıştı. O yıl Almanya’da iktidarı ele geçiren Adolf Hitler’in Nazi rejiminden kaçan Alman bilim adamları ise reformun en önemli aktörleri olmuşlardı. 1933’te 42 yabancı profesör, Türkiye’de çeşitli üniversitelerde işe başlamıştı. Almanya’da Yahudi öğretim üyelerinin üniversitelerden atılacağını öğrenen Einstein ise o sırada misafir öğretim üyesi olarak bulunduğu Amerika’daki Princeton Üniversitesi’nde kalmayı tercih etmişti.
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 12:46 Edit - 1427 Delete - 1427 IP - 1427 Antwort - 1427





SICAĞI SACAĞINA FARKLI GÖRÜŞLER

Protestan Dink, neden Ortodoks mezarlığına gömüldü?

Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, Hrant
Dink cinayeti ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Patrikhane
olarak aslen Protestan Ermeni olan Dink'in Kumkapı Ortodoks Ermeni
Mezarlığı'na defnedilmesinin ardında kurgulanmış bir tezgah olduğunu
ifade eden Erenerol, tezgahı kuranların da Ermeni Diasporası olduğunu
belirtti.
Dink'in ailesi ve yakınlarının da bu tezgahın içine alındığını
söyleyen Erenerol, "Hrant Dink'in inancına bile saygı gösterilmedi. O
ve ailesi, Protestan Ermeni'ydi. Hatta Gedikpaşa Ermeni Protestan
Kilisesi'nin Ruhani Lideri Kirkor Ağabaloğlu, Dink'in çocukluğundan
beri kendi kiliselerinde dini vecibelerini yerine getirdiğini,
cemaatin içinde yer aldığını, kilisede Dink için özel bir köşe bile
hazırladıklarını belirtti"diye konuştu.

Dink'in mensubu olduğu kilisenin Ruhani Lideri Ağabaloğlu'nun asıl
cenazeyi kaldıracak kişi olduğunu belirten Erenerol, "Kirkor
Ağabaloğlu'nun cenazeyi değil kaldırmak, dua edilmesine bile izin
verilmedi. Türk milleti üzerinde çok büyük oyun oynanıyor" dedi.

Dink'i kullandılar

Hrant Dink'in kullanıldığına dikkat çeken Erenerol şunları söyledi:
"Onu öldüren Ermeni Diasporası ve ardındaki güçtür. Dink, son
zamanlarda onların işlerine çomak soktu. Çünkü kullanıldığını anlayıp
uyandı. Ermeni Soykırımı iddialarında tamamen Türkler'den yana tavır
almaya başladı. Güneydoğu'daki Kürtler'i, 'Oyuna geliyorsunuz' diye
aydınlattı. Ancak bu onun sonu oldu.
Kullanıldığını fark edince ortadan kaldırdılar. Tetiği çeken kişinin
soyadının 'Samast' (Kilise Bekçisi) anlamına gelmesi önemlidir."



Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 20:20 Edit - 1428 Delete - 1428 IP - 1428 Antwort - 1428

19 RAKAM MUCİZESİ

Atatürk'ün hayatında 19 rakamı önemli bir yer tutar;
CÜNKÜ;
Atatürk, 19.yüzyılın bitmesine 19 yıl kala 1881 de
doğdu.1881 19'un 99 katı.
1881,Rumi takvime göre 1297'ye denk
gelir.1+2+9+ 7:19
Selanik' de doğdu.Selanik sözcüğünün ''ebced''
(Arapça' da her harfin sayısal
bir değeri olduğunu belirten hesap) hesabıyla değeri
171' dir.171 19'un 9 katıdır.
Nüfus kütüğünde sıra numarası 19'dur.
Nüfus Cüzdanı numarası 999814' tu.Bu sayiı19'un 52
bin 621,789 katı.
İstanbul Harp Okulu'na 1900'de kayıt oldu.1900
19'un 100 katidir.Bu sırada yaşı 19'du.
Harp Akademi'sine 57.inci devre olarak girmişdir.57
19'un 3 katı
Atatürk Harp Okulunu 20'nci olarak
bitirdi.Subaylardan birisi yabancıydı.Bu
nedenle mezun olan 19'uncu subay oldu.
Yüz başı olarak orduya katılış sırası 38' di.19'un iki katı.
Çanakkale Savaşları nın zaferle sonuçlanmasında
büyük rol oynayan 19.uncu
tümeni kurdu.
19 mayıs 1915' de albay oldu.
Komutanı olduğu alayın numarasıda 38' di.19'un 2 katı.
Komutanı olduğu bir başka alayın numarası
57'ydi.19'un 3 katı
19 Mart 1916'da tuğgeneral oldu.
19 Aralık 1904'de Yıldız Sarayı'na çağrıldı
19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Kurtuluş Savaşını
başlattı.O zaman 38
yaşındaydı.Yani 19'un 2 katı. *Atatürk'ü Samsun'a
götüren Bandırma vapurunun 19 yolcusu vardı.
Samsun'da 19 gün kaldı.
4 Temmuz 1919'da Erzurum'a gitti.19 gün sonra 23
Temmuz'da Erzurum
Kongre'sini topladı.
4 Eylül 1919 Sivas Kongresi'nden 114 gün sonra 27
Aralık 1919'da Ankara'ya
gitti.114 19'un 6 katı.
Mili Mücadele'ye başlanması için komutanlarıyla
yaptığı konuşmanın tarihi 19 Kasım 1919'du.
TBMM'nin kurulmasına 19 Mart 1920'de karar verdi.
19 Eylül 1921'de mareşallık ve gazilik ünvanı aldı.
Gençliğe Hitabe'de 19 cümle vardır.
Mustafa Kemal Atatürk adında 19 harf var.
Atatürk'ün Latife Hanım ile olan evliliği 912 gün
sürdü.912 19'un 48 katı.
10 Kasım 1938'de öldü.1938 19'un 102 katıdır.
57 yıl yaşadı.19'un 3 katıdır. Yaşamının ilk 19
yılında askerliğe
hazırlandı.İkinci 19 yılında asker olarak hizmet
verdi.Üçüncü 19 yılında ise
ülkenin kurtarıcısı ve devlet başkanı olarak görev yaptı.
Öldüğünde yatağının altında bulunan otomatik
silahta 19 mermi vardı.
Cenaze namazı 19 Kasım 1938'de Dolmabahçe Camii'nde kılındı.
Atatürk'ün ölümü üzerine silah arkadaşı İsmet
İnönü'nün Türk Milletine yazığı beyanname 19 cümledir.
Cenazesinde çalınan Chopin'in cenaze marşının
numarası 19' dur.Bu marşta 19 nota vardır.
Miras olarak 19.000 lira bırakmışdır. Yani 19'un 1000 katı.
''Ne mutlu Türküm Diyene'' cümlesi 19 harfdir.
''İstikbal Göklerdedir'' cümlesi de 19 harfdir.
İstanbul Akaretler'de kaldığı evin numarası 19'dur.

Doğan DOĞAN
Em.Alb.
>
>
>
erstellt am .. um 12:30 Edit - 1429 Delete - 1429 IP - 1429 Antwort - 1429

BENDE ERMENI DEGILIM.
Türküm ama farkli algiliyorum.

A.Altan dan
Kim bu Türklük düşmanları…
Benim anladığım kadarıyla Türk olmak çok kolay bir şey…
“Kahrolsun emperyalizm,” “kahrolsun Ermeniler,” “kahrolsun hainler,” diye bağırdın mı, tamam, sen iyi bir Türksün.
Bu mu gerçekten Türk olmak?
Yetiyor mu bu kadarı Türk olmaya?
Yabancı bir ülkenin ajanı buraya gelip Türk taklidi yapmaya kalksa hiç de zorlanmayacak.
Üç cümle ezberleyip bağırdı mı, sadece Türk olmayacak bir de “vatansever Türk” olacak…
Ne kolaymış Türk olmak…
Türklerin ana dili olan Türkçeyle bir sayfalık bir kompozisyon bile yazamıyormuşsun…
Yazmayı bırak, Türkçe düzgün cümleler kurarak beş dakika konuşamıyormuşsun…
Bunlar önemli değil…
Beş tane Türk şairinin adını söyleyip, iki tane şiiri ezberleyememişsin…
Türkçe yazılmış iki roman okumamışsın…
İkinci Meşrutiyet’in hangi tarihte ilan edildiğini bilmiyormuşsun…
Mahmut Şevket Paşa’nın adını bile duymamışsın…
Babıali baskınında vurulan Harbiye Nazırı’nın adını söyleyemiyormuşsun…
Balkan Savaşı’nı nasıl kaybettiğimiz konusunda bir fikrin yokmuş…
Çanakkale Savaşı’nın komutanı kimdi diye sorulduğunda boş boş bakıyormuşsun…
Şeyh Galip’in adını bile duymamışsın…
Tasavvuf’un ne olduğunu bile bir kere düşünmemişsin…
Ali Paşa’dan bir anekdot bile anlatamıyormuşsun…
Kanuni’nin çadırında boğdurduğu şehzadesinin adını bilmediğin gibi, böyle bir olaydan haberdar bile değilmişsin…
Birinci Meclis’te neler tartışıldığını hiç merak etmemişsin…
Harekat Ordusunun üç ünlü kurmay subayını say desem, sayamıyormuşsun…
Bunların hiçbiri önemli değil.
“Kahrolsun vatan hainleri” diye bağırdın mı sen Türksün.
Türklüğün nasıl olması gerektiğini anlatabilirsin.
Türklerin çıkarının ne olduğunu herkese öğretebileceğine eminsin.
Savaşmayı, öldürmeyi alkışlamak Türk olmak için yeterli sence.
O savaşların niye kaybedildiğini araştırmak, yeni yenilgilere engel olmaya uğraşmak ise Türk düşmanlığı.
Balkan savaşı öncesinde Cemil Topuzlu’nun neler söylediği, o savaşa hangi şartlarda girildiği, yenileceğimizi bilenlerin bile neden ağzını açamadığı konusunda bir fikrinin olmaması neyi değiştirir?
Savaşı “hainler” yüzünden kaybettiğimizi söyler çıkarsın işin içinden.
Bu tek cümle seni “iyi bir Türk” yapar.
Türklüğün böylesine “cehaletle”, “cinayetle”, “zorbalıkla” özdeşleştirildiği bir başka dönem daha var mı acaba tarihimizde?
Kim bu adamlar?
Türklüğü bu kadar ucuzlatan, çirkinleştiren adamlar kim?
Amaçları ne?
Ne günahlarımızı bilirler, ne sevaplarımızı bilirler.
Tarihimizin ne gölgesinde, ne ışığında dolaşmışlar.
Dilimizi sevmiyorlar, edebiyatımızı sevmiyorlar, mizahımızı sevmiyorlar.
Ama Türklük hakkında konuşur duruyorlar.
Türklüğün zorbalık olduğunu anlatıyorlar.
Hayatımın hiçbir döneminde ırkımın, kavmimin, geçmişimin, “Türk olduğunu iddia eden” birileri tarafından bu kadar aşağılandığını görmedim.
Hiçbir zaman milliyetçi olmadım, hiçbir zaman ırkçı olmadım ama artık benim bile tahammülümü aşan bir saldırı altında Türklük.
Düzgün bir Türkçe bile konuşmayı beceremeyen birileri kendilerini “Türklüğün” sahibi gibi sunmaya çalışıyor.
“Cahil olmayan, zorba olmayan” biri Türk olamazmış inancını yaymaya uğraşıyor.
“Türkleri” dünyanın “lanetlileri” haline getirmeye çabalayan bu adamları kim destekliyor, niye destekliyor?
“Türk olmak” adına “Türklüğü aşağılayan” bu adamların arkasında kim var?
Niye Türklüğe bu kadar düşmanlar?
Yunus Emre’si, Pir Sultan’ı, Nazım’ı, Cahit Sıtkı’sı, Yahya Kemal’i, Necip Fazıl’ı, Halit Ziya’sı, Peyami Sefa’sıyla parlak bir geçmişin, zengin bir dilin, derin bir duyarlılığın çocuklarıyız biz.
Dilimizi, şiirimizi, efsanelerimizi, masallarımızı, mizahımızı, hicvimizi seviyoruz.
Her Türk’ün övüneceği bu büyük mirası da “Türklüğü zorbalıkla ve cehaletle “ özdeşleştirmeye çalışan bu kuşkulu insanların çirkinleştirmesine izin vermeyeceğiz.
Edibali’yi, Şeyhülislam Yahya’yı, Kaygusuz Apdal’ı, Karacaoğlan’ı, Mevlana’yı vahşice, barbarca saldıran bu insanlara karşı savunacağız.
Türklerin nasıl şiir yazdığını bilmeyen, bu dili sevmeyen birilerinden bu kavmi korumak zorundayız.
Bin yıllık bir mirası üç günde kirletmeye uğraşıyorlar çünkü.
Kavmimizin güzel ve değerli olan nesi varsa parçalamak, yok etmek istiyorlar.
Hiç kimse Türklüğe bu kadar düşmanca saldırmamıştı.
Üstelik bu kez saldıranlar bizim bayraklarımızı sallıyorlar.
29 Ocak 2007, Pazartesi

Wuppertal dan selamlar I.Dogan
Doğan DOĞAN
E-Mail: dogan1953@hotmail.com
erstellt am .. um 20:58 Edit - 1430 Delete - 1430 IP - 1430 Antwort - 1430

İŞTE.....
YÜREĞİ YARALI......
BİR TÜRK' ÜN,
TÜRKLERİN MARUZ KALDIĞI ZÜLUMLARI ANLATAN YAZISI....

BEN TÜRK'ÜM

Ben Belene'deki Türküm..

Dili ve dini değiştirilmek üzere bu ölüm adasına yollanan; domuzların
müslüman etiyle beslendiği, insafın zerresinin olmadığı bulgar zulmü altında
yok edilmiş binlerce TÜRK'üm ben!

Ben, Mora'daki Türk'üm,

Ekmeğimi, suyumu paylaştığım kapı komşum yunanın bir gece sıcacık yatağımdan
sürükleyerek koyun keser gibi kesip, diri diri yaktığı yirmibin TÜRK'üm ben!


Ben, Arnavutluk' taki, Yugoslavya'daki, Bulgaristan'daki, Yunanistan'daki,
BALKAN'lardaki Türk'üm,

Bu toprakları bal gibi tatlı yapan ve bu toprak uğruna kanı oluk oluk
akanım.

Sofrası başında, tarlasında, uykusunda, bebeği karnında, kundakta,
yedisinde, yetmişinde katledilen, kalanı da adı, dili, dini değiştirilmek
üzere Yunan, Bulgar, Sırp mezâlimi altında inleyen Türk'üm ben!

Ben, Kıbrıs Türk'üyüm,

Büyük Yunanistan projesi dahilinde, Rum papazların önderliğinde yüzelli
yıldır yok edilmeye çalışılan, isimsiz ve kefensiz toprak çukurlarda yatan,
kahpe bir oyunun son perdelerinin oynandığı yavru vatan Kıbrıs'daki Türk'üm
ben!

Ben, Hocalı'daki, Azeri Türk'üyüm,

Ermeni'nin, çoluk çoçuk, kadın kız, yaşlı demeden bir gecede katlettiği
beşbin masum Türk'üm ben!

Ben, Karabağ'daki, Azeri Türk'üyüm,

diri diri mezarlara gömülmüş, hayatta kalanı ise insanlık dışı bir yaşama
mahkûm edilmiş, vatanı elinden alınmış, "Karabağ" Türk'üyüm!

Ben Uygur Türk'üyüm!

Türk'lüğün doğduğu topraklarım elimden alındı, adım değiştirildi, dilim
yasaklandı, törelerim yok edilmeye çalışıldı, orucum, namazım
yasaklandı,sonunda imânımı almak istediler ve ben şehâdet getirerek can
verdim,

Ben, bir yudum suya hasret, kursağımda kemirdiğim çarıklarımla Yemen'de,
Galiçya' da, Trablusta, Mekke'de, Medine'de peygamberimin mezarını, kıblemi,
kâbemi korurken çil çil İngiliz altınları ile beslenen arapların arkadan
vurduğu Türk'üm ben!

Ben Kırım Türk'üyüm!

1944 ün 18 Mayıs gecesinde tren vagonlarında yollandığım Sibiryanın
buzullarına canlı canlı gömüldüm. Karşı çıkanların dökülen kanları ayı
kızıla boyadı. Arabat' da kalanlarımız teknelerle Karadeniz'e ölüme
yollandı.

Karadeniz'de hâlâ çığlıkları işitilen Kırım Türk'üyüm ben.

Ben Irak Türk'üyüm,

Amerika'nın sözde demokrasi ekip ölüm biçtiği yerdeyim, Coni ve uşakları
sayesinde her gün onlarca, yüzlerce, binlerce ölüyorum, seyrediyorlar
sadece, kalanlarımız siliniyor soy kütüklerinden, yaşarken
öldürülüyorum,insanlığın öldüğü yerdeki Irak Türk'üyüm ben,

Ve ben Anadolu'yum, Türk Yurduyum;

İngiliz'in maşası Yunanlılar, Fıransız'ın maşası Ermeniler ağızlarından
salyalar akan kuduz köpekler misali girdiler bu aziz vatana.nice yiğitler,
nice fidanlar, nice analar, nice kızlar, ne kocamış erler, nineler yatar
bağrımda nice emzikteki yavrular ya da ana karnındaki bebeler kahpe
kurşunlarla, Allah'sız süngülerle düştüler toprağıma. Kimileri camilerde
diri diri yakıldı, Allah diyerek verdiler son nefeslerini.Irzına geçilmiş
kızlar attılar kendilerini kör kuyulara, ana rahimlerine saplanan süngülerde
cinsiyet tespitleri yapıldı, gözleri oyulmuş, diri diri kesilmiş başlar
bedenlerini aradılar.

İşte ben bu yunan mezâlimine, ermeni vahşetine marûz kalmış Anadolu
Türk'üyüm!

SOYU KIRILAN KİMMİŞ EFENDİLER?

Ve hâli hazırda,

Düşman düşmanlığından, hain hainliğinden, yerli işbirlikçi maşalığından
vazgeçmemiştir.

Türk'e bunları yapan ve yaptıran eli kanlı milletler diktikleri ermeni veya
pontus anıtlarıyla ellerinin kanını asil Türk Milletine bulaştırmaya
çalışmaktadırlar.

Türkiye'nin yönetimindeki zafiyet ise onların ağızlarının suyunu
akıtmaktadır.Ancak zafiyet geçicidir, gerçek şudur ki sınırları kanla
çizilmiş Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti dünya durdukça yaşayacaktır.

levent ozcan
erstellt am .. um 13:56 Edit - 1431 Delete - 1431 IP - 1431 Antwort - 1431

merhaba
Akkışlaya baglı bır koyude(alevkışla) ıcıne alacak şekilde inşa edilen ve akkışlanın içinden çıkan KESDOĞAN suyunun sularıyla dolacak olan baraj akkışlalı pısırık yetkılıler yuzunden adını sarıoğlan barajı olarak almış ve bu baraja çiftlik- sarıoğlan el ele gonul gonule el koymuşlardır.yıllardır içme sularını akkışladan karşılayan ciftlik artık azalan içme suyumuz ve sulama suyumuza ne kadar daha ortak olacaklardır?.bu barajın adının en azından KESDOĞAN BARAJI olamalıydı.bır akkışlalı olarak çiftlık ve sarıoglanlılardan bu davranısı beklerdık. saygılarımla
levent ozcan
zeki isik
E-Mail: isik_zeki-@hotmail.de
K114  04  dialno)
erstellt am .. um 21:02 Edit - 1432 Delete - 1432 IP - 1432 Antwort - 1432



YETER ARTIK OSMANLININ KALINTILARI

ANADOLU BIZIM

Türküye cumhuriyetinin kurulusundan sonra bazi etnik kökenli vatandaslarimiz türküyeye dönmeye basladilar. Osmanli imparatorlugunun kafkaslarda balkanlarda biraktigi muhacir cerkez abaza cecen avsar.vatandaslarimiz. Ama geldiklerinde bu vatan icinde gercek anadoludaki yasayanlar gibimi hareket ettiler yoksa dahami yani bizden dahami vatansever oldular anlamadim. yoksa milliyetcilik ve turancilik ilkeleriylemi bütünlestiler.

Burda kesinlikle sinif din irk ve ayrimciliga yer vermemek gerekiyor.bu insanlar tabiki bizim anadolunun vaz gecilmez insanlaridir. Anadoluda yasayan güzel bir mozaik ortami zaten vardi kürtler ermeniler aleviler yezidiler süryaniler ve degisik nufus bakimindan cok az insanlar vardi. Ama anadolunun bu güzel insanlari hep beraber bir bayrak altinda Yani Türküye cumhuriyeti catisi altinda yillardir beraberce yasamislardir.

BIZE NE OLDUDA BU DURUMA GELDIK

Bu gün baktigimizda milliyetci unsurlari olusturan guruplarin fazlaligini olusturan Türküye cumhuriyetinin kurulusundan sonra anadolu topraklarina ayak basanlari görüyoruz.( DAGDAN GELIP BAGDAKINI KOVMAK) Bu ülkenin kurtulus savasinda olmamis, sadece osmanli imparatorluguna hizmet etmis atalarin evlatlari olarak görüyoruz. ZATEN DEMIYORLARMI MILLIYETCILIK TASLAYAN INSANLARIMIZ ( BIZ OSMANLI TORUNLARIYIZ DIYE ) Ben gercek kurtulus savasinda canini disine takip bu ülkenin bagimsiz cumhuriyetinin temelini atan mustafa kemal ATATÜRK ün Yoldaslarinin torunlarindan duymadim. Cünkü vatani satan vatan topraklarini yabancilara peskes ceken Osmanli imparatorlugunun torunu olamazlardi. Bende her zaman hitap ederken kendimi hep cumhuriyet cocugu olarak tanittim, ve bu ülkeyi Osmanlidan kurtaran mustafa kemalin yoldaslarinin torunu olarak gördüm.

Osmanli imparatorluguna baktigimizda okuyabildigim kadariyla Gelmis gecmis bütün imparatorlarimizin hanimlarinin TÜRK olduguna rastlamadim. Rastlayan varsa bana ismini söylerse menmun kalacagim. ve son hirant dink olayinda emri veren kisinin Osmanli hanedanini isaret ederek Biz osmanliyiz FATIH SULTAN MEHMETIN TORUNLARIYIZ Demesi ve milliyetcilik adina aydin, demokrat. Yurt sever O katillerden daha ülkesinin milliyetcisi bir insani vurmalari belli etmiyormu neyin ne oldugunu.

Anlasiliyorki osmanlinin yanlis hatalari simdiki Cumhuriyetede zarar veriyor ama bunu ya anliyoruz yada görmemezlikten gelip kafamizi kaldirip bakamiyoruz. Türküyeye sonradan göcüp kafkaslardan, balkanlardan gelen bütün kavimler Türküyede milliyetci ruha bürünüyor. Ben yasamis oldugum yillar icinde okul yillarinda Yurt disinda olsun izlenimlerim ortaya bunu koydu. Bu memleketin sahipleri Kurtulus savasinda MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ün yaninda olanlarmi. yoksa olmuyanlarmi.

Bu ülke kendini sahte milliyetci görenlerin degil. bu ülke Anadolu topraklarinda yasayan herkesin ülkesi. Bu ülke kurtulus savasinda sirtinda mermi tasiyan cepheye fatma ananin torunlarinin ülkesi. Bu ülke canakkalede. Kocatepede. emperyalist güclere karsi savasan. Anadolu topraklarinda yasayan Hic bir zaman ayrim yapmayacagim. Mozayigin ülkesi. Bu ülke Helenalarin, elenalarin torunlarinin ülkesi degil. Bu ülke Mustafa kemalin yoldaslari mehmetin. dogudaki sirvanin. batidaki cözdallarin. karadenizdeki temellerin. ve anadolu topraklarinda sevgi ve hos görü icinde yasayan bütün etnik guruplarin ülkesidir. Vatanini emperyalistlere satan imparatorlarin degildir. Onun torunlarininda degildir.

Bu ülkede yavuz sultan selimlerin yaptigini animsayarak. adinada milliyetcilik koyarak. Özgür demokrat aydin yurdunu vatanini seven insanlari katledenlerin degil. bu ülkenin esas sahipleri bu acimasizca serefsizce katlettiginiz. . Ugur mumcular. bahriye ücoklar. musa anterler. cetin emecler. hirant dinkler. ve bir cok aydinlarin ülkesiydi. Ve hic unutman SIVASTA MARASTA CORUMDA yakip katlettiginiz insanlarin ülkesiydi.

Bu hunharca islenen cinayetlere bakildiginda Kendini osmanli ve yavuz sultan selim in torunlari zanneden aklinca katiller yapmistir.gercek anadolunun insanlari yapmamistir. yapanlar ortada ve acik ortadadir. Hic bir zaman Kurtulus savasinda Mustafa kemalin yaninda olan yoldaslarinin torunlari yapmamistir, her hangi etnik guruba ait olusa olsun.

Bu ülkenin milliyetcileri vatan evlatlari bunlarmidir.

Sonradan anadolu topraklarina gelip türklügünü kanitlamak icin Ülkenin aydinlarina kursun sikanlarmidir.

Bu ülkenin sahipleri Guruplasarak ceteleserek ülkesinin birlik ve beraberligine kursun sikanlarmidir,

Bu ülkenin sahipleri fasist irkci düsünceden yola cikarak toplu katliam yapanlarmidir,

Bu ülkenin sahipleri gencecik yasinda ülkesinin bagimsizligi icin calisan insanlari dar agacina cekenlermidir.

ASLA

BU ÜLKENIN ASIL SAHIPLERI ANADOLU TOPRAKLARINDA YILLARDIR BARIS HUZUR ICINDE YASAYAN KÜRDÜYLE TÜRKÜYLE ALEVISI SÜNNISIYLE ÜLKESININ BAGIMSIZLIGINI SAVUNAN: ÜLKESINI EMPERYALIST GÜCLERDEN KORUMAYA CALISAN : MUSTAFA KEMALLERIN. PIR SULTAN ABDALLARIN. YUNUS EMRELERIN HACI BEKTASI VELILERIN: MEVLANALARIN: CIZDIGI YOLDAN ILERLEYEN BÜTÜN MOZAGIYIN ÜLKESIDIR:

SIZLER ÖLMEDINIZ SADECE BEDENINIZI KAYBETTINIZ: AMA YÜZBINLERI YARATTINIZ

SAGOLUN YOLDASLAR

saygilarimla : ZEKI ISIK
basak tosun
E-Mail: basakun@mynet.com
erstellt am .. um 13:37 Edit - 1433 Delete - 1433 IP - 1433 Antwort - 1433

Uğur Mumcu

UĞUR'suz bir günün
düşündürdükleri!..

24 Ocak 1993! Yer Ankara...
Bir kez daha kalleşçe patlatılan bir bomba...
Ve kapı eşiğinden el sallayan eşi Güldal'ın gözleri önünde paramparça olan bir beden ve bir daha evine dönemeyecek, bir baba, bir koca, adam gibi bir adam...
UĞUR MUMCU.
Gül dalından koptu.
Uğur Güldal'ından ayrı düştü!

Peki neden?
Neden olacak birilerini rahatsız ediyordu da ondan!
Evet rahatsız ediyordu... Sakıncalıydı...

Peki kimleri ?
Bu sorunun yanıtını burada bulunan herkesin bildiğini veya en azından hissettiğini sanıyorum. Kısaca karanlıktan beslenenleri, aydınlıktan korkanları; hurafe dostu bilim düşmanlarını...

Sözü fazla uzatmadan, Uğur Mumcu'yu nasıl algıladığımı kısaca söyleyeyim isterseniz :
- Her şeyden önce bir demokratik sosyalistti
- Demokrattı, herkes için ve her yerde demokrasiyi savundu
- Sosyalistti, emeği ve çalışanın hakkını savundu ; sömürüye, soyguna, talana karşı çıktı
- Şiddete karşıydı, demokratik çözümleri savundu, barıştan yana oldu
- Din tüccarlarına karşı çıktı, laikliği savundu
- Işık düşmanlarına karşı aydınlığı savundu.

Bu nedenle mücadelesini verdiği değerler ve ilkeler unutulmadı, unutulmayacak. Çünkü onu yaşarken ve katledildikten sonra haklı çıkaran sebeplere her gün bir yenisi ekleniyor. Barış, laiklik, özgürlükler, insan hakları, demokrasi her yerde, ve Türkiye'mizde her yerden daha çok, tehdit altında. Acımasız vahşi neo-kapitalizm her yerde herkese saldırıyor. Uluslararası hukuk kuralları ihlâl ediliyor. Ülkeler istila ediliyor, silahlar satılıyor, ilkeler çiğneniyor, göz yaşları oluk oluk akıyor. Büyük sermayenin çok büyük bir bölümü işbirlikçiliği seçmiş menfaatleri icabı. Atatürk devrimleri bir bir yok ediliyor. Atatürkçü, laik, kuvayı milliyeci, ulusalcı olmak suç sayılıyor ! Günümüzün modası tarikatçılık ve ümmetçilik. Sakalını ve bıyığını veya türbanını FET-PA, NUR-PA, SÜL-PA, NAK-PA, vs... gibi modaevlerinden seçeceksin. Pazarla yavrum pazarla! Aydınlanma ve bilimi sadece laf salatası yapma niyetiyle kullanacaksın, zikrin olacak ama fikrin olmayacak. Yani ezberlerdiğin boş bilgileri içerdeki ve dışardaki efendilerini memnun etmek için kullanacaksın. Demokrasiyi de kendi çıkarlarının gerektirdiği kadar kullanacaksın : yani tramvay gibi istediğin durakta binecek, istediğin durakta da ineceksin. Geçmişte yaptıkların ve dediklerin hatırlatılınca da ; onlar eskidendi, ben değiştim diyeceksin. Hem de gelişerek. Maşallah, nazar değmez inşallah! Sizlere naçizane bir tavsiyem olacak : ZEKA ile KURNAZLIĞI birbirine karıştırmayın, tarihten ders alın ve halkın sabrını taşırmayın!

Sizler, yani aydınlanmayı engelleyenler, ne yaptığınızı çok iyi biliyorsunuz. Planlı-programlı çalışıyorsunuz. Egemen güçler sizi destekliyor. Siz de onları tabii ki, herşey karşılıklı. Paranız var. Satınalım gücünüz yüksek. Lüks tüketim hastalığı yaygın. Globalleşmeye ayak uydurmak gerekir diye vatan satılıyor göz göre göre. Mürekkep yalaya yalaya yalakalık yapmayı meslek edinmiş kültürlü kalemşörler ihanet medyasının gözbebekleri. Ve 1950'den bu yana başarıdan başarıya koşuyorsunuz. Helal olsun. Tebrikler. Fakat şunu iyi bilin ki hepinizi satın alacak kadar paramız olsa bile almayız sizleri...

Peki ya bizler! Yani Atatürkçü, ilerici, demokrat, laik, cumhuriyetçi, ulusalcı geçinenler ne yapıyoruz? Bayram kutlamaları ve anma günleri dışında?

Ben üzülüp ağlamaktan yana değilim! Görevimiz onun ve onun gibi aydınların fikirlerini uygulayarak yaşatmak olmalı. Çalışarak, üreterek, paylaşarak! Azimle ve cesaretle.

«Ölümden korkup da sonunu sayan
Ölür gider yâr koynuna giremez»
diyor Karacaoğlan !
Bizim girmek istediğimiz yar koynu ise laik, demokratik sosyal hukuk devleti, bir ve bütün, bağımsız ve çağdaş, onurlu Türkiye değil mi ?

"Susmayı, kendi kabuğunun içine çekilmeyi" çağın suçu olarak niteliyordu. "Cesur bir kere, korkak bin kere ölür" diyordu Uğur Mumcu.

Toprağa verildiği gün Ankara'da tarihin en büyük laik yürüyüşünde 250.000 kişinin hep bir ağızdan söylediği şu dörtlük belleklere kazındı :
"Ankara'nın taşına bak
Gözlerimin yaşına bak
Uyan uyan Gazi Kemal
Şu feleğin işine bak".
Bu halk türküsü ölümünden sonra bir bakıma Uğur Mumcu ile özdeşleşti.

Vurulduk ay halkım unutma bizi... Uğur Mumcu'nun vasiyeti oldu.

"Benim naçiz vücudum elbet birgün toprak olacaktır.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." diyordu M.K.Atatürk.

Ölüm insanlar için, ama ayrılık zor.
Kısa ömürlü de olunsa, önemli olan yaşarken onurlu yaşamak :
aş ile, iş ile, eş ile, barış ve dayanışma içinde, hep birlikte, uygarca...

B. Brecht'in ünlü «Diyalektiğe Övgü» şiiri bize çözümün kimde olduğunu söylüyor. Zulmün egemen olduğu yerde, ayaklanmanın kaçınılmazlığını vurgulayan şu dizeler çok anlamlı : «Zulüm yürürlükteyse kim suçlu : Kendimiz/Ve kimdir onu yıkmak zorunda olan : Biz».
Boşuna kurtarıcı beklemeyi bırakıp, elimizdeki mumları değerledirmemiz daha anlamlı olmaz mı sizce?

Adnan Tunç
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 14:05 Edit - 1434 Delete - 1434 IP - 1434 Antwort - 1434


HRANT DİNK

Türkiyede aydın olmanın bedelini Daha öncekilerde olduğu gibi Değerli yurtsever, aydın insan,
Hrant Dink'ede bunun bedelini canıyla ödettiler.

Merak etmeyin,
cahil..,dolduruşa geldi..,milliyetçi duyguları kabardı..,sokak serserisi..., gibi söylemlerle,daha öncekilerde olduğu gibi bunuda örtbas edecekler.

Vuran caniyi göreceğiz,bundan sonra bilinen çevrelerce bir Milli kahraman olarak anılacak.
Cezaevinde, mahkeme aşamalarında,en sonda üç,beş sene yatıp,çıktığında,
daha önceki abilerinde olduğu gibi,

'' NE YAPTIYSAM DEVLETİM İÇİN YAPTIM ''diyerek

'' BU ÜLKE KENDİSİYLE GURUR DUYACAK.''

Bu katiller sürüsünün,Hrant Dink'e canıyla ödettiği bu ayıp,bütün Türkiye'nin ayıbıdır.
A.Tunç

Kevser Ezgili
E-Mail: hkgturku@hotmail.com
erstellt am .. um 08:40 Edit - 1435 Delete - 1435 IP - 1435 Antwort - 1435

Sayın site yöneticisi Haydar Erdoğan beyefendiye şahsıma gösterdiği ilgiden dolayı çok teşekkür ediyorum. Uzun süredir sitenize şiir yazamadım. Bundan sonra zamanım el verdikçe şiirlerimi siteniz aracılığı ile yöre halkınızla paylaşmaya çalışacağım. Sitenizi çok beğendim bunu da yeri gelmişken söylemek istiyorum.Başarılar diler saygılarımı sunuyorum.


TÜRKİYEM


Ne eğitimin ne kültürün kaldı
Aydınların hala sürgün Türkiyem
Cazı popu başta yerini aldı
Ozanların sana dargın Türkiyem

Ekonomin onmaz derin yaralı
El koydu olaya dünya kıralı
Takiben gönderdi icra sıralı
Ekonomin bozuk durgun Türkiyem

Yasaları birbir dizdi SARALI
Uygulayanların hepsi buralı
Bir avuç insanı etti paralı
Bankaların talan vurgun Türkiyem

Sırayla satılık verimli KİT.ler
Yedikçe yiyor da doymuyor Bitler
Korkusundan sinmiş kimsesiz fertler
Vatandaşın sessiz yorgun Türkiyem

EZGİLİ KEVSER im bu eza niye
Adam sen de boşver hep diye diye
Ülke oldu IMF ye hediye
Daha merhem tutmaz sargın Türkiyem



Halk Ozanı
Ezgili Kevser
Çorum


Not: Sara: Bir çeşit sinir hastalığı
Bitler : Asalaklar anlamında kullanılmıştır.






Attila UÇAR
E-Mail: attilaucar@mynet.com
erstellt am .. um 12:31 Edit - 1436 Delete - 1436 IP - 1436 Antwort - 1436

BEYANA DAYALI NUFUS SAYIMI

Son günlerde internet sitelerinde Karaözü de yapılacak nufus sayımı için bir telaş ve koşuşturma başladı.Karaözü Belediye Başkanı Sayın Çakır GENÇ toplantılar yaparak bu sayımın önemini anlatırken bazı dostlarımızda "Karaözü nasıl Kurtulur"başlıklı yazılarla bu kampanyanın önemini anlatmaktadır.Bu konuyla ilgili bende kendi düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.Ancak şunu tekrar yazımın başında belirtmek isterimki (Sayın GENÇ ve yakınları bunu kabul etmiyor)Benim yazımın muatapı Karaözü Belediye Başkanıdır.Sayın GENÇ insan olarak büyügüm ve insan olarakta saygı duyduğum birisidir.Gelelim siyasi nostaljiye:
Karaözü de siyaset son derece hassas ve ilginçtir.Hepinizin bildiği gibi "KARAÖZÜ VE BAHADIN"Başlıklı birbirine benzeyen iki belediyenin bir karşılaştırmasını yapmıştım.İki beldenin en önemli ve farklı özelliği KARAÖZÜ Belediye Başkan adayları hep iktidar partisinden aday olup kazanmışlar Bahadın ise bugüne kadar böyle bir şark kurnazlığı yapmamış bugünde olduğu gibi siyasi görüşleri doğrultusunda bir siyasi partinin adayını Belediye başkanı yapmıştır.
Karaözü de İlk Belediye Başkanı Haydar ERGÜDER Demokrat partiden seçilmiştir.Sayın GENÇ bir kez DYP den birkezde ANAP tan aday olarak kazanmış ve Karaözü ne hizmetler vermiştir.Son seçimlerde AKP(ADALET VE KALKINMA PARTİSİ)aday olmuş ve Karaözü seçmeni kendisini Belediye başkanı yapmıştır.
MART 2004 KARAÖZÜ BELEDİYESİ secim sonuçları:(AKP)Çakır GENÇ:381,(CHP)Şener TATAR:311,(GP)Vesile KELEŞ:69,(DYP)Oğuz KILIÇ:8 almışlardır.İL GENEL MEÇLİS ÜYELİĞİ İSE (AKP):249,(CHP):394,(GP)43 OY almışlardır.
Özet olarak Sayın Çakır GENÇ AKP Partisinin adayı olarak secimi kazanmıştır.Halende Karaözü Belediye Başkanlığını yürütmektedir.Ancak kendisi Ankara Karaözü Derneğinin yemeginde yaptığı konuşmada "Hatalı olduğunu ve özür dilediğini"söylemesine rağmen bugüne kadar bu konuda bir açıklama yapmamıştır.Hizmetlerini Karaözü halkı takdir eder etmez onların bileceği iştir.
Bazı Karaözü lü dostlar Eski Belediye Başkanı Zeki Argüder ile s.....dik yarışına girerek "Ülkemizde hortum anlayışını Karaözüye iktidar yaptı.Hiçbir hizmet yapmadığı halde,yapmadığı hırsızlık kalmadı"şeklinde suçlamalarda bulundular ancak benim bu güne kadar duyduğum bir suçtan ceza alıp cezaevine girmedi.İşin ilginç yanıda "Hesap soracağım "demediği için Şener TATAR a oy verilmemesi idi.
Benim Seçimler öncesi Karaözü secimleriyle ilgili fikrimi fikrimi acıkladım ve yazdım.Karaözü lü büyüklerimle konuştum.Ancak sözde demokrat aydın geçinen Dernek başkanlığı yapmış dostlarımız "AKP ile CHP arasında hiçbir fark yokki türkiyede herşey kirli özellikle siyaset kirli biz neyi tartışıyoruzki"demiştir.
Ben kimseyi kınamıyor ayıplamıyorum.Ancak AKP den Belediye Başkanı secilen Alevi bir beldenin belediye başkanı Herkesle toplantı yapabilir.Benim önerim Sivas Şehidi Ozanlarımızın,semahcı cocukların,Yazarlarımızın,akrabaları ilede toplantı yapmalıdır.Sayın Çakır GENÇ Karaözü halkına danışarak AKP den aday oldu ve kazandı.Cevre köyleriyle bir toplantı yaptımı ?Ankara daki KARAÖZÜ Derneğinin kaç tane türkmen üyesi vardır?Kendisinin seçilmesine büyük katkısı olan Mustafa BAĞCI ilede toplantı yaptımı?Bir partinin üyesi iken nasıl başka bir partiye kayma yapılır?Karaözü Köy olmayamı yakışıyor yoksa Belediyeli Belde olmaya yakışıyor?,Buna Karaözülü karar vereçektir.Diger köylerle bir alakası yoktur.
SON OLARAK:Karaözü deki Belediye seçiklerini Bir AKP Milletvekiline sordum:Tamamı Alevi olan ,CHP ağırlıklı bir beldede AKP den aday olup kazanılmasına ne diyorsunuz diye sorduğumda "SİYASİ AHLAKSIZLIK"demişti.Bununda yorumunu siz yapın.Sizi bilmem ama ben Geçmişinde önder cağdaş,aydın Karaözünü özlüyorum!!Sevgi ve saygılarımla...
Adnan Tunc
E-Mail: adnan.tunc@web.de
erstellt am .. um 13:05 Edit - 1437 Delete - 1437 IP - 1437 Antwort - 1437


UYU YAVRUM NENNİ

Aleviler İslamın içindemi,dışındamı.
Ehlibeyti severlermi,sevmezlermi,
Alevilik,Dinsel inançmı,değilmi.
Dost kapısı,
kırk makam,şeriat,vs.......
uyu yavrum nenni.....

Türkiye'de 20 Milyon insan açlıkla cebelleşiyor.yüzde altmışı sosyal haklardan yoksun,Ülkenin bakanı açıklama yapıyor:yoksulların sayısı 18 milyon değil 17 milyondur.Özrü kabahatinden büyük...
Ülkenin milli gelir kaynakları kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarla,gizli anlaşmalarla çok uluslu şirketlere pazarlanmış.
Avrupa medeniyetin nimetlerine erişmenin temellerini 300 yıl önce atmışken,bu ülkede insanlar 21. yüzyılda halen açlıkla,yoksullukla cebelleşiyor.

Bu ülke halen soygun düzeniyle yönetiliyor,Nüfusunun,Yüzde sekseninin bu soygun düzenine bulaşmış başka bir toplum daha tanıyormusunuz.

Camimi, cemevlerimi,Şeriatmı,Tarikatmı ,kırk makammı.....Uyu yavrum nenni.
Ülkede haksızlık diz boyu,Hukuksuzluk diz boyu,iş bilenin varlıklının yanında,insanların hukuğa çoğu zaman güvenleri kalmamış.Hukuğun bittiği yerde insanlığında biter.....
Eğitimde aklı değil,vahiyi öne çıkaran bir anlayışla ülke karanlığa gidiyor.
(Göreceğiz seçimlerde AKP'nin başarısını)

Cemevleri serbest olmalı. Dedeler,babalar,şeyhler,şıhlar vs....
Ülkenin malı ,mülkü,limanları,arazileri,fabrikaları,
iktidarın kendi adamlarına ölmüş Eşek fiyatına pazarlanırken.....İnsanların kutsalları ile uğraşarak,eğemenlerin iktadarlarını sürdürmeleri için onurlarınızı köreltin.

Bu ülke halen 12 Eylül anayasası ile yönetilirken (pardon uyutulurken) kör bile düştüğü çukura bir daha düşmezken,bizim körlerin 1500 yıllık Arabın,Türk insanına empoze edilen bir kültürün peşinden koşması,Çevresi vurgun ,soygun,üç kagıt sistemiyle yönetilen bir ülkenin insanlarının,Ebu süfyan Hz Muhammedin dişlerinimi kırmış,Muaviye HZ.Aliye isyanmı etmiş..Oğlu Yezit.....

Bu toplumu birde sizler Alevicilik masallarıyla uyutun,nasıl olsa böyle millet var...Uyu yavrum nenni

Hiç düşündünüzmü en çokta eski sol döneklerin bu konuları topluma dayatmaları neyin sonucu.

Bu ülkede insanlar vatan millet bayrak ulusalcılık masallarıyla uyutulurken,
Alevicilerimizde bu koroya dahil oldu.
Atatürkün ta ozamanlar hedef gösterdiği Muasır medeniyetlere
(batı medeniyetine ) erişmesinin
hedefinin en çokta bu ilerici geçinen kesimlerce engellenmesi hangi oyunların sonucu.Biliyorlarki o muasır medeniyetlere erişmiş bir toplumu bu zırvalarla uyutamayacak,soygunlarına soygun katamayacaklar.

Sol dönekler kafalarında bitirdikleri sol değerlerin aslında bitmeyip,bitenin kendileri olduğunu ne zaman anlayacaklar bakalım.
Uyu yavrum nenni

A.Tunç

Burunören Köyü Kalkıma - Sosyal dayanışma ve Kültür Derneği
E-Mail: info@burunviran.com
erstellt am .. um 19:20 Edit - 1438 Delete - 1438 IP - 1438 Antwort - 1438

DUYURU
27 Ocak 2007 tarihinde Dernek yönetim Kurulu aşağıda belirtilen yer ve saat ta toplanacaktır. Dernek yönetiminde görevli arkadaşlara duyurulur. Denetleme ve Disiplin kurulunda görev alan arkadaşlarda istedikerleri halde bu toplantıya katılabilirler.

Burunören Köyü kalkınma Sosyal dayanışma ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu

Adres :
Marien str. 20/ a
42115 Wuppertal – Elberfeld

Toplantı tarihi : 27.01.2007 Saat : 14: 00 de

zeki isik
E-Mail: isik_zeki-@hotmail.de
K114  04  dialno)
erstellt am .. um 13:56 Edit - 1439 Delete - 1439 IP - 1439 Antwort - 1439

SAYGIDEGER KARAÖZLÜLER; KARPINARLILAR: IGDELILER; YERLIKUYULULAR: BURUVIRANLILAR: KALEKÖYLÜLER:

Bütün olarak yöremin güzel insanlarina saygi ve sevgilerimi sunarken . Bu kisa dönem icinde yöremizde cok canlar kaybetmenin üzüntüsü icerisinde kaldik. Hayatini kaybeden bütün canlarimiza tanridan rahmet. Sevenlerine ve ailelerine saglikli ve uzun ömürlü bir yasam dilerim. Hepimizin basi sagolsun bir daha böyle acilar görmeyiz insallah.

Yöremin güzel insanlari Bizler yillardan beri Birlik dayanisma icerisinde kalplerimiz bazi zaman kirilmistir ama, Sevgi icerisinde saygi icerisinde anlayis icinde kalarak yöremizde en güzel sekilde yasamaya devam ediyoruz, ve devamda edecegiz. Siyasi görüsümüz, partimiz. politikamiz. ne olursa olsun Her zaman yöremizi bu görüslerden üstün tutarak yöremize hizmette kusur etmiyecegiz.YÖREMIZ ALEVI AYDIN DEMOKRAT DEVRIMCI YURTSEVER LAIK ATATÜRKCÜ DÜSÜNCEYE SAHIPTIR. BUNDANDA ÖDÜN VERMEZ:

Yöremin güzel insanlari Ne zaman yapilacagi belli olmuyan ama Her an yapilacak gibi görünen ( yeni sisteme göre) bir NUFUS SAYIMI var. Baskin gibi görünen bir nufus sayimi öyle anlasiliyor.

Hepimizin bildigi gibi kisin yöremizde yasayan kisilerin sayisi apacik ortada görünüyor. Ama Yörenin Büyük her zaman nereye gitsek adini söyledigimiz KARAÖZÜ BELEDIYESI var. yani KASABA Simdi bir coklarimiz diyecegizki vay su partili degilmi diye, Tabiki hepimiz bu adi AK kendisi kara olan bu partiye yörenin insanlari olarak karsiyiz, Ama Bizim su an birlik ve beraberlige ihtiyacimiz var. politikaya degil, Politikayi baska zamana birakacagiz. ve Dayanisma icerisinde olacagiz acil olarak. KARAÖZÜ BELEDIYESIYLE ne gerekiyorsa yörenin insani olarak onu yapmaya calisacagiz.

Yöremin güzel insanlari Bütün yörenin DERNEKLERI :sivil toplum kuruluslari GÜN DAYANISMA GÜNÜDÜR

YÖREMIZIN BIRLIK VE BERABERLIGINI PEKISTIRME GÜNÜDÜR : NUFUS SAYIMINDA KARAÖZÜDE OLMA GÜNÜDÜR

UZAKTA OLUPTA GIDEMIYECEKLERLE HEMEN IRTIBATA GECIYORUZ GIDEMIYENLERI GÖTÜRÜYORUZ ?????????

HAYDI YÖREMIZIN GÜZEL INSANLARI BU ONUR MÜCADELESINDE KASABAMIZIN YANINDA OLALIM: GÖRÜSÜMÜZ NE OLURSA OLSUN AMA HER SEY KARAÖZÜNÜN VE YÖRENIN GELECEGI ICIN BIR AN ÖNCE IRTIBATA GECELIM:

BIZ AVRUPADA BULUNAN YÖRENIN INSANLARI OLARAK BU YÖRE VE KASABA KALMAK ICIN SAVASTA VARIZ.
KARAÖZÜ BELEDIYESININ YANINDAYIZ
NE GEREKIYORSA HAZIRLIKLARIMIZI YAPIYORUZ.( Hepimizin bildigi gibi cok kolay)

SAYGILARIMLA
KARAÖZÜ BELEDIYESI FAKS:8146260

NOT; AVRUPADA IRTIBAT VE BILGI ALABILIRSINIZ tel. almanya 01746329782



<<  1 ... 5 6 7 8 9 10 11 >>

Arşive bak

Administration | Multi-Administration
Eigenes Gästebuch registrieren!